Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu

   


Go Back   Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu > Teknoloji > Bilim ve Teknoloji > Uzay ve Astronomi Bilimi


Uzay-Zaman Nedir ?

Uzay ve Astronomi Bilimi


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Kasım 2012   #1
Eskilerden
Furkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 14 Haziran 2012
Bulunduğu yer: Dünya
Mesajlar: 2.698
Konular: 1400
Rep Puanı: 10554
Rep Gücü: 2701
Rep Derecesi : Furkan has a reputation beyond reputeFurkan has a reputation beyond reputeFurkan has a reputation beyond reputeFurkan has a reputation beyond reputeFurkan has a reputation beyond reputeFurkan has a reputation beyond reputeFurkan has a reputation beyond reputeFurkan has a reputation beyond reputeFurkan has a reputation beyond reputeFurkan has a reputation beyond reputeFurkan has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 28
Ettiği Teşekkürler: 1
Furkan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Uzay-Zaman Nedir ?

Uzayzaman (Uzay-Zaman)
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Uzay-zaman bükülmesinin iki boyutlu çizimi. Maddenin varlığı, uzayzamanın geometrisini değiştirir. Bu bükülmüş geometri yerçekimi olarak tanımlanır. Şunu gözardı etmemek gerekir ki, şekildeki beyaz çizgiler uzayın bükülmesini değil, bükülmüş uzayzamana uyarlanmış koordinat sistemini temsil eder. Zira düz bir uzayzamanda beyaz çizgiler de doğrusal olurlardı.





Uzayzaman, uzay ile zamanı "uzay-zaman sürekliliği" adı verilen yapıda birleştiren matematik modelidir. Öklitçi yaklaşıma göre evren uzayın üç boyutu ve dördüncü boyutu oluşturan zamandan oluşur. Fizikçiler, uzay ve zaman kavramlarını tek bir çatı altında birleştirmek yoluyla, karmaşık fizik teorilerini önemli ölçüde basitleştirmeyi ve evrenin işleyişini süpergalaktik (Fiziksel Kozmoloji) ve altatomik (atom altı) seviyelerde daha basit ve ortak bir dilde açıklamayı başarmışlardır.
Klasik mekanikte, Öklid uzayı kullanımı, uzay-zamanı kendine mal etmek yerine, "zaman"ı gözlemcinin hareket durumundan bağımsız olarak evrensel ve değişmez gibi kabul edip ele alır. Göreliliğe dayalı bağlamda ise "zaman", uzayın üç boyutundan ayrı olarak düşünülemez; çünkü bir objenin vektörel hızı, ışığın hızı ve bir de güçlü yerçekimsel alanların gücü ile ilişkilidir. Bu yerçekimsel alanlar zamanın ilerleyişini yavaşlatabilir, ve bir o kadar da gözlemcinin hareket durumuna bağımlıdır. Bu nedenle de evrensel değildir.
Evrensel dediğimiz, bir olgunun evrenin her köşesinde doğru ve değişmez olmasıdır. Ancak Albert Einstein'ın kurduğu "Görecelik Kuramı"na göre zaman evrenin her köşesinde aynı değildir ve gözlemciye göre değişir, görecelidir. Örneğin, kütle uzay-zamanda eğrilikler yaratır. Burada zaman bükülür ve zaman bu eğride bulunan bir gözlemciye göre, dışarıda duran bir başka gözlemciye göre olandan daha yavaş akar. İşte burada "zaman" evrensel değildir.
Bu bükülmeyi şu şekilde açıklayabiliriz:
Düz bir yatak düşünün. Bu yatağın üzerine gergin bir çarşaf serin ve hiç kırışıklık olmasın. İşte bu dümdüz çarşaf iki boyutla tanımladığımız uzay-zaman düzlemi olsun. Şimdi bu düzleme bir gezegeni simgeleyen demir bir bilye koyun. Bilye yatağa biraz gömülüp bir göçük yaratarak çarşafı da bükecektir. İşte zaman da bu şekilde demir bilye ile simgelediğimiz kütle yardımıyla bükülebilir. Kütlenin artışı, bu kütlenin uzay-zaman düzlemini büküşünü arttırır. Kütle arttıkça göçük de artar. Eğer kütle ölçülemeyecek boyutlarda aşırı büyük olursa uzay-zaman düzlemi ışığı bile hapsedecek kadar göçecektir. İşte bu göçük karadelik olarak adlandırılır. Eğim çok olduğu için ışık karadelikten girer ama geri çıkmaz. Bazı teorilere göre bu içeri giren ışık evrenin başka bir noktasından geri çıkar. Bu teorilerde karadelikler dipsiz kuyular değillerdir, iki ucu açık bir boru gibi düşünülebilir.

