Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu

   


Go Back   Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu > Diğer Online Oyunlar > World Of Warcraft [WOW]

World Of Warcraft [WOW] World Of Warcraft [WOW] hakkındaki yazılar bu köşemizdedir.


Warcraft`ın GENEL Efsanesi 1.Bölüm

World Of Warcraft [WOW]


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 25 Eylül 2013   #1
Banned
Avatar Yok
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 14 Ekim 2012
Mesajlar: 2.660
Konular: 834
Rep Puanı: 47867
Rep Gücü: 0
Rep Derecesi : Aliaena has a reputation beyond reputeAliaena has a reputation beyond reputeAliaena has a reputation beyond reputeAliaena has a reputation beyond reputeAliaena has a reputation beyond reputeAliaena has a reputation beyond reputeAliaena has a reputation beyond reputeAliaena has a reputation beyond reputeAliaena has a reputation beyond reputeAliaena has a reputation beyond reputeAliaena has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 172
Ettiği Teşekkürler: 107
Standart Warcraft`ın GENEL Efsanesi 1.Bölüm

BÖLÜM 1: Evrenin Yaratılışı



Kimse tam olarak kainatın nasıl başlandığını
bilmemektedir. Bazılarının teorisine göre, yıkıcı kozmik
patlamaların sonsuz sayıda dünyaları büyük karanlığın
genişliği içinde döndürerek yarattığını savunur. Bu
dünyalar bir gün muhteşem ve korkunç derecede canlı
çeşitliğini barındıracaktır. Diğer bir görüşün taraftarları
ise tüm kainatın tek bir güç tarafından yaratıldığına
inanır. Kaotik kainatın kökeni bilinmezlik içinde süre
gelir ama birşey çok açıktır, o da güçlü varlıkların
oluşturduğu ırklar, muhtelif dünyalara stabilite
getirmenin yanında onları izleyecek diğer varlıklar içinde
güvenli bir geleceği temin etmişlerdir.

Kozmozun uzak yerlerinde, metal derili, devasa Titanlar
vardır. Yeni oluşan alemleri keşfederek, karşılaştıkları
dünyaları şekillendirirler. Kudretli dağlar ve uçsuz
bucaksız denizler yaratırlar. Havayı çoşkuyla soluyarak,
atmosferi şekilendirirler. Bu olay kaosun dışında düzen
getirme amacı olan, ileri görüşlü ve kavranamaz bir
bütünün parçasını teşkil eder. Hatta ilkel canlıları kendi
işlerini görebilmeleri için güçlendirir, ilgili dünyalardaki
bütünlüğü korurlar.

Pantheon olarak bilinen saygın bir mezhep tarafından
yönetilir. Titanlar, yaratılışın ilk çağlarından itibaren
dağılmış milyonlarca dünyaya düzen getirmiştir. Yüce
gönüllü Pantheon, bu kurulu dünyalara güvenlik
getirmeye çalışmıştır. Twisting Nether'ın boyutlararası
varlıklarının saldırı tehdidine karşı bile tetikdedir. The
Nether, kaotik büyülerin ruhani boyutudur. Kainattaki
sayısız dünyalarla bağlantısı vardır. Bu yer sadece
yaşamları yok etmek ve yaşayan kainatın enerjisini
emmek isteyen kötücül, şeytani varlıkların mekanıdır.
Herhangi bir surette algılanamayan bu şeytani ve lanetli
demonların süregelen tehdidini sonlandırmak adına bir
yol bulmak için çabalamışlardır.


Sargeras ve İhaneti




Zaman içinde, şeytani varlıklar Twisting Nether'dan
Titanların dünyalarına gelmenin yolunu bulmuştur.
Pantheon en büyük savaşçısı Sargeras'ı, savunmanın ilk
hattını oluşturmak üzere seçer. Erimiş Bronz'un soylu
devi Sargeras, sayısız asırlarca, bu iblisler nerede
bulunursa bulunsun kendini bunları yok etmeye
adamıştır. Ebediyet gibi geçen bir sürenin sonunda,
Sargeras çok güçlü iki şeytani ırkla karşılaşır, iki ırk ta
güç kazanmakta ve fiziksel dünyaya hükmetmektedir.

Sonra Eredar adı verilen bir şeytani büyü ile uğraşan ırk,
Warlock büyüleri ile birçok dünyayı ele geçirmeye
başladılar. Bu büyülerden etkilenen saldırıya uğramış
ırklar, mutasyona uğrayarak çok farklı yaratıklar olmaya
başladılar ve en sonunda saldırıya uğramış masum
ırkların hepsi Eredar'lara benzemeye başladı. Sargeras
neredeyse limitsiz gücünü Eredarlara karşı kullandı ve
onları Twisting Nether'in köşesinde yakaladı ve onları
esir aldı. Ancak Sargeras, Warlock büyülerinden çok etkilendi
ve kendisi de bunlardan nasibini almaya başladığında,
Sargeras çok büyük bir depresyonun içinde buldu
kendini.

