Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu

   


Go Back   Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu > Eğitim Dünyası > Lise Ansiklopedisi > Türk Edebiyatı


Destanlar (Tanımı,Özellikleri,Türk ve Diğer Milletleri Destanları…)

Türk Edebiyatı


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 23 Şubat 2014   #1
¯¯ĶłŁłÇ_BΣЧ¯¯[BURAK]
RevalatioN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 02 Kasım 2012
Bulunduğu yer: Ünye/Ordu
Mesajlar: 2.321
Konular: 1119
Rep Puanı: 67972
Rep Gücü: 2327
Rep Derecesi : RevalatioN has a reputation beyond reputeRevalatioN has a reputation beyond reputeRevalatioN has a reputation beyond reputeRevalatioN has a reputation beyond reputeRevalatioN has a reputation beyond reputeRevalatioN has a reputation beyond reputeRevalatioN has a reputation beyond reputeRevalatioN has a reputation beyond reputeRevalatioN has a reputation beyond reputeRevalatioN has a reputation beyond reputeRevalatioN has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 209
Ettiği Teşekkürler: 217
RevalatioN isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Destanlar (Tanımı,Özellikleri,Türk ve Diğer Milletleri Destanları…)

DESTANLAR
Eski çağlarda insanlar tabiat ve toplum olaylarına akıl, sır erdiremez, ya korku, ya hayranlık duyarlardı. Gök gürlemesini, yıldırım düşmesini Tanrı’nın bir hiddeti sayar, ürperir, titrer; dağın taşın elvan elvan bezenmesini de kaderin güzel bir bir cilvesi sayar, sevinir, coşar. Bu korku bu anlatışlardan önce mitler, efsaneler doğdu. Sır ve sihirle yoğrulmuş tabiatın hayal gücüyle çözümlenmesi diyebileceğimiz bu efsaneler de destanların kuruluşu için birere temel oldu.
İlkçağ dinlerini konu edinen araştırmacılar insanoğlunun bu tabiat olaylarının gerçek sebeplerini, kaynaklarını, etkilerini, tam olarak bilemediği için belli bir inanca yönelmiş olduğunu göstermektedir. Mitos adı verilen bu ilk efsanelerde soyut kavramlar, belirli olay ve kişilere dönüştürülmüş ayrıca ilahi vasıflarla donatılmıştır.
Destanlar, efsanelere konu edilerek hali değişikliğe uğramış tarihi olayların izlerini taşır.
3000 yıldan beri milli duygularını bir kişilik ya da hikayede işlemek isteyen milletler bunları destanlarda yansıtmışlardır. Değişmez kuralı “yiğitliğe” dayandırılmasıdır. Maddi değerlerden çok ruhi değerlere önem veren insanlar bunları her şeyin üstünde tutarlar. Yurt uğruna bütün değerlerini yitirmekten kaçınmamak ülküsü destanların işlediği konuların özünü meydana getirir.
Konuları olağanüstü olaylara ve oluşlara dayanan destanlarda bir ana kahraman vardır; bu kahramanlarda bütün üstünlükler birleşmiştir. Kahramanlar soylu kişilerdir. Destancı soylular sınıfının ideal tiplerini çizmek, toplumu yöneten ve onun adına iş gören, savaşan bu kişilerin şanını yüceltmek amacını güder.
Destanlar, yozlaşmamış biçimiyle toplumdaki iç çelişkileri, bireyin ya da sınıfların türlü ilişkilerini değil, toplumu yöneten, ona baş olan ideal kişilerin dış güçlerle ve olağanüstü yaratıklarla savaşlarını anlatır. Destanlarda toplumu bir bütün olarak görürüz; kahramanlar bu bütün adına iş görür.
Destanlar, Milli şuurlanmayı hızlandırarak, milli dayanışmayı güçlendirmek amacıyla kaleme alınmıştır. Bu nedenle dünya edebiyatlarında en milli eserler arasında yer alır. Ortak şuurla ortaya çıkan ülkü, emel, gelenek vb. destanlara toplumun hayat görüşünü kısaca felsefesini sembolize eder. Bu yönüyle destanlar milletlerin soy özelliklerini, içtimai yapılarını, ülkülerini, milli değerlerini, geleneklerini vb. yansıttığından bu konuda yapılacak araştırmalarda ilk temel kaynakları oluştururlar.
Destanların oluşumunda bir takım dönemler vardır: Birinci dönemde milletin müşterek şuurunda ve hayal gücünde iz bırakmış bir takım tarihi olaylar ve bu olaylar içinde yüceltilmiş kahramanlar görülür. Bu olay ve kahramanlara her çağda veri kahraman ve olaylar eklenir aynı zamanda o çağın tarihi özellikleriyle benzerlikler taşırlar. İkinci dönemde, bunların yeni nesillere aktarılması gerçekleşir. Sözlü olarak başlayan bu gelenek şairlerin çalgıları eşliğinde söylediği şiirler bütününe dönüşür. Şairler de bu efsaneler zincirine kendilerince öz ve biçim yönünden yeni eklemeler yaparlar. Üçüncü dönemde bu sözlü geleneği güçlü bir şair, şiirler bütünü halinde derler, gerekiyorsa yeniden nazma çeker; böylece destan bütünlüğü kazanmış olur.
Kimi özellikleriyle ilahi gücü bulunduğunu gösteren, ama hareketleri, duyguları, düşünceleri ile insan olarak kalan kahramanın tam bir insan kaderini yaşaması. İşte bu insani, özü taşıdıkları için hemen her dönemde ilgiyle karşılanmış, önem kazanmış, günümüz edebiyatına az çok değişikliğe uğramış özellikleriyle etkin bir edebiyat türü olarak devam etmiştir.
İlkin destanlar sözlü olarak aktarılır. Bu manzum ve sözlü olarak anlatılan destanlar sonra yazıya geçirilir. Bir destan oluştuğu zamandan ne kadar sonra yazıya geçirilirse geçirilsin yine teşekkül ettiği dönemin ürünü sayılır. Çünkü, destanın temeli, esas fikirleri, olay ve kişileri oluştuğu zamana aittir.
Aradan geçen zaman, o destanın konusunda ve dilinde bazı değişiklikler yapsa da bu değişiklikler yüzeyseldir.
Destan, içinde tarihi unsurların bolca var olmasına rağmen, hiçbir zaman tarih demek değildir. Destanlara tarih gözüyle bakıldığında yanılgılara düşülür.
Destanlar, oluşumlarına göre:
  • Doğal Destanlar
  • Yapma Destanlar olmak üzere, ikiye ayrılırlar.
A. Doğal Destanlar