Egri Uzay Zaman

Einstein 1905 ve 1915 yillarinda ortaya attigi özel ve genel görelilik kuramlariyla dogaya, maddeye, uzaya ve zamana farkli bir bakis açisi getirdi. Onun bu buluslariyla; belki de fizik, felsefe dalinda en Önemli sinavini veriyordu. Birbiriyle Ilintili olan bu kuramlara göre; hareket eden saatler yavaslayabiliyor, cetvellerin boylari kisaliyor cisimlerin kütleleri, hizlari dolayisiyla artabiliyordu. Einstein'in yeni denklemleri Newton’un koydugu klasik anlayisa, ancak isik hizindan çok küçük hizlarda uygunluk göstermekteydi. Einstein. hep saatlere, cetvellere ve gözlemcilere bagli olmayan evrensel bir çekim kurami hayal ederdi ve Tanri'nin, kendine bir keçi inadi ile Iyi koku alan bir burun verdigini söylerdi. Gerçek su ki; O'nun bu özellikleri amacina ulastirmisti. Genel görelilik kurami, kütle çekiminin nasil isledigini anlatir. Ama bunu yaparken; hiçbir zaman çekimi bir kuvvet olarak düsünmez. Bunun yerine, cisimlerin çevresindeki çekim alanlarinin, uzay ve zamanin bükülmesi sonucu olustugunu söyler. Cisimler, içerdikleri kütlelerine oranla uzayda çukurluklar olusturur. Ve zamanin akisini yavaslatir. Ancak uzayin derinliklerinde, tüm çekim kaynaklarindan uzakta, uzay ve zaman tam anlamiyla düzdür.
Çekim alaninin gücü arttikça uzay-zaman egriligi de artis gösterir. Bütün bunlardan çikan sonuç sudur: Madde uzay-zamanin nasil egilecegini, uzay-zaman da maddenin nasil davranacagini belirler. Uzay-zaman düsüncesine somut bir örnek olarak sunu verebiliriz: Ilik bir yaz gecesi uzaya baktiginizi düsünün. Binlerce yildiz, gözlerinizin önüne serilmistir. Bize en yakin yildizlardan olan Sirius'a gözlerimizi kaydirdigimizi haya! edelim. Sirius. günes sistemine yaklasik 8,5 isik yili uzakliktadir. Bu ise; o yildizdan çikan bir isik isininin gözümüze ancak 8,5 yil sonra ulasabildigini bize anlatir. Yani yildiza bakmakla onun 8,5 yil önceki halini görmekteyiz. Ya 250 milyon isik yili uzakliktaki bir galaksiyi gözlemledigimizi düsünsek? Tahmin edersiniz ki; galaksinin yeryüzünde dinazorlarin hüküm sürdügü devirlerdeki görüntüsünü algilariz. Sonuç olarak, yildizlara bakmakla uzayin zamandan ayri düsünülemeyecegini kavrariz. Çünkü, gökyüzünü incelerken, aslinda evrenin geçmisine bakmaktayiz. Iste. birbirinden ayri olarak düsünmedigimiz bu dört boyutlu anlayisa (en. boy. yükseklik, zaman) uzay-zaman denir.
Nasil, bir cetvel uzunlugu ölçüyorsa . kolumuzdaki saat de zaman yönünde uzakligi ölçer. Einstein. kuramin matematiksel ispati yaninda bir de deney önerdi. O'na göre Günes de isigi belli bir oranda saptamaliydi. 1919'da bir Günes tutulmasi esnasinda, uzaydaki konumu önceden bilinen bir yildiz üzerinde gözlem yapildi. Gerçekten de. yildizin isigi Günes'in yanindan geçerken: uzay-zaman egriligi nedeniyle önceki konumundan daha açikta görülüyordu. Gözlem sonunda elde edilen sayilar da teorik hesaplarla bulunana yakindi. 60 yil boyunca tekrarlanan diger deneyler de Einstein'i hakli çikardi. Günümüzde de çok hassas aletler yardimiyla, uzayda yapilacak bir deney düsünülüyor. Dünyanin dönme ekseninin bulundugu düzlem üzerine, yaklasik 640 km yükseklige yerlestirilecek GP-B kütle çekim araci en hassas uzay-zaman gözlemini yapacak. Görelilik kurami, uzayin egriligine bagli olarak zamanin da akisinin yavaslayacagini belirtir. Uzayda, egim ne kadar fazlaysa o bölgede ayni oranda. zaman yavas isler. Egimin en fazla oldugu yerler de gök cisimlerinin merkezleridir. Merkezden uzaklik arttikça zamanin büzülmesi de azalir. Çok katli bir binanin zemin kati ile en üst kati arasindaki zaman farki ilk defa 1960'da ölçülebildi. Günümüzde isg, en hassas saatler olan atom saatleriyle yapilan çesitli deneyler de bu ilkeyi destekledi.