Sargeras bu kafa karışıklığının ve ümitsizliğin
içindeyken, Twisting Nether'dan gelen
diğer bir ırkla savaşmaya zorlandı. Nathrezim adı verilen
bu ırk vampirik güçlere sahip korkunç bir ırktı. Adlarına
Dreadlord da denilen bu ırk, birçok dünyayı ele geçirerek,
yerlilerini gölgeye çevirirdi. Zalim Dreadlordlar, dünya
yerlilerini kandırarak, aralarında karışıklıklarla yıkardı.
Sargeras, Nathrezim'i çok kolay yendi ama onların
bozulmuşluğu onu derinden etkiledi.

Sargeras'ın duygularını şüphe aldı bir anda, görevine
sadakatini ve hatta daha önemlisi Titanların düzenli bir
evren anlayışını kaybetmişti. Sonunda Sargeras sonuç
olarak Titanların yapmış olduğu herşeyin yanlış
olduğuna karar verdi. Ona göre Titanlar bu evrende
Kaotik güçlerin kaynağı idi. Çoğu Titan arkadaşı ona
yardımcı olup yol göstermeye çalıştı, ama bunun
sonucunda Sargeras daha fazla içine kapandı ve
Pantheon'dan ayrılıp dünyada kendine bir yer aramaya
başladı. Pantheon onun terk edişine bir anlam veremedi
ve kardeşi olan Sargeras'ın neler yapabileceğini
göremedi.

Zamanla, Sargeras delirdi ve ruhunun ücra köşelerinde
bozulan bir şeyler olduğunu fark etti. Bunun nedenini
Titanlara bağladı. Bu yüzden Titanların yapmış olduğu
her şeyin yanlış, hatalı olduğunu zannetti. Bu yüzden
her dünya yok edilmeliydi ve tekrar kurulmalıydı. Böylece
düzen sonsuza kadar her tarafta olacaktı. Bunu yapmak
için dev bir ordu kurmak için düşünmeye başladı.

Sargeras'ın Titanik görüntüsü bile zamanla bozuldu ve
zehirlenmiş olan kalbi ile değişim içine girdi. Gözleri,
saçları ve sakalı ateşlendi ve metalik derisi karardı.

Bu kızgınlığın içinde, Sargeras, Eredar ve Nathrezim
ırklarının hapislerini açtı ve kötü yaratıkları serbest
bıraktı. Bu yaratıkların önde gelenleri Karanlık Titan'a
hizmetlerini sundular. Sargeras, Eredar'dan iki tane
şampiyon seçti. İlki Kil'jaeden the Deceiver idi.
Sargeras'ın orduları için karanlık ırkları düzenleyecekti.
İkinci Şampiyon ise, Archimonde the Defiler idi. Sargeras
için orduları yönetecekti.

Kil'jaeden'ın ilk yaptığı şey vampirik dreadlordlarını
kendine köle yapmak oldu. Dreadlordlar, Kil'jaeden için
özel ajanlardı ve bu görevi çok iyi yerine getiriyorlardı.
Aralarında Tichondrius denilen bir Dreadlord vardı ki bu
yaratık Kil'jaeden'in mükemmel bir savaşcısı olarak
Sargeras'a da hizmet etti.

Muhteşem Archimonde, kendine de ajanlar buldu. Malefic
Pit adlı bir dünyanın barbar lideri olan Mannoroth the
Destructor'u ajanı yaptı ve evrenin en iyi ordusunu
yapmak için çalıştı.

Sargeras ordularının yavaş yavaş oluştuğunu ve her
emrini yerine getirecek güçte olduğunu görünce, hepsini
Dev Karanlık'ın içine bıraktı. Sargeras bu ordusunun
adına Burning Legion dedi. Bugüne kadar kaç tane
dünya yok edip kaç tanesini köleleştirdi bilinmez ancak
evrene çok büyük bir yıkım getirdiği kesindir.

Eski Tanrılar ve Azeroth'un Hakimiyeti



Titanlar, Sargeras'ın yaptıklarından habersiz dünya
dünya dolaşarak her dünyaya düzen getirmekle uğraştılar
ve bir gün ufak bir dünya ile karşılaştılar daha sonra adı
Azeroth olacaktı bu dünyanın. Titanlar garip yeryüzüne
ayak bastıklarında, düşman olarak birçok Elemental
Varlık'la karşılaştılar. Bu Elementaller, sadece eskilerin
bildiği yok olmuş Eski Tanrılar'a taparlardı ve bu yüzden
Titanları geri püskürtmek için savaştılar.

Pantheon, Eski Şeytani tanrılara tolerans gösteremediği
için Elementallere savaş açtı. Eski Tanrı Orduları dört kişi
tarafından yönetilirdi: Ragnaros the Firelord, Therazane
the Stonemother, Al'Akir the Windlord ve Neptulon the
Tidehunter. Kaotik güçler dünyayı sardı ve Titanlarla
savaşmaya başladılar. Ancak Titanlar çok güçlüydü ve
Elementaller savaşı kaybetti. Bir bir tüm Elemental
Efendiler yok edildi ve güçleri ellerinden alındı.