Bir ulusun ortak yaşamında derin izler bırakan, tarihsel ya da toplumsal olayların yiğitlik yönünü konu edinen dilden dile sözlü olarak aktarılıp, sözlü gelenekteki şekilleriyle derlenen ve yaratıcısı belli olmayan destanlardır.
Köklü bir geçmişi olan ulusların ilk çağlarını mitolojik menkıbeler halinde aktardıkları milli duygular yansıttığı içinde milli destandır. Bir milletin maddi ve manevi yapısı sergilenir destanlarda.
Milli destanın doğması için toplumun uygarlık bakımından ait düzeyde olması halkın efsaneler yeralması, uygun ilkel deviler yaşamış olması toplum hayatının bir takım büyük sarsıntılara uğraması, milletin tarihinde savaşlar, göçler ve değişik yerlerde vatan kurmalar gibi olaylar olması gerekir.
Destani hayatları ve destan gelenekleri çok zengin olan ve eski çağların en büyük medeniyetlerini kuran milletlerin aydınlar arasında yetişen destan şairler halk ağzında dolaşan sayısız destan parçalarından ilham olarak ve onları bütünleyerek milletlerinin “efsanevi tarihi” demek olan büyük milli destanlar yazmışlardır.
Yunan şairi Homeres’in İlyada ve Odisse’si İran şairi Firdevsi’nin muazzam Şehnamesi, Mezopotamya’nın en eski destanı olan Gılgamış’ı Fransızların Chaisan de Roland’ı. Rusların İgor’u bu çeşit destanlardandır.
Bazı milletlerin destanları ise o milletin edebiyatındaki destan devri yaşanıldıktan asırlarca sonra bir destan şairi tarafından yazılarak değil bir araştırıcı eliyle halk dilinden derlenerek meydana getirilmiştir. Kalevela isimli meşhur Fin destanı böle bir destandır.
Doğal destanların oluşumu üç aşamada gerçekleşir. Bunlar çekirdek, oluş ve tespit (saptama)dır.
Çok eski devirde ulusun başından onu derinden sarsan unutulması imkansız bir olayın geçmesi gerekir. Destanın özünün oluştuğu bu döneme çekirdek aşaması denir. Çekirdek tamamladıktan sonra aradan geçen zamanla çekirdeğin sürekli olarak beslenip, gelişip, zenginleşip halk tarafından nakledilmesine oluş dönemi, milli hayatın içinde bulunduğu destani hava devam ederken milli bir şairin bu sözlü malzemeyi bir araya getirerek yaşadığı dönemin dili ve kendine özgü üslubu ile yazıya geçilmesinde de saptama adı verilir. Günlük olaylarla, halkın yaşadığı sorunlarla destanın ana temsi ve yan konularını geliştirip kaynaştırarak süsleyen şair seçkin kişileri ön planda tutar. Şehname ve Kitab-ı Dede Korkut Ala Lisan-ı Taife-i Oğuz han bu özelliğe sahip eserlerdir.
Dünyanı Tanınmış Doğal Destanlarından Bazıları

Gılgamış Destanı
6300 dizeden oluşan Sümer Mütoslarına dayalı bir Mezopotamya şiiri olarak en eski destan örneği diye kabul edilir. Babillilerin milli destanıdır.
Destanda, insanın büyüklüğü ve tanrılar katına yükselme isteği dile getirilir. M.Ö. 2000 yıllarına it olduğu sanılan destana Güney Babilonya şehirlerinden Uruk’un Beyi kahraman, kuvvetli ama zalim olan Gılgamış’ın savaşlarını, onarışını, gök yüzünün boğasıyla mücadelesini, ölümsüzlüğün sırrını bulmak için yaptığı yolculuk anlatılır.
Ciahnson De Roland

Üç bölümden, 4002 dizeden oluşur. Fransızların en eski destanıdır. 11. yy.’da Turoldus tarafından yazıldığı belirtilir. Araplara karşı düzenlen bir savaş dönüşünde Roland’ın Pireneler bölgesinde pusuya düşürülüp öldürülmesi olayı yüzyıllar sonra değiştirilerek destan kurallarıyla kaleme alınır. Turaldus ilhamını tarihi bir olaydan alır. Roland’ın komutasındaki asker grubunun Basklar tarafından yenilmesini büyük bir çarpışma gibi göstererek olayı din savaşı boyutuna taşır.
İliada ve Odisseia

24 bölümden oluşan eser Homeostan kaleme alınmıştır. Yunanlıların doğal destanıdır. İlyada bir olayın destanıdır. Anadolu’daki Troya şehrine Yunan sitelerinin ortaklaşa düzenledikleri seferi ve hileli zaferi anlatır. Odessa bir kişini destanıdır. Troya savaşından sonra İthake kralı Odysseus’un büyük güçlükleri aştıktan sonra karısına ve evine kavuşmasını hikaye eder.
Kalevela