Uzay-Zaman Kavramı

Uzay ;Aristoteles'te bütün nesnelerin kaplayıcısı, bütün var olanları içinde bulunduran şey; Cambridge Platonculannda Tanrı'nın duyum alanı; Kant'ta dış dünyanın (feno*menler dünyasının) sezgisinin apriori for*mu; Modern matematikte belirli soyut, de*ğişmez gruplar veya takımlar için kullanı*lan bir isim olarak kabul edilmiştir.

Uzay kavramının tarihine göz attığımız*da ilk olarak bazı Pythagorasçılann uzayı, hava ile kaplı bir şekilde tanımladıklarını görmekteyiz. Metafizik sistemlerinin bir gereği olarak Parmenides ve Melissos da boş bir uzayın olabileceği görüşünü redde*derler. Onlar, boş uzayın hiçbir şey olama*yacağını ve bir şey ifade edemeyeceğini dü*şünürler. Demokritos gibi atomcular ise atom ve boşluk arasında yaptıkları ayrım ile onlardan farklı bir uzay tasarımı gelişti*rirler.

Platon'un uzay hakkındaki fikirleri, bir metafor yardımı ile onun Timaios isimli di*yalogunda görülmektedir. Platon, uzayı bü*tün maddeleri çevreleyen ve içeren bir zarf veya kap gibi düşünür. Bu anlayış, doğal olarak uzayın boşluğu fikrini de beraberin*de getirmektedir.

Aristoteles, uzay kavramını, maddenin geometrik yüzeylerinin sınırları mutlak dü*şündüğü yer kavramıyla ilişki içinde gör*meye çalışır. O, hacim ve şekilden ibaret ol*duğunu söylediği maddenin değişmez bir mekânda bulunduğunu belirtir. Bu nedenle biz uzayı, bir dayanak (töz) veya ether ola*rak görebiliriz. Ayrıca, Aristoteles'in koz*molojisinde uzay kavramının, elementlerin hareketlerinin izahı konusunda da kullanıl*dığı görülmektedir. Aristoteles, elementlerin birer doğal yerlerinin olduğunu ve dış*tan bir etki uygulanmadıkça, elementlerin doğal bir eğilimle bu yerlerine doğru hare*ket ettiklerini söylemektedir. Ağır cisimler yer merkezine ulaşmaya, ateş ise ondan uzaklaşmaya çalışır.

Yeniçağ'da Descartes maddenin özü olarak uzayı kabul etmiştir. Descartes'a gö*re uzayın her bir bölümü bir maddenin hac*midir ve boşluk düşünülemez. Bu durumda, bir maddenin diğerinden nasıl ayrılabilece*ği sorusu gündeme gelmektedir. Ayrıca Descartes'a, bir cismin bir diğerine doğru hareketinin de ne ifade ettiğini sormak ge*rekir. Bu ve buna benzer sorulabilecek so*rular ise ancak Riemann'ın değişebilir ka*vi slstem şeklindeki uzay kavramı ile çözü*me kavuşabilecektir.

Uzay (mekân) sorunu, İlkçağ atomcu te*orilerinden günümüzdeki fiziksel teorilere kadar uzanan geniş bîr sahada yer alan, fel*sefenin önemli problem alanlarından birisi*dir. Bu geniş tarihsel perspektif bu alana uzayın sınırsızlığı, mutlaklığı vb. gibi yeni sorunları kazandırmıştır.