Eski Tanrılar'ın kalelerini yıkan Pantheonlar dört şeytani
tanrıyı yeryüzünün altına zincirledi. Eski Tanrılarının
gücü kalmayınca ruhları fiziksel evrenden ayrıldı ve
Elementallerin hepsi başka bir boyutta sıkıştılar.
Elementallerin gidişi ile doğa sakinleşti ve dünya barışçıl
ve bir o kadar güzel bir yere dönüştü ki Titanlar burayı
çok sevdiler.

Titanlar birçok ırk yaratıp dünyanın şekillenmesinde
onlara yardım ettirdiler. Sonsuz mağaralar yaratmak için
cüce gibi yaşayan taşlar yarattılar. Denizleri yükseltip
kara yapmak için deniz devlerini kullandılar. Birkaç çağ
boyuncu Titanlar bu dünya üzerinde çalıştılar ve en
sonunda inanılmaz güçleri olan bir göl oluşturdular. Bu
göl, onların deyimi ile Sonsuzluk Kuyusu(Well of
Eternity), bu dünyada yaşamı başlatacak olan şeydi. Zamanla, bitkiler, ağaçlar, yaratıklar ve canavarlar dünyada dolaşmaya başladılar. İşlerinin son gününde oluşan kıtaya Kalimdor dediler,
Sonsuz Yıldız Işığının ülkesi...

Ejderhalar Zamanı



Küçük dünyanın düzenlenmesinden ve işlerinin
bitmesinden tatmin olan Titanlar, Azeroth'u terketmeye
hazırlandılar. Yine de, gitmeden önce, herhangi bir
gücün onun mükemmel bütünlüğünün tehdit etmesi
olasılığına karşılık Titanlar dünya üzerindeki en harika
ırkı Kalimdor'a göz kulak olma işiyle görevlendirdiler. O
zamanlar bir çok ejderha türü vardı. Yinede kendi
türlerinden olanlara egemenlik sağlayan 5 tane ejderha
türü vardı. Titanlar'ın yeni yeşeren dünyanın çobanlığını
yapmaları için tuttuğu beşli bu beş ejderha türüydü.
Pantheon'un en yüce üyeleri kendi güçlerinin birazını bu
türlerin liderlerine verdiler. Bu ulu ejderhaların her biri
Yüce Özellikler veya Ejderha Özellikleri olarak bilinmeye
başladılar.

Aman'Thul, Pantheon'un büyükbabası, uzaysal
güçlerinin bir kısmını devasa bronz ejderha Nozdormu'ya
bahşetti. Büyükbaba, Nozdormu'ya zamanı ve sürekli
ilerleyen kaderin yolunu koruması için güç verdi. Hissiz,
onurlu Nozdormu, Zamansız Olan olarak bilinmeye
başladı.

Eonar, bütün yaşamın Titan patronu, kendi güçlerinin bir
kısmını kızıl deve verdi, Alexstrasza'ya. Ondan sonra
Alexstrasza dünyada yaşayan bütün canlıları korumak
için çalıştı ve Hayat Bağlayıcı olarak bilinmeye başlandı.
Üstün bilgeliği ve bütün canlılara gösterdiği sınırsız
şefkat sayesinde, Alexstrasza Ejderha Kraliçe olarak
taçlandırıldı ve türündeki diğerlerine egemenlik sağladı.

Eonar, aynı zamanda Alexstrasza'nın genç kız kardeşi
olan yeşil ejderha Ysera'yı da, doğanın etkisinin küçük
bir parçasıyla kutsadı. Ysera, Yaratılış Rüyasını
oluşturmak sonsuz soyutlanmaya girdi ve Hayalperest
olarak bilinmeye başladı. O, yeşil evreninden büyümekte
olan yeşil dünyayı izleyebilecekti, Zümrüt Rüyasından...

Norgannon, Titanlar'ın bilgelik saklayanı ve usta
büyücüsü mavi ejderha, Malygos'u gücünün bir kısmıyla
donattı, o zamandan itibaren Malygos Büyü Yayan,
Sihrin ve Gizli Bilgilerin Koruyucusu olarak bilinmeye
başladı.

Khaz'goroth, Titanlar'ın şekillendirici ve yaratıcı,
kudretli
siyah ejderhaya, Neltharion'a, güçlerinin bir kısmını
bahşetti. Yüce kalpli Neltharion'a, (daha sonra Dünya
Koruyan olarak bilinicekti) dünya ve dünyanın derin
yerleri üzerinde egemenlik verildi. O dünyanın gücüne
güç kattı ve Alexstrasza'nın en büyük destekçisi oldu.

Güçlendirilmiş 5 Yüce Özellik, Titanlar'ın yokluğunda
dünyanın savunmasından sorumlu hale getirildi.
Ejderhaların yarattıklarını korumaya hazır olduklarının
bilincinde Titanlar, Azeroth'u sonsuza kadar terketti. Ne
yazık ki Sergeras'ın yeni doğmuş dünyanın varlığını
öğrenmesi an meselesiydi...