Fin halkının destandır. Folklor araştırıcı olan Elias Lonnrot tarafından toplanmıştır. Korelia Finlilerin ilk yerleşim bölgesi ve anavatanıdır. Lonnrot bu yerde araştırmalar yaarak halk ozanlarının yüzyıllardır nesilden nesile aktardıkları destan parçalarını düzenlemiş ve 1835’te yayımlamıştır. Daha sonra aktardıkları destan parçalarını düzenlemiş ve 1835’te yayımlamıştır. Daha sonra yaptığı eklemelerle 22800 dizeye ulaşan destanı 1949’ta tekrar yayımlamıştır.
Destan Fin halkını ziraat yapmak, toprakla uğraşmak, toprak zorluğunu yenmek yolunda Sampo adlı sihirli değirmeni elde etmek için gösterdiği çaba üzerine kurulmuştur. Ana konu ise iki ayrı halk topluluğunun zaman zaman birbirlerine yaklaşıp uzaklaşmalardır. Bunlar Finlandiya’nın güneyindeki gerçek Fin Halkı olan Korelyalarılar ile kuzeydeki Phojola halkıdır. Eser doğaya karşı dövüşen kuzey insanların aile erdemleri ve bilgeliği över.
Kolevela’nın kahramanlarının olağanüstü güçleri vardır. Destanda doğaya bağlı, tek tanrıya inanan bir toplumla birlikte şamanizmin ve totenizmin izlerine rastlanır. Destan Kolevelo’nın mutlu bir ülke olmasıyla sona erer. Fin yazını ve Fin müziğinin beslendiği Kolevela dil, duygu, düşünce ve hayal yönünden zengindir.
Şehname

İran’ın en önemi şairi Firdevsi tarafından yazılmıştır. Bir milletin bütün tarihi geleneklerini içinde barındıran Şehname’de İran tarih ve mitolojisinden başka Türk, Hint, Yunan tarih ve mitolojisine de rastlamak mümkündür.
Saka Türkleri’ne ati Alp ER Tunga Destanının karşıtıdır. Şehname’de Alp Er Tunga Afrasya kardeşi Alp Arız Agrires’tir.
Eskiliği, dili ve edebi değer bakımından Farsça’nın önemi bir eseridir. Şair eserde İran’ın müslümanlar tarafından alınışından eski İran kültürünün yok edilmeye çalışılmasından duyduğu üzüntüyü dile getirir. İran dinine bağlı kahramanlar övülür.
Eser İran – Turan savaşları bakımından Türk tarih ve destanında önemli bir yer tutar.

Nibelungelied

11. yy’da kim tarafından yazıldığı bilinmemekle birlikte Almanlara ait bir destandır. Yazar 6. yy’a kadar olan masaları yanında ele alıp uyarlamıştır. Konu olarak destanda bir efsane halkı olan zengin cüceler yer alır. Işık kahramanı Siegfried’in kenarlıklar hakimi Niebelungenler yenerek hazinelerini alması dile getirir. Ayrıca destan Burgund Krallığı’nın Attila tarafından yıkılması gibi bir tarihi gerçekliğe de dayanır.
Nibelunglar Destanı, İstanbul 2001, Yapı Kredi Yayınları
Mohoborata
Hintlilere ait olan destanın Vyasa tarafından kaleme alındığı söylenir. Yazılışı çok eski tarihlere kadar uzanır. Konu olarak Asya halkları olarak nitelenen daha esmer tenli Davidler’i simgeleyen Kavrava’ların Ariyani’lerin olası sayılan ve kral soyu olan beyaz tenli Pandovalara kaşrı davası anlatır.
Olaylar tarihsel gerçeklere yakındır. Hint tarihindeki Davidler’la Ariyani’ler arasındaki M.Ö. 2000 yılına dayanan Kurukşetre savaşı destana yansımıştır.
Eser Sanskrit dili yazısının temel yapıtlı olması açısından önemli olmakla birlikte gelenekleri, hukuk, ve ahlak kurallarını dini, felsefi ve yargı kavramını bir araya getirmesi bakımından da önemlidir.
Romayana
Hint destanıdır ve Roma adlı bir kahramanın hikayesini anlatır. 24000 kıtadan oluşur. Kimin yazıya geçirdiği bilinmemektedir.
İgor
Ruslara aittir ve kimin tarafından yazıldığı bilinmemektedir. 1185’te Palaviseler’e karşı girişilen seferin öyküsünü anlatır. Eserde İgor önce galip gelir ama sonra kardeşi ve oğlu ile birlikte hapis edilir. Bir sire sonra kaçar oğlu Sıladamir ise kendisine iyi davranan Kuçak Han’ın kızı ile evlenir. Bu aralardaki olayları destanı bir hava içinde anlatan ilk yazma nüshası 1812’de Moskova yangınında yok olmuş diğer kopyası ise bilimsel şekilde Puşkin tarihinde kaleme alınarak yayımlamış ve baskıları yapılmıştır.
  • B. Yapma Destanlar
Medeni devirlerde herhangi bir tarihi olayın bir şair tarafından destan kurallarına uygun olarak yazılmış biçimine yapma destan denir.
Burada sadece kişisel yaratıcılık, hayal gücüyle yoğrulmuş bir anlatım vardır.
Dünyanın Tanınmış Yapma Destanlarından Bazıları
  • a. Çılgın Orlando:
Ünlü İtalyan şairlerinden Aristo’nun yazdığı bu eser Hıristiyanlık – İslamlık çarpışmasını anlatmaktadır. 46 bölümden oluşan bu uzun manzumede eserin baş kişisi Orlando’dur.
Müslümanlarla yapılan savaşı unutan Orlando, bir esir kıza gönlünü kaptırır. Kızı devamlı arayan Orlando o’nun başkasını sevdiğini öğrenince aklını kaçırarak çevresindeki insanları ve hayvanları hundarca öldürüp dehşet saçar. Eser baştan sona güzel savaşçı kadınlar, aşk, kahramanlık, canavarlar, büyücülerle dolu olup, bir birine bağlanan heyecanlı olaylarla iç içedir.
  • b. Kaybedilmiş Cennet:
John Milton’un yazdığı epik bir şiir olup İngilizlerin en önemli yapma destanlarındandır. Konusu, insan düşünüşüdür.
Eserde sırasıyle ilk çağları, cehennemi, göğü anlatan Milton; günahsız Adem ile Havva’yı, Tanrı’yı, iyilik meleklerini, zebanileri ve farkında olmadan büyük bir sevgi ile söz konusu ettiği şeytanı dile getirir.
Kaybedilmiş Cennet, Tanrı’nın insanlara karşı tutumunu haklı göstermeye çalışan bir eserdir.
  • c. Kurtarılmış Kudüs:
İtalyan şairi Turguato Tasso tarafından yazılan eser, İtalyan Rönesansının en önemli eserlerindendir.
Birinci Haçlı seferi sırasına Kudüs’ün Hıristiyanlarca alınışını konu eder. Ancak Tasso tarihi anlatışa romantik ve olağanüstü bölümler eklemiş, klasik destan kurallarını düş gücüyle kaynaştırmıştır. Klasik destan biçimine bağlı kalmakla birlikte aşk serüvenlerini anlatışıyla ortaçağ romanslarına yakınlaşmıştır.
ç. Aeneis:
Romalı şair Vergilios’un en önemli eseridir. 12 ciltlik bu destan M.Ö. XIII. yüzyılda Troya kentinin yunanlılarca ele geçirilmesi üzerine ortadan kaçan Aeneis’in doğaüstü bir yol göstericinin peşinden giderek İtalya’ya varıp ileride üstünde Roma’nın yükseleceği ilk yerleşme merkezinin kuruluş öyküsüdür.
  • d. Lusus Oğulları:
Portekzili şair Luis de Camoes’un bu eseri Portekiz’in efsanevi kurucusu Lusus’un oğullarını konu edinmektedir.
Asıl konusu Hindistan’ın keşfi olan bu destana Camoes, Potekiz halkının tarihini geçmişten başlayarak gelecekle ilgili kehanetlerle birlikte yazmıştır.
Eser, bütün Portekiz tarihini kapsamakta olup olayların geçtiği üç kıtanın tasviri tapılmaktadır.