Felsefî bakış açısından uzayın gerçekliği sorunu, sınırsızlık problemi ile ilişkili çatış*kıları (and nom ileri) içinde barındıran bir zeminde ortaya atılmış bir problemdir. Uzayın sınırlı olduğunu kabul etmek, bazı izahı güç problemleri beraberinde getirir. Şöyle ki: Sınırlı olması hudutlarının olma*sını gerektirir ki bu da kendisi dışında bir başka uzayın varlığına delâlet eder. Bunun yanında uzayın sınırsızlığını söyleyebil*mek de en az sınırlılığını söylemek kadar zordur. Çünkü bu durumda maddenin sınır*sızca uzandığını veya tamamıyle boş bir uzay tarafından çevrili olduğunu kabul et*memiz-gerekir ki, böyle bir uzay kavramı da anlamsız görünmektedir. Diğer taraftan her mekânın daha küçük mekânları içermesine kadar, uzayın her bir sınır noktası sonsuzca bölünebilir olmalıdır. Ve bu sonsuzca bölü*nenlerin toplamının nasıl olup da sınırlı bîr bütünlük oluşturabileceklerini görmek de oldukça zordur.

Bu konunun felsefî bakımdan temelleri Pythagorasçılar ile Elea Ekolü'ne kadar uzanır. Gerçekte Pythagorasçılar evrenin temel ilkesi olarak ileri sürdükleri sayıların orantısı anlayışının doğal sonucu olarak mekân ve zamanın sonsuz küçüldükte bölünebileceğini ve sonsuz büyüklükte oluşaca*ğını savunmuşlardır. Sonsuz küçüklük ve sonsuz büyüklük kavramları varlıkların ha*reket, değişim ve oluşum durumlarını da sonsuz boyutta algılanacak unsurlar şekline dönüştürmüş oluyordu. Fakat Elea Eko-lü'nün kurucusu Parmenides bu anlayışı reddeder.

Öğrencisi de olan bir başka Elea Ekolü filozofu Zenon (Elealı) Pythagorasçıların ileri sürdükleri iddiaları, yani zama*nın ve mekânın sonsuz bölüneceği, hareke*tin, değişmenin ve oluşun sınırlı mekânda sonsuz bir şekilde sürüp gideceği iddiaları*nı verdiği örneklerle eleştirecektir. Sonsuz bölünmenin, mutlak hareket ve değişmenin evrende, yani sınırlı olan varlıkta ve mekânda mümkün olamayacağını bu ör*nekler ile anlatacaktır. Zenon'un bu örnek*leri içinde ak dan Örneği, bir koşucunun belli uzaklıktaki koşu pistini bitiremiyeceği Ömeği ünlüdür.

Matematikçiler günümüzde sonsuzluk fikrinin içerdiği zorluğu çözmüş oldukları*nı iddia etmektedir. Fakat saf matematik konularında problem ile başarılı bir şekilde ilgileniyor olmalarına rağmen, onlar ger*çeklikte var olan bütün şeylerin bir sonsuz sayısının bulunabileceğini açıkça göstere*bilmiş değillerdir.

Probleme getirilen diğer bir çözüm şekli de tarih boyunca çok defa canlandırılmaya çalışılıp tekrar tekrar ele alınan, Aristote*les'in yaklaşımıdır. Bu çözüm şekli, uzayın ve mekânsal objelerin sadece sonsuzca genişlediklerini ve bir potansiyel duyumda sonsuzca bölünebilir olduklarını ortaya koymaktadır. Yani madde fiilî olarak son*suz değildir. Fakat, uzayın doğasında (yapı*sında) maddenin genişlemesini ve sonsuzca bölünür olmasını durduracak, engelleyecek hiçbir şey yoktur.

Modern bilimsel düşünceye göre kâinat sonludur ama sınırsızdır. Çünkü eğer biz uzay-zaman sürekliliğinde yeteri kadar uzağa gitmiş olabilsek, tekrar başlangıç noktamıza dönmek zorunda kalırdık. Fakat bu, sonsuzca bölünebilme bilmecesini çözmeye yeterli değildir.

Uzay hakkındaki mevcut sorunlardan bir diğeri de onun mutlak veya izafi (göreli) olup olmadığı sorusudur. Eskilerin fikrine göre o, bütün fiziksel dünyayı içinde barın*dıran büyük bir kap gibidir. Uzay, ihtiva et*tiklerinin üstünde ve altında da bir gerçekli*ğe sahiptir ki madde bu boş uzay tarafından çevrelenmiştir. Daha sonraki kuramlara gö*re ise uzay, maddesel şeylerin mekânsal ilişkilerinin toplamı olarak tanımlanmıştır. Mutlakçı teori ise Newton fiziğinde ileri sü*rülmüş fakat modern bilim onu terketmiştir. Bu teori günümüzde sık sık olmasa da filo*zoflar tarafından ileri sürülmekte ve kabul görmektedir. Çünkü onun inkârı aynı za*manda mutlak hareketin inkârını da berabe*rinde getirmektedir.