Dünya'nın Yapılışı ve Sonsuzluk Kuyusu



İnsanlar ve Orklar arasındaki ilk savaşdan on bin yıl
önce, Azeroth dünyası etrafı denizlerle çevrili dev bir tek
kıtadan oluşuyordu. Kalimdor denilen bu dev kıta,
dünyanın şartlarında yaşamaya çalışan birçok ırkın ve
yaratığın yuvasıydı. Bu kıtanın ortasında inanılmaz
güçleri olan bir göl bulunurdu. Bu göle daha sonra
Sonsuzluk Kuyusu dendi ve dünyanın içindeki büyünün
gerçek kaynağı bu göldü. Sonsuzluk Kuyusu güçlerini
Dev Karanlık'tan alırdı ve dünya üzerine saçardı.

Zamanla, dünyada bu gölden etkilenen yaratıklar, göl
kıyısına ilkel evler kurmaya başladılar. Gölün kuvvetleri
bu yaratıkları güçlü, akıllı ve neredeyse ölümsüz yaptı.
Bu yaratıklar daha sonra kendilerine Kaldorei dediler,
anlamı yıldızın çocuğuydu. Kendi gelişimleri ile birlikte
dev binalar ve tapınaklar inşa ettiler.

Kaldorei veya daha sonra bilinen isimleri ile Night Elfler,
Ay Tanrıçası olarak bilinen Elune'ye taptılar ve onun
gündüzleri Sonsuzluk Kuyusu'nun dibinde uyuduğuna
inanırlardı. İlk Night Elf rahipleri ve bilgeleri kuyu
üzerinde çalışarak, onun gücünü nasıl
kullanabileceklerini anlamaya çalıştılar. Night Elfler
gittikçe gelişerek, Kalimdor'un büyük bir bölümüne
yayıldılar, onları durduran şey ise Dev Ejderler oldu. Bu
dev yaratıklar bölgelerini korumak adına çok titizdiler.
Night Elfler daha sonra anladılar ki, Ejderler bu dünyayı
koruyorlardı ve bu yüzden onları sırları ile yalnız bıraktılar.

Zamanla, Night Elfler daha fazla bencil olmaya başladılar.
Çünkü çok güçlenmişlerdi ve birçok yaratıkla arkadaşlık
kurmuşlardı. Bunlardan en ünlüsü Cenarius`du. Bir Yarı
tanrı olan Cenarius, Night Elflere doğayı anlattı ve
öğretti. Kaldorei yaşayan ormanlarla bu şekilde bir
empati kurmaya başladı ve doğanın dengesini
bozmamayı öğrendi.

Sayılamayacak kadar çok çağ geçtikten sonra, hem
kültürel hem de alan olarak gelişti Night Elfler.
Tapınakları, yolları ve muhteşem binaları ile Kalimdor'a
hakim bir ırktılar. Azshara, Night Elflerin güzel ve akıllı
kraliçesi, gölün kıyısına dev gibi harika bir saray inşa
ettirdi ve oraya Hizmetkarları ve arkadaşları ile birlikte
yerleştiler. Hizmetkarlarına Azshara Quel'dorei ya da
bilinen ismi ile Highborne dendi. Bu Highborne,
Azshara'nın dediklerini bire bir yerine getiren seçkin bir
gruptu. Azshara her Night Elf tarafından sevilen birisiydi
ancak, Highborne her zaman kendilerinden başka hiçbir
Night Elf'ten hoşlanmadı.

Rahiplerin, Sonsuzluk Kuyusu ile ilgili bilgilerini,
Azshara Highborne'ye vererek, bu gizlerin ortaya
çıkartılması ve bu dünyanın asıl amacının öğrenilmesini
istedi. Highborne bu işle uğraştılar ve Kuyu'yu
kullandılar. Deneyler sürdükçe, Highborne kuyunun hem
yaratmak hem de yok etmek için kullanılabileceğini
gördü. Highborne kendini kuyuya bıraktıkça büyünün
içinde onu kullanmaya çalışırken buldular kendilerini.
Büyünün kontrollü ve sorumluluk gerektiğini bilmeden,
Azshara ve onun Highborne'si büyü kullanmaya
başladığında bozulumun içine girdiler. Cenarius ve
birçok bilge Night Elf, büyünün sınırsızca kullanımının
zararları olabileceğini söylediler. Ancak Azshara ve onun
takipçileri inatla büyü kullanmaya devam ettiler.

Güçleri geliştikçe, Azshara ve Highborne değişmeye
başladılar. Kendilerini bir Night Elf'ten üstün görmeye
başladılar ve kendilerini halktan soyutladılar ve Karanlık
bir gölge Azshara'yı değiştirdi. Sevdiği her şeyden
vazgeçti ve Highborne'den başka kimse ile konuşmak
istemedi.

Genç bir Bilge olan Malfurion Stormrage, olanları ilk
gören oldu. Zamanının çoğunu çok sevdiği Druidizm
çalışarak geçiren Malfurion, Azshara ve Highborne'nin
korkunç bir güç tarafından bozulmaya başladığını
hissetti. Ardından nasıl bir şeytanlığın çıkacağını
bilemedi ancak Night Elflerin hayatlarının sonuna kadar
değişeceğini anladı...

Kadimler Savaşı



Highborne'nin anlamsızca kullandığı her büyü dünyadan
öteye evrenin her tarafına yayılan bir sinyal gibi gitti ve
bir gün Sargeras (Yaşamın En büyük Düşmanı, Dünya
Yok Eden) bunları fark etti ve gözleri evrende ufacık olan
bir dünyaya çevrildi: Azeroth'a. Buradaki sonsuz enejileri
hisseden Sargeras, inanılmaz bir açlıkla bu gücü ele
geçirmek için Burning Legion'u dünyayı ele geçirmesi
için Azeroth’a gönderdi.