Destanların Genel Özellikleri
  • 1. Destanlar nazım olarak yazılır ancak nazım – nesir karşılık olanları da vardır.
  • 2. Destan kahramanları normal kişilerde bulunmayan üstün ve olağanüstü güçlere sahiptir. Örnek vermek gerekirse:
- Oğuz Kağan ana sütünü bir kere emmiş kırk günde yürümüştür.
- Dede Korkut Destanında Boğaç Han’ın boğayı öldürmesi ve bu yüzden Boğaç adını alması
- Manas Destanı’nda Manas’ın oğlu Semetey’e ad koyarken (doğuşunda görülen olağanüstülükler nedeniyle) “Beş yaşında yurt yıksın on beşinde ok atsın, büyük iler alsın” diye dua edilir.
- Köroğulu’nun tasviri yapılırken de “kendisi kaynamış kara demir gibi, kulakları kalkan gibidir. Omuzunda 24 kişinin oturabileceği genişlik vardır. Kalkanı döğebilecek çeliği çiğneyip püskürecek kuvvetedir. Novası dağları gümbür gümbür gümbürtedir ifadesi dikkat çeker.
  • 3. Destanlarda zaman ve olayların geçtiği yer bellidir. Alp Er Tunga Destanı’nda M. Ö. 7. yy.’a dayanan olayın geçtiği yer İran ülkesidir. Şu Destanı’nda M. Ö. 390’a dayanan olaylarda Makedonyalı İskender’in İran üzerinden Asya’ya ilerlemesi ile İran, Babsagun, Asya yer alarak belirir.
  • 4. Destanlar milli duyguyu, iradeyi, ülküyü temsi eden milletin maddi ve manevi yapısını sergileyen, toplum varlığını korumaya çalışan yapıtlardır.
  • 5. Destanlar savaşları, kahramanlıkları, yiğitlik, dostluk, ölüm ve yurt sevgisini ele alır. Tarihte meydana gelen büyük savaşlar, göçler, istilalar, hayatları türlü sarsıntılarla yuğrulan milletler vardır destanların içinde.
  • 6. İyilik, mertlik, ata binme, gelenek ve görenekler önemlidir. Türk destanlarında görülen örnek tip alp, kahraman, yiğit, cesur, doğuştan olgun ve güçlüdür. Garipnome’ye göre “Alp” kişide sağlam yürek, pazu kuvvetleri, gayret, iyi bir at, özel bir giysi, iyi bir kılıç, süngü, yay ve kader birliği ettiği iyi bir arkadaş olmak üzere dokuz şey gereklidir. “Türk çadırda doğar, at üstünde ölür” yargısı ile Alp her zaman atlıdır. Güçsüz ve zayıf kimselere dokunmaz ama dileyeni affeder.
  • 7. Destanlarda kahramanlar bireysel tutkularından arınmış toplum adına mücadele eden kimselerdir. İnsan güçlü ve asıldır olaylar alp hayatı etrafında gelişimini sürdürür.
  • 8. Sözlü gelenekle işlenip geliştiklerinden dolayı destanlar ilk biçimde kalmazlar. Halk arasında yayılarak, yeni ilavelerle zenginleşip büyüyerek bir ulusun müşterek eseri haline gelirler. Her yeni ağız ve her yeni zevk bu destanlara yalnız macera bakımından değil dil ve söyleyiş bakımından da gittikçe olgunlaşan ve gittikçe güzelleşen bir çok değerler ilave eder. Destanların böyle fertlerin değil de milletlerin eseri olması onlara ilk çağların bütün dil ve edebiyat verimlerinin üstünde ayrı bir kıymet kazandırır. Türk destanının bugün elimizde bulunana parçaları çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. Bunlardan bir kısmı Avrupalı ve Türkiyeli araştırıcılar tarafından doğrudan doğruya halk dilinde hala yaşayan eski ve yeni destanların dolanıp yazılması ile elde edilmiştir. Bir kısmına eski Çin, İran, Arap milletler gibi doğu milletlerine ait el yazması eserlerde bir kısmında da Bizans tarihleri gibi Batı kaynaklarında rastlanmıştır. Destanlarımızın önemli bir kısmında bizzat Türkler tarafından tarihin muhtelif devirlerinde, türlü sebeplere ve muhtelif dil ve yazılarla yazılı edebiyata geçirilmiş bulunmaktadır. Türk destanları yazılı edebiyata destanın oluştuğu tarihten çok sonra geçmiştir. Ancak destanlar asırlarca halk dilinde yaşayıp, yeni olaylarla zenginleşen bir halk edebiyatı verimi olmaları onların kağıda alınışındaki bu gecikiş çok defa destanlarımızın lehinde olmuş. Türk destanları gönüller asırların olayları için çarpan sayısız Türklerin duygu, görgü, hayal ve hatıralarla birleşip zenginleşmiştir. Tarihimizin ister istemez birbirine benzeyen bir dolu kahramanları ve kahramanlıkları bu destanlarda birbiri ile kaynaşmış ve destanlarımızın elimize geçen bir çok parçaları adeta Türk fazilet ve kahramanlığını gösteren bir örnek haline gelmiştir. Bir destanın doğduğu zamanla yazıyla geçirildiği zaman sırasındaki ne kadar uzun olursa olsun o destan yine oluştuğu çağlardan bir hatıra saklar ve oluştuğu çağların ürünü sayılır. Çünkü destanların temel vakaları tamamiyle doğdukları asırlara aittir. Nadon geçen asırlar bu ama vakaları ya halk dilinde yaşayan eski destan mısraları ile yahut yeni destani heyecanlarla süsleyerek ayrıntı bakımından değiştirip zenginleştirirler. Yalnız Türk destanlarını yabancı dillerle tesbit edilen tercümeleri destanların milli lisandan mahrum kalmalarına neden olmuştur.