Uzay, maddenin en genel varlık formu, biçimidir. Onun dışında bir maddenin düşünülmesi mümkün değildir. Kant da uzayın zihnimizde olduğunu ileri sürerken onun apriori bir form olduğuna işaret etmektedir. Fransız düşünürü Descartes ise cismin te*mel özelliğinin yer kaplama (extensa) oldu*ğunu belirtmekte ve mekânın sadece yer üs*tündeki yayılmayı değil, uzunluğu, derinliği ve genişliği de kapsadığını söylemekte*dir.

Albert Einstein'a gelene kadar uzay ve zamanın birbirinden ayrı şeyler olarak ele alındığını görmekteyiz. Bu düşünürün relativite teorisi ile uzay ve zaman birlikteliği gündeme gelmiş ve uzay-zaman (space-time) kavramı felsefî ve bilimsel terminoloji*ye kazandırılmıştır. Gerçekte ise bu kavram ilk olarak H. Minkowski tarafından teklif edilmişse de bilimsel-felsefî temele oturtu*larak birleştirilmesi Einstein'a aittir.

Bu kavrama göre her nesnenin sadece uzunluk, hacimsellik ve ağırlığa değil, fakat zamanda bir süreye de sahip olması gerekir. Diğer bir ifade ile bir nesnenin tanımı, dört konumunun bildirilmesi ile mümkündür. Uzay-zaman kuramının metafıziksel yoru*mu S. Alexander, ve C. L. Morian tarafın*dan yapılmıştır. Onların "yüze çıkma evri*mi" (zuhur! tekâmül, emergent evolution) doktrinine göre uzay-zaman, madde, ya*şam, zihin ve Tann'nın zuhur etmelerinin dışındaki dünyanın matrisidir. Bildiğimiz gibi dünya, asıl uzay-zamanın dışında tekâ*mül etmiştir.



Üye Profil Bilgileri
Skype:

furkan.turkmen@hotmail.com

Soru Ve Sorunlarınızı Özel Mesaj Atarak Bana Ulaşabilirsiniz

İyi Forumlar
Furkan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18 Kasım 2012   #2
Kurucu
Foxin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 27 Kasım 2011
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 3.318
Konular: 140
Rep Puanı: 34845
Rep Gücü: 3322
Rep Derecesi : Foxin has a reputation beyond reputeFoxin has a reputation beyond reputeFoxin has a reputation beyond reputeFoxin has a reputation beyond reputeFoxin has a reputation beyond reputeFoxin has a reputation beyond reputeFoxin has a reputation beyond reputeFoxin has a reputation beyond reputeFoxin has a reputation beyond reputeFoxin has a reputation beyond reputeFoxin has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 180
Ettiği Teşekkürler: 112
Standart Cevap: Uzay-Zaman Nedir ?

Bu tarz konuların belgesellerini izlerseniz daha iyi anlarsınız



Foxin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Uzay Nasıl Bir Yer ? Furkan Uzay ve Astronomi Bilimi 1 18 Kasım 2012 18:35
Uzay Hakkında ? Furkan Uzay ve Astronomi Bilimi 0 18 Kasım 2012 18:31
Uzay Nedir ? Furkan Uzay ve Astronomi Bilimi 0 18 Kasım 2012 18:30
Darkorbit--Uzay--Canavarları--Npcler-- Yasar Yazici Darkorbit Rehber 6 16 Eylül 2012 10:34
Bo3 Ne Zaman Gelecek? kralonur1996 Darkorbit Sorular,Sorunlar ve Üye Paylaşımları 2 08 Eylül 2012 03:42

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:53.

Sistem Bilgileri Bilinmesi Gerekenler
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2015, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.1.0 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2015 DragonByte Technologies Ltd. Runs best on HiVelocity Hosting.
Lütfen Sorunlarınızı Buradan Bize Bildiriniz.

Sitedeki Tüm Paylaşımların Sorumlulukları Paylaşım Sahiplerine Aittir.
Soru Ve Sorunlarınız İçin Lütfen İletişim Bölümünü Kullanınız
Tema Tasarımı ForumZero.Net - Foxin

wolfteam hile metin2 hile transformice hile minecraft hile

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615