Sargeras, Burning Legion'u gönderdikten sonra Azeroth
dünyasına gitmek için yola çıktı. Legion milyonlarca
çığlık atan bağıran ve yok eden bir yaratık grubuydu ve
hepsi feth için aç kurtlar gibi beklemekteydiler.
Sargeras'ın yardımcıları Archimonde ve Mannoroth dev
ordularını savaşa hazırladılar.

Kraliçe Azshara, büyünün o korkunç gücüne kapılmış bir
şekildeyken, Sargeras'ın reddedilemeyecek gücüne
kurban giderek onu bu dünyaya almak için uğraşmaya
başladı. Highborneler bile bu reddedilemeyen güçten
etkilenerek Sargeras'a tapmaya başladılar. Burning
Legion'a bağlılıklarını göstermek için Azshara ve
Highborne, Sonsuzluk Kuyusu'nun dibine dev bir kapı
açmak için çalışmaya başladılar.

Bütün hazırlıklar tamamlandığında, Sargeras, Azeroth
İstilası'na başladı. Savaşçı yaratıklar Burning Legion
adına etrafı yakıp yıkmaya başladı ve Night Elfler'in
sessiz şehirlerini kuşattılar. Archimonde ve
Mannoroth'un Ordusu her taraftaydı. Arkalarında sadece kül ve göz yaşı bırakarak ilerlediler. Kalimdor'un Tapınaklarına dev
meteorlar çarparak, Dev Infernaller dünyaya indi.
Yananların takımı Kıyamet Bekçileri (Doomguard) her
tarafta yıkım yarattı. Cesur Kaldorei savaşçıları kendi
dünyalarını korumak için çalıştı ancak her tarafta
kaybettiler.

Malfurion Stormrage, bu arada insanlarını kurtarmak için
çalışmaya başladı. Stormrage olarak kardeşi Illidan,
Highborne'nin büyüsünü çalışmakta idi ve büyüyen bir
şekilde bozulum içine girmişti. Malfurion, Illidan'ı yaptığı
şeyin yanlış olduğuna ikna etti ve Malfurion güzel genç
rahip Tyrande ile Cenarius'u bulmak için yola koyuldu.
Malfurion ve Illidan, iki kardeş Tyrande'ye karşı bir
sevgi beslemekteydi ancak Tyrande'nin kalbi her zaman
Malfurion'a aitti. Illidan, Tyrande ile kardeşinin bu halini
gördükçe çok üzülüyordu ama bu üzüntüyü her zaman
büyüye olan tutkunluğu bastırıyordu.

Büyünün o dev gücü içerisinde büyümüş olan Illidan, bu
açlığı ile savaşmaya çalışmış ancak Kuyu'nun gücüne
karşı koyamamıştır. Ancak, Tyrande'nin desteği ile
kendisini dizginleyebilmiş ve kardeşine de Cenarius'u
bulmak konusunda yardımcı olmuştur. Hyjal dağında
Gizli Ay bahçelerinde yaşayan Cenarius, eski ejderhaları
bulmak konusunda, Night Elflere yardım etmeyi kabul
etti. Alexstrasza, Ejderhaların lideri ordusunu göndermek
ve Legion'u durdurmak konusunda hem fikirdi.

Cenarius, ormanların ruhlarını çağırarak, eski ağaç
adamlarından bir ordu kurdu ve Legion'a yerden saldırdı.
Bu şekilde saldırmalarına rağmen, Burning Legion'un
buradan sadece fiziksel güç ile kovulamayacağını
anlayan Malfurion başka şeylere yöneldi.

Dev savaş Azshara'nın şehrine doğru ilerlerken, Delirmiş
Kraliçe, Sargeras'ın gelmesini bekledi. Bu arada Sargeras
da, Kapıdan geçmek için hazırlanmaktaydı. Azshara
bundan sonra Highborne'yi alarak ayin düzenleyerek
Kuyu'nun üzerine gelen en büyük gölgeyi yarattı. Bu
gölge Sargeras'ın gelmesi için yapılıyordu...

Kalimdor'un yanan toprağında savaş devam ederken,
olaylar tersine döndü. Zamanla kaybedilen bilgilere
rağmen genel olarak, Neltharion adı verilen Ejderha
(Dünyanın Koruyucusu), Burning Legion’un gücünden
etkilenerek deliye döndü. İsmini Deathwing olarak
değiştirerek, diğer Ejderhalarla savaştı.

Deathwing'in bu ani taraf değiştirmesi diğer dört
Ejderhayı öyle etkiledi ki asla bu etkinin yarası
kapanmadı. Yaralanmış ve şaşkın Alexstrasza ve
ejderhalar, ölümlüleri bırakıp geri çekilmeye zorlandı.
Böylece Malfurion ve arkadaşları, sayıca çok azaldılar.
Umutsuzdular.