  • 9. Destanlar devrin durumunu, tarihi, toplum yapısını bir ayna gibi görevle önüne serer.
  • 10. Destanda mitoloji ile tarih içiçedir. Hayalle gerçeğin karışımıdır. İnsanlar, insanlığın başlangıç devirlerinde tabiat olaylarını derin bir kolu ve hayranlıkla seyrederlerdi. Hiçbir olayın sebebini bilmiyen bu ilk insanlar için her olay çok önemli, çok meraklı ve mutlaka Tanrı düşüncesi ile yoğrulmuş sihirli ve tılsımlı bir mahiyet taşırdı Gök gürlemesi Tanrının hiddetli idi. Yıldırımlar Allah’ın kendilerine vermiş olduğu bir cezaydı. İnsanlar tanrı diye güneşe tapıyorlar, kendilerinin bir ağaç kovuğundan çıktıklarına veya bir bozkurtlar türediklerine inanıyorlardı. O çağlar acı tatlı bütün gerçeklerin türlü hayallerle donatılıp efsaneleştirildiği çağlardı. Topluluk arasında mesel ateş yakmayı keşfetmek veya korkunç bir canavarı öldürmek gibi yararlıklar gösteren kimselere “normal insan” gözüyle bakılmıyordu onlarda Tanrı kanı bulunduğu düşünülüyor, Tanrılarla akraba oldukları söyleniyordu. Bu derece zengin bir hayal dünyasında yaşayan insanların başına geçerek, başka kabilelerle daha sonra başka uluslarla savaşan; zaferler ve ülkeler kazanan büyük kahramanlara ise daha yüksek rütbeler veriliyordu. Bu kahramanların Tanrı kudreti taşıdıkları ve Allahlarla birlikte hareket ettikleri muhakkaktı. İşte gerçek dünyasında böyle bir hayal alemi yaşayan ilk insanlar önemli buldukları her olayı bu çeşit hayallerle süsleyerek birbirlerine anlatırlar. Meraklı olaylar görmek, meraklı olaylar öğrenmek ve bunları başkalarına da anlatmak ihtiyacının insanların en önüne geçilmez ihtiyaçlarından biridir. Bunun içindir ki ilk şairler herşeyden çok kahramanlık olaylarını dile getirmişler bu vakalarda yarattıkları görülen din ve savaş kahramanlarını övmek için şiirler söylemişlerdir. Bu şiirler bol maceralı, bol hareketli ve çok defa olandan ziyade hayale dayanan küçük fakat çeşitli zengin efsanelerdir. Bu manzum efsaneler halk dilinde ve halk ozanında asırlarca yaşamış her yeni hadise biraz daha zenginleşmiş, büyümüş, tazelenmiştir. Bu destan şiiri, bir çok olayların tabiiliğine alışıldığı devirlerde bile çok defa aynı kuvvetle devam etmiş ve milletler arasında büyük ve kuvvetli bir destan geleneği yaratmıştır.
  • 11. Destanlarda doğaüstü olayların kutsal kaynaktan geldiği kabul edilir. Destanların büyük kahramanları ve onların evlenecekleri kadınları kadınlar çok defa kutsal bir ışıktan doğarlar. Yaratılış Destanı’ndaki A – Ana ışıktan bir kadın sembolüdür.
Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz’un evlendiği ikinci karısı göl ortasında kutsal bir ağacın kovuğunda yaratılmıştır.
Destan kahramanının yanında yer alan at bütün Türk destan ve rivayetlerinde doğaüstü özelliklere sahip olarak su ruhunda türer. Türkler atların dağdan inene yada gökten, rüzgardan, mağaradan, mağaran gelen kutsal aygırlardan türediğine inanırlar.
Battal Gazi’nin Aşkar’ı olağanüstü anlayışla bir mağarada bu ruhtan şekillenmiştir. Bu at da insan gibi konuşur, sahibini korur ve havada uçar. Ab-ı hayat içtiği ve ölümsüzleştiği söylenir.
  • 12. İhtiyar bilginler, ilahi ışık ve sesler destan kahramanlarının başarılarını sağlayan yardımcı güçlerdir.
Battalname’de “Hızır” sıkıntıda olan müslümanlara yardım eden, ilahi bir kuvvet ve masallarda olduğu gibi kahramanları göz yumup açıncaya kadar bir diyardan diyara götüren ihtiyar şeklinde tasavvur olunmuştur. Battal Gazi’nin her daraldığı yerde “Hızır” imdadına yetişir, olağanüstü yaratılar olan, cadıları ve devleri Battal, Hızı’ın verdiği kutlu ok ve öğrettiği dua ile mağlup eder.
  • 13. Destanlarda varılmak istenen ülkü için herkes üzerine düşen görevi yapar ve bu görev kutsal kabul edilir.
TÜRK DESTANLARI
Türk milletinin edebiyatı ilk çağlarda her şeyden çok, uzun ve zengin bir destan edebiyatıdır.