Malfurion daha sonradan anladı ki bütün bu savaşın
nedeni Sonsuzluk Kuyusuydu ve bunun yok edilmesi
gerektiğini kendine ikna etti. Savaş arkadaşları Kuyu'nun
ölümsüzlüklerinin ve güçlerinin kaynağı bildikleri için
çok korktular. Ancak Tyrande Malfurion'un teorisindeki
anlamı gördü ve Cenarius ve onların arkadaşlarını
Azshara'nın Tapınağına son bir saldırıya ikna etti.
Böylece Kuyu'yu iyilik için kapatmanın bir yolu
bulunabilirdi belki de.

Dünyanın Yıkımı (Warcraft I`den 10,000 Yıl Önce)



Kuyunun yok edilmesi ile bir daha büyü
kullanamayacağını bilen Illidan bencilce grubunu bırakıp
Highborne'yi Malfurion'un planına karşı uyarmaya gitti.
Tutkusunun önüne geçemeyen ve bu yüzden delirme
noktasına gelen ve Tyrande'nin Malfurion'a olan
sevgisini gören Illidan bu yaptığından hiç pişmanlık
duymadı ve Malfurion'u yalnız bıraktı. Sonradan Illidan,
Kuyu'nun devamını sağlamak için herşeyin yapılmasını
emretti.

Kardeşinin ayrılışından büyük üzüntü duyan Malfurion
saldırı için Azshara'nın Tapınağı'na gitti ve Büyük
Avlu'da Highborne'nin son büyünün ortasında olduğunu
gördü. Bu korkunç büyü, Kuyu'nun ortasında bir girdap
oluşturdu. Sargeras'ın gölgesi yavaş yavaş Kuyu'da
belirmeye başladığı anda Malfurion saldırıya geçti.

Azshara, Illidan'ın uyarısını aldığında çoktan onlara karşı
hazırlıklı olduğunu gördü Kraliçenin. Neredeyse tüm
arkadaşları deli kraliçe tarafından öldürülen Malfurion,
Tyrande'nin, Azshara'nın arkasından saldırdığını gördü
ancak bir Tapınak Koruyucusu tarafından durduruldu ve
büyük bir yara aldı. Malfurion Aşkının yere düştüğünü
görünce deliye dönderek Azshara'yı öldürdü.

Tapınağın içinde ve dışındaki savaş sürerken Illidan
olacaklara karşı kendi için özel yapılmış şişelerin içine
Kuyu'nun büyülü suyundan koydu. Böylece her ne olursa
olsun büyü gücünü kullanabilecekti.

Malfurion ve Azshara arasında süren savaş süren
büyünün büyük bölümünün yanlış olmasına neden oldu.
Böylece dengesiz girdap Kuyu'nun derinliklerinde
patlayarak ve zincirleme bir olayı başlattı. Dev bir
patlama, tapınağı yerle bir etti. Kuyu içine göçerek
kayboldu.

Dev patlama, dünyanın dengesini bozmuş, dev
depremlerle birlikte gökyüzü kapkara olmuştu.

Dev patlama sonrasında yok olan kıtanın ortasını
denizler kapamaya başladı. Kalimdor'un neredeyse %80'i
sular altında kaldı. Böylece Kalimdor ikiye bölünerek,
Dünyada ayrı ayrı iki kıta oluştu. Bu yeni denizin
ortasında (eskiden Sonsuzluk Kuyusu'nun bulunduğu
yere) dev bir girdap geldi ve orada
kaldı. Bu dev girdap Maelstrom olarak adlandırıldı ve
asla durmadı.

Her nasılsa, herşeye rağmen, Kraliçe Azshara ve
Highborne bu patlamadan kurtulmayı başarmıştır.
Çıkardıkları güçler içinde, girdabın içine çekilmiştir.
Lanetlenerek ve şekil değiştirerek yeni bir ırk
yaratmışlardı: Nagalar. Azshara kendini kötülüğün
kraliçesi olarak tanıtmış ve içinde bulunan kötülüğün
dışa vurumunu Naga olarak görmüştür.

Maelstrom'un dibinde yeni bir şehir kurarak adını
Nazjatar koydular ve güçlerini tekrardan oluşturdular. Var
olduklarını açıklamak içinse 10,000 sene beklediler.

Hyjal Dağı ve Illidan'ın Hediyesi

Çok az Night Elf bu dev patlamadan kurtulabildi. Çok
ilkel sandallar ile yavaş yavaş karalar aramaya başlılar.
Sonra bir şekilde Elune'nin yardımı ile Malfurion,
Tyrande ve Cenarius bu büyük yıkımdan kurtuldu. Bu
kendini kanıtlamış kahramanlar sağ kalanları kurtarıp,
yeni bir yuva kurmak için uğraşmaya karar verdiler.
Sessizce kendilerine bir yer ararken, dünyanın
kurtuluşunun sağlandığını, Sargeras ve Burning
Legion'un bu dünyadan gittiğini ve çok kötü bir bedelle
zafer kazanıldığını anladılar.

Birçok Highborne bu patlamadan kurtulmayı başardı.
Onlarda geride kalan Night Elfler ile birlikte, yeni
yuvalarına doğru yola çıktılar. Malfurion asla
Highborne'ye güvenmemiş olmasına rağmen onların
Kuyu'nun varlığı olmadan hiçbir risk içermediklerini
biliyordu.