Türk edebiyatından destan, Türk halkının tarih sahnesine çıkışı ile başlamış olmasına rağmen, Türk milletinin büyük bir şair tarafından derlenip toparlanarak yeniden söylenip yazıya geçirilmiş Şehname, İlyada ve Kalevela gibi bütün bir destanı yoktur. Halbuki o dönemlerde, destan sahibi olabilmek için gereken bütün şartlar ve olaylar mevcuttu. Halk muhayyilesinin efsaneler yaratmaya elverişli bulunduğu eski ve iptidai tarih devirlerini yaşamış ve değişik yerlerde hakimiyet kurmuşluk gibi olaylar bulunmalıdır. Böyle zamanlarda hayatları türlü sarsıntılarla yoğrulan milletler arasında bu olayları yapan ve çeviren birtakım kahramanlar yetişir ve destan şairleri bu kahramanların maceralarını dile getirir.
Büyük Milletlerin hayatında bu çeşit olaylar sık sık tekrarlanıp, sık sık yeni kahramanlar yetiştiği için, her yeni kahraman, yeni destan parçalarının doğmasına yahut zamanla asıl sahipleri unutulmuş, eski destanların dirilip gelişmesine sebep olmuştur.
Türk milletinin tarihi baştan sona destan kahramanları ve destan kahramanlıklarıyla doludur. Denilebilir ki, bu milletler destan devri yaşamaktan ve yeni destanlar söylemekten, eski destanlar derleyip yazmaya vakit bulamayan müstesna bir tarihe sahiptir. Bu sebeple Türk milletinin “bütün” bir destanı yok fakat birçok destanı vardır.
Dünyanın en eski en köklü ve büyük roller oyanmış son derece hareketli bir millet olmamıza, destani bir hayat yaşamamıza oluşmuş birçok destanlarımız bulunmasına rağmen çeşitli nedenlerden dolayı Yunanlılar’da ya da İranlılar’da olduğu gibi tam olarak düzenli bir biçimde yazıya geçirilmesi mümkün olmamıştır.
Türk destanları dağınık destani menkıbeler aşamasını tamamlamış, büyük edebi destanlar aşamasına ulaşmış, fakat bir bütün olarak milli destan biçiminde gereği gibi düzenlenmemiş halk destanlarıdır.
Bugün elimizde çeşitli destan parçaları vardır. bunların bir kısmı halk arasında yaşayan parçaların derlenmesi suretiyle elde edilmiştir. Bir kısmı ise İran, Arap, Moğol, tarihi ve edebi eserlerinden derlenmiştir. Bir kısmı da Bizans ve diğer batı kaynaklarında bulunmuştur.
Türk destanlarından parçalar, yazılı kaynaklara, destanın oluştuğu tarihten çok sonra geçmiştir. Tarihimizin birbirine benzeyen bir dolu kahramanları ve kahramanlıkları bu destanlarda birbirine kaynaşmış ve destanlarımızın elimize geçen birçok parçaları adeta Türk fazilet ve kahramanlığını gösteren birer örnek haline gelmiştir. Bu destanlar, Türk halk edebiyatı ve folklorunu, Türk toplumunun türlü aşamalarını aydınlatması bakımından önemlidir.
Esasen bir destanın bir destanın doğduğu zamanla yazıya geçirildiği zaman arasındaki mesafe ne kadar uzun olursa olsun o destan yine oluştuğu çağlardan bir hatıra saklar ve o çağın ürünüdür. Çünkü, destanların temel olayları tamamiyle doğdukları asırlara aittir. Aradan geçen asırlar bu ana olayları ya halk dilinde yaşayan eski destan mısralarıyle ya da yeni destani heyecanlarla süsleyerek değiştirip zenginleştirirler.
Türk milletlerinin destanlarında tarihe olan yakınlık, başka milletlerin destanlarıyla ölçülemeyecek kadar kuvvetlidir. Gerçi destan, hiç şüphesiz ve hiçbir zaman “tarih” demek değildir. Destan, kökü tarihe dayanan, ilhamı tarihten alan bir “halk edebiyatı” verimidir. Ancak kendi mazisine ait hatıraları büyük bir sevgi ve alaka ile saklayan Türk Milletinin destanları mümkün olduğu kadar tarihten uzaklaşmamıştır. O kadar ki, bu destanlar, bazı masal unsurları çıkarıldığı taktirde, tarihimize kaynak olabilecek bir durumdur. Destanlar ayrıca bir milletin “güzel sanatlar” alanındaki faaliyetlerinde kaynak olmak bakımından da önemlidir. Şairler şiirleri, ressamlar tabloları, heykeltraşlar heykelleri için sanatın ilk ve asıl malzemesini hep bu milli destanlardan alırlar.
İslamiyet’in Kabulünden Önceki Türk Destanları
Bunları şematik olarak şöyle sıralamak mümkündür:
I. Yaradılış Destanı
II. Eski Türk Destanları
  • A. Saka Türkleri’nin Destanları
  • a. Alp ER Tunga Desatnı
  • b. Şu Destanı
  • B. Hu Oğuz Destanları
  • a. Oğuz Kağan Destanı
  • b. Atilla Destanı
  • C. Göktürk Destanları
  • a. Gök Börü Destanı (Bozkurt Destanı)
  • b. Ergenekon Destanı
Ç. Dokuz Oğuz – On Uygur Destanları
  • a. Türeyiş Destanı
  • b. Göç Destanı
  • D. Diğer Destanı
  • a. Siyenip Destanı
  • b. Başkurt Destanı (Ural Batır)
  • c. El Dönemi Destanı (Çeşteni Bey)
İslamiyetin Kabulünden Sonraki Türk Destanları
Bu destanlar İslamiyetin kabulü ve yayılmasında ortaya çıkan savaşlarla, çeşitli olayları konu alan destanlardır.
  • a. Manas Destanı
  • b. Danişment Gazi Destanı
  • c. Cengiz Han Destanı
ç. Satuk Buğra Han Destanı
  • d. Battal Gazi Destanı
  • e. Köroğlu Destanı
  • f. Saltukname
  • g. Dede Korkut

YARADILIŞ DESTANI
İslamlıktan önce yaşamış atalarımızın şamanist bir görüş ve renkli motiflerle oluşturdukları:
a) Yakutların yaradılış destanı (efsanesi)
b) Altayların yaradılış destanı
c) Lebed Tatarlarının yaradılış destanı olmak üzere üç önemli yaradılış destanı bulunmaktadır. Mitolojik ve efsanevi unsurların yoğun olmasından dolayı yaradılış efsaneleri de denmektedir.
Daha hiçbir varlığın yaratılmadığı çağlarda yanlış Tanrı Kara Han’la uçsuz bucaksız bir su vardı. Ay, yıldızlar, gök ve toprak yaratılmamıştı. Tanrıların en yükseği, bütün varlıkların başlangıcı, insanoğlunun atası Tanrı Kara Han yalnızlıklar içinde düşünürken suyun üzerinde bir dalgalanma oldu. Ak ana denilen bir hayal sudan yükselerek Tanrıya: “Yarat!” dedi. Bunun üzerine kendisine benzer bir varlık yaratarak ona “kişi” dedi. Tanrı ile kişi su üzeride iki kara kaz gibi sakin sakin uçarak süzülürlerdi. Fakat kişi bu sonsuz sessizlikten memnun değildi. O, Tanrı Kara Han’dan daha yükseklerde uçmaya kalktı. Bu ölçüsüz hareketinden dolayı uçma özelliğini kaybetti, dipsiz suya yuvarlandı. Boğulmak üzere iken yaptığına pişman olarak Tanrı Kaya Han’ı yardıma çağırdı. Tanrı: “Yüksel!” emrini verdi, onu derinliklerden çıkardı ve denizden yükselttiği bir yıldızın üzerine oturtarak kişi boğulmaktan kurtuldu.
Kişi artık uçamadığı için Tanrı Kaya Han bir dünya yaratmaya (yer) karar verdi. Kişiye suyun derinliklerine dalarak toprak çıkarmasını söyledi ve toprağı suyun yüzeyine serpti. Kişi, toprağı çıkarırken de yine kötü düşüncelere saptı: Toprağın bir kısmını ağzında saklayarak ileride kendisi için gizli bir dünya yaratmayı düşündü. Tanrı suyun yüzeyine serptiği toprağa: “Büyü” der. Kişinin ağzındaki toprakta büyümeye başladı. Eğer tanrı Kara Han kişiyle ağzındaki toprağı tükürmesini emretmemiş olsaydı, boğulacaktı.
Tanrı Kara Han tarafından yaratılan dünya (yer) düz ve pürüzsüzdü; fakat kişinin ağzından çıkan topraklar her tarafa sıçradı ve yer yüzünü bataklıklar ve tepeciklerle örttü.
Buna çok kızan Tanrı, kişiyi kendi “Işık alemi”nden kovdu ve ona şeytan = Erlig adını verdi. Bunun üzerine arz üzerinde yerleşsinler diye başka kişiler yarattı. Yerden dokuz dallı bir ağaç büyüterek, her dalın altında bir kişi yarattı. Bu dokuz kişi bugüne kadar yer yüzünde yaşayan dokuz boyun ataları olmuşlardır…
Bu destan bütün destanlar için karakteristik bir başlangıç sayılır. Bugün hala Altay Türkleri arasında yaşadığı söylenmektedir. Çok eski çağlarda ortaya çıkan ve en eski destanlarımızdan birinin kalıntısı olduğu sanılır. Burada dünyanın nasıl yaratıldığı, insanların en amaçla meydana geldikleri, Tanrı ile şeytan arasındaki ilgi, şeytanın kötü ruhu temsil ettiği ve Tanrı gücü karşısında etkisiz kaldığı anlatılmaktadır.
OĞUZ KAĞAN DESTANI
Oğuz Kağan destanında Oğuz destan geleneğinin ürünleri bugüne kadar ne yazık ki tam olarak gelememiştir. Oğuz destanlarına ilişkin rivayetler Reşidüddin’in, Yazıcıoğlu’nun ve Ebülgazi Bahadır Han’ın eserlerinde yer almaktadır. Elimizde bugün Oğuz Kağan destanının Uygur harfli bir özeti vardır:
Ay Kağa’nın, Oğuz adında bir erkek oğlu olur. Kırk gün içinde büyür, çok güzel ve aynı zamanda güçlü bir delikanlı olur. Oğuz, zamanında ülkesini titreten canavarı öldürür.
Yolda yürürken gökten inen bir ışık sütunundan çıkan güzel kızla evlenir: Gün, Ay, Yıldız adlı oğulları olur. Daha sonra bir ağaç kovuğundan çıkan güzel kızla evlenir! Gök, Dağ, Deniz adlı çocukları doğar.
Şölen verir, kendini Türklerin büyük kağanı ilan eder. Çevresindeki boylar üzerine akınlar düzenler, ülkesinin sınırlarını büyütür.
Sonunda büyükçe bir şölen daha vererek ülkesini oğulları arasında bölüştürür. Bozoklar ve Üçoklar gibi.
Oğuzların destan hayatını öz olarak veren bu destan, İslamlıktan sonra bazı İslami motiflerle karışarak Oğuzname adını almıştır.
Ergenekon Destanı
Bozkurt destanının zenginleştirilmiş şekli diyebileceğimiz Ergenekon destanı demircilik sanatının belirdiği, Türklerin özelliklerinin yansıdığı önemli bir destandır. Bu konuda en sağlam bilgiler Reşidüddin’in Camiüt teserih’nde yer alır.
Ergenekon büyük bir Göktürk boyunun çift sürerek, av avlayarak ve maden işleyerek yaşayıp çoğaldığı kapalı ve değerli bir Türk yurdunun adıdır. “Ergene”: sarp “kon” geçit demektir.
Göktürk hükümdarı İlhan ile Tatar ülkesinin hükümdarı Sevinç Han arasında sürekli savaşlar olur ve bu savaşları genellikle Göktürkler kazanır. Ancak bir savaşta Tatarların hilesi ile Göktürkler yenilir. Tatarlar herkesi kılıçtan geçiri ve Çocukları köle diye yanlarına alırlar. Bu harbin sonunda İlhan’ın Koyon isimli oğlu ile Niskisz adlı yeğeni kadınlar ile birlikte düşman elinden kaçar: Hayvanlarıyla birlikte dağlara yürürler. Bir sarp dağın içinde karlı bir yol bulurlar. Ancak bir tek devrenin, tek bir koyunun zorlukla geçebileceği bu çok tehlikeli yoldan geçerek, etrafı aşılmaz ve geçitsiz dağlarla çevrili geniş bir ülkeye varırlar. Burada akarsular, türlü otlar, yemişli ağaçlar ve çeşitli avlar vardır. bu yerde kalırlar ve ovaya Ergenekon adını verirler. Fakat Ergenekon’da 400 yıl kalıp çoğalan Türkler sonunda bu yurda sığmaz olurlar ve Ergenekon’dan çıkmaya düşmanlarıyla çarpışmaya karar verirler. Ancak, geçmek istedikleri yolu bulmazlar o zaman demirci “Burada denizden bir dağ var, onu eritelim…” der ve öyle yaparlar. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür koyarlar. Etmiş deveden körük yapıp yetmiş yerde kurarlar ve birikip körükllerler. Nihayet demiri eritip, yüklü bir deve geçecek kadar yol açarlar. Ana yurtlarına gidip Tatarlardan intikam alırlar. Ergenekon’da çıktıkları günü bayram günü kabul ederler. Bu bayramın her yıl dönümünde bir demiri ateşte kızdırırlar ve önce Türk hanı bu demiri örs üzerine koyarak çekiçle vurur sonra beylerde aynısını yapar. Göktürklerin Ergenekon’dan çıkarken onları yöneten demirci başbuğun adı Böteçine yani Bozkurt’tur.
Göktürk destanlarının tarihi olayları aydınlatan önemli bir yazı vardır. Bu destanlar bize Göktürklerin bu isimle anılan Türk devletini kurmada önceki hayatları hakkında bilgi veriyor. Büyük Hun devleti dağıldıktan sonra bir kısım Türkler Altay dağları civarına çekilmiş burada 400 yıldan fazla kalarak toprak ve maden işlemişlerdir. Türklerin Ergenekon dedikleri kapalı ülkenin burası olması ihtimal yüksektir. Göktürklerin bu yerlerde denir ve çelik işleyerek kendilerinden önce bir Türk devleti Aparlar’a silah yaptıkları iyi bilinmektedir.
Destan bize Göktürklerin bir “Bozkurt” neslinden türediklerine ne kadar çok inandıklarını ve şüphesiz eski bir Türk totemi olan bu “Bozkurt”un. Türkelr arasında önemli milli bir sembol olarak yaşadığını haber veriyor. Bozkurt adı Moğolların içine karışan Türkler arasında bile asırlarca unutulmamış Ergenekon destanını yaşatan Türk – Moğol geleneği Türkleri Ergenekon’dan çıkaran hükümdarın adını asırlarca sonra yine Bozkurt olarak hikaye etmiştir.
Destanlarımızdan Esinlenerek ilk denemeler veren Z. Gökalp olmuştur. Kızıl Elma (1913) ve Altın ışık (1923-1942) adlı kitaplarında bu yolda manzumeler bulunmaktadır.