Night Elflerin çoğunluğu karaya varmaya başladığında
hepsi, Kutsal dağ Hyjal'ın halen ayakta olduğunu gördü.
Burayı yeni yuvaları belleyen Malfurion ve takipçileri
Hyjal'a tırmandı ve Hyjal'ın zirvesinde korkunç bir şey
buldular.Ufak bir gölün içi büyü ile kaynamaktaydı.

Illidan da bu patlamadan kurtulmuştu ve herkesten önce
Hyjal'a ulaşıp burada sihri tekrar açığa çıkarmıştı ve
sakladığı kuyu sularını Dağın Göllerine dökmüştü.
Böylece Yeni bir Sonsuzluk Gölü, Hyjal Dağında ortaya
çıkmıştı. Bencil Illidan bunun gelecek jenerasyonlar için
bir hediye olduğunu düşünürken, Malfurion onu avladı ve
ele geçirdiğinde Illidan şaşkınlık içindeydi. Malfurion ona
bütün bu olanların sihir yüzünden olduğunu belirtti
ancak Illidan sihirden ve büyüden vazgeçmediğini
söyledi.

Illidan'ın yaptıklarının durmayacağını bilen Malfurion,
bundan kurtulmak için bir yol düşündü. Cenarius'un
yardımı ile Illidan uzakta bir yeraltı zindanına
yerleştirildi. Burada Illidan dünyanın sonuna kadar
kalacak ve hiçbir sorun çıkartamayacaktı. Kardeşinin
burada kalmasında ona eşlik edecek nöbetçi olarak
Muhafız Maiev Shadowsong seçildi.

Yeni kuyunun yok edilmesi yeni bir felaket demek
olduğundan onu böyle bırakmak istedi. Ancak Malfurion,
bunun için sihirle Night Elflerin sonsuza kadar
aralarındaki bağı bozmak için Cenarius'un yardımı ile
Druidizm ile ilgilendirmeyi başladı Night Elfleri. Böylece
dünyayı tekrar eski düzenine göre kurabileceklerdi.

Dünya Ağacı ve Yeşil Rüya (Warcraft I`den 9,000 Yıl Önce)



Uzun yıllar boyunca, Night Elfler yorulmadan eski
dünyalarını tekrar kurmak için çalıştılar. Eski yıkılmış
tapınaklarını ve yollarını bırakıp, yeni evlerini dev
ağaçların içine ve Hyjal dağının gölgeli eteklerine
kurdular. Zamanla, Ejderhalar yıkımın ardından ortaya
çıkarak kendilerini gösterdi.

Kırmızı Alexstrasza, Yeşil Ysera ve Tunç Nozdormu,
Night Elflerin yeni evlerine indiler. Malfurion (Night
Elflerin Baş Druidi) dev ejderhaları karşılayarak onlara
yeni Sonsuzluk Kuyusu'nun hikayesini anlattı. Ejderhalar
bunu duyunca Kuyu'nun burada kalması durumunda,
Burning Legion'un tekrar bu dünyaya ineceğinden
korktular. Malfurion ve üç dev ejderha aralarında bir
antlaşma yaparak, Burning Legion ajanlarının buraya
gelirlerse bir daha kendi cehennem dünyalarına geri
dönmesini engellemek adına ellerinden geleni yapmak
için çalışmaya başladılar.

Alexstraza, bir tohumu Sonsuzluk Kuyusu'nun ortasına
yerleştirdi. Sonsuzluk Kuyusu'nun büyülü gücü hemen
tohumu yeşertti ve dev bir ağaç olmasını sağladı. Dev
Ağaç, Sonsuzluk Kuyusu'nun suyu ile beslendikçe
gökyüzüne doğru büyüdü. Bu dev ağaç bundan sonra
Night Elfler'in sembolü oldu. Onların artık doğa ile
birleştiğini ve dünyayı her zaman koruyacaklarının bir
simgesi olarak kaldı. Night Elfler bu ağaca Nordrassil
dediler. Bunun anlamı ise Cennetin Tacı demek oluyordu.

Nozdormu, Dünya Ağacı'na bir büyü yaparak, onun
sonsuza kadar orada kalmasını sağladı ve Dünya Ağacı
orada kaldığı süre içerisinde Night Elfler asla
yaşlanmayacak veya hastalanmayacaktı.

Ysera (Hayalperest), Dünya Ağacı'na yaptığı bir başka
büyü ile kendi Hayal dünyasını (Yeşil Rüya) bu
Azeroth ile bağladı. Yeşil Rüya, dev gibi ve devamlı
değişen, ruhani, fiziksel evrenin dışında bir yerdeydi. Bu
rüyada, Ysera Azeroth'daki canlıların evrimini ve doğanın
düzenini tasarlardı. Night Elfler (Malfurion dahil olmak
üzere) bu dünyaya bağımlı hale getirildiler. Bu gizemli
antlaşmanın sonucunda, druidlerin hepsi Yeşil Rüya'ya
girerek, Ysera'ya yardım etmek istedi. Böylece dünya
onlara bir daha ihtiyaç duyduğunda geri dönecekler ve
dünya hakkında inanılmaz bilgilere sahip olacaklardı.

High Elf Sürgünü (Warcraft I'den 7,300 Yıl Önce)

Yüzyıllar geçtikçe, yeni Night Elf halkı gelişti ve büyüdü.
Kendilerinin Ashenvale dedikleri ormanları bile geçerek
yayıldılar. Dev yıkımdan sonra dünya üzerinde
kalmadığına inanılan birçok yaratığı tekrar gördüler:
Fulborglar gibi. Druidlerin öncülüğünde Night Elfler
kusursuz bir yaşam sürdüler barış içinde...

Ancak, Highborne üyeleri hiçbir zaman memnun değildi.
Illidan gibi kendi bağımlılıklarına olan bağlılıkları onları
devamlı rahatsız ediyordu. Bir süre sonra Sonsuzluk
Kuyusu'ndan büyü güçlerini geri almak için teşebbüste
bulundular. Dath'Remar adlı, Highborne üyesi Druidleri
büyü kullanmakla suçladı ve haklarının büyü
kullanmak olduğunu belirtti. Malfurion ve diğer Druidler
eğer herhangi bir Night Elf'in büyü kullanırsa
öldürülecek olacağını belirtip, Highborne'yi uyardı.
Bunun üzerine Highborne, Ashenvale üzerine dev bir
Büyülü Kasırga gönderdi.

Night Elfler kendi ırklarından kişileri öldürmek
istemediğinde, Highborne'yi sürgüne gönderdiler.
Dath'Remar ve takipçileri bunu memnuniyetle karşıladılar.
Buradan gitmeleri demek büyü yapabilecekleri anlamına
geliyordu çünkü. Özel yapım birkaç gemi ile okyanuslara
açıldılar. En sonunda, daha sonradan İnsanların
Lordaeron dediklere yere inerek, burada büyülü yeni bir
krallık kurmaya başladılar: Quel'Thalas... Kendi soylarının
taptılara aya karşılık Güneş'e taptılar...

Gözcüler ve Uzun Nöbet

Kendi içlerindeki sorunlarından kurtulmuş olan Night
Elfler, kendi evlerini geliştirmeye devam ettiler. Druidler
Yeşil Rüya'ya girmenin zamanının geleceğini hissettiler,
aşklarını ve ailelerini arkada bırakmaya hazırlandılar.
Tyrande, Elune'nin Baş Rahibesi oldu ve Malfurion'a
gitmemesi için yalvardı. Ancak Malfurion, gururunu
korumak için Yeşil Rüya'ya girmekte kararlıydı ve Tyrande
ile vedalaşıp ona asla ayrılmayacaklarını söyledi...

Kalimdor'u Tyrande'ye bırakan Malfurion, Yeşil Rüya'ya
girince, Baş Rahibe, Night Elflerden dev bir savaşçı ordu
kurdu. Korkusuz ve eğitilmiş olan bu kadın savaşçılar,
kendilerini Gözcü diye tanıttılar, barışın ve huzurun
koruyucuları...

Yarı tanrı Cenarius, Hyjal Dağının eteklerindeki
bahçelerde yaşamaya devam etti. Oğulları, Ormanın
Koruyucuları olarak bilindiler ve her zaman Night Elfleri
takip ettiler ve arada sırada Gözcüler'e barışı korumak
adına yardım ettiler. Cenarius'un kızları Dryadlar ise
devamlı artan bir şekilde ormanlarda görülmeye başlandı.

Ashenvale'de Tyrande devamlı meşgul oldu. Malfurion'un
yanında olmamasından dolayı mutlu olamadı hiç. Uzun
yüzyıllar boyunda Druidler uyudukça Tyrande ikinci bir
Burning Legion sadırısından korktu. Halen Burning
Legion'un buralarda olduğunu hisseden Tyrande, intikam
için geri döneceklerini biliyordu...


1 .BÖLÜMÜN SONU




Konu Aliaena tarafından (06 Kasım 2013 Saat 17:57 ) değiştirilmiştir.
Aliaena isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
51. Bölge efsanesi doğrulandı TreecKo Bilişim Teknolojisi 3 20 Ağustos 2013 20:21
Atlantis efsanesi yaşıyor! Dexter Bilim ve Teknoloji 0 01 Temmuz 2013 20:28
Alacakaranlık Efsanesi Şafak Vakti Bölüm 2 - 2012 - BRRip - Türkçe Dublaj ericcantonaa Film Paylaşımları 0 17 Mart 2013 06:55
Kara kartallar efsanesi SansarSalvo Beşiktaş 1 27 Aralık 2012 18:34

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:54.

Sistem Bilgileri Bilinmesi Gerekenler
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.1.0 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd. Runs best on HiVelocity Hosting.
Lütfen Sorunlarınızı Buradan Bize Bildiriniz.

Sitedeki Tüm Paylaşımların Sorumlulukları Paylaşım Sahiplerine Aittir.
Soru Ve Sorunlarınız İçin Lütfen İletişim Bölümünü Kullanınız
Tema Tasarımı ForumZero.Net - Foxin


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736