ERGENEKON
Elma, erik cktu, yedik
Demir bulduk örs işledik;
“Bir gizli yol bulsak!” dedik:
dağ deledi bıcağımız!
Kurttan halı iken bu yurt,
Bir gün peyola oldu bir kurt
Bir geriğe attı avurt
Yolda, önce kendi indi:
Sağ elinde bayrağımız!
Böteçene kısalun adı
Ernenekon yurolun adı
Dört yüz sene dudun, hadi!
Çık ey yız bin mızrağımız
Oldu sna kot bu eşık,
Gördü çoban yamağımız:
Kurt bir delik buldu, gitti
Bir demirci takıp etti;
Ocak yaktı, taş eritti;
Açıldı yol kapağımız:
Büyük sevinç takip etti;
Ocak yaktı, taş eritti;
Açıldı yok kapağımız;
Büyük sevinç, büyük müjde;
Bayram yaptık kentte, köyde;
Torun, oğul, baba, dede;
Büyüğümüz, ufağımız!
Demirciye Bozkurt dendi;
Han tanıldı, taç giyidi;
Tarih kaldı delik deşik;
Artık yeter: bu taş beşik
Oldu körpe yatağımız!
Uzaklarda baş ülkeler
Issız yurtlar seni bekler!
İşte Kıpçak, işte Kaşgar!
Ta karşıda Gökdağımız!
Tarha dağı gözler seni
Tanrı orda sözler seni,
Dört asırdır özler seni,
Takın dağda ortağımız
(Ziya Gökalp Kızıl elma, 1815,Örnekleriyle Çocuk Edebiyatımız, 4. Basım, Remzi Kitabevi)
MANAS DESTANI
Kırgız Türkleri arasında anlatılan milli kahramanlık destanı olup islamlığın Türk halkı arasında yarattığı ilk büyük destandır. Destan, milli bir çehre taşımakta ve Türklerin bütün öteki kavimlerden üstün oluşu üzerinde durmaktadır. Türk kahramanı, Çin, İran kavimlerinin kahramanlarından çok üstün niteliklere sahiptir. Bu konuda bir Rus gazetesinde yayınlanan makalede (1924) manas destanının Türkler arasında Pantisikizm emellerinin yayıldığı bir devirde doğmuş olduğu ileri sürülür. Fakat Manas destanı Türkler arasında islamlığın yayılışı hadiseler dolayısıyla oluştuğu muhakkaktır. Destanın asıl ruhu müslüman Türk kahramanı ER Manas’ın müslüman olmayan Türklerle yaptığı savaşlardadır. Destan sırasıyla Manas’ın nasıl doğduğunu, Alman Ber’in önce Kokçis (Gökçe)’ye sonra Manas’a nasıl iltica ettiğini hikaye eder Manas’la Kökçü arasındaki savaş. Kkçü’nun pisiperest oluşu dolayısıyladır. Manasın aşkı, evlenmesi, ölmesi, hatta öldükten sonra tekrar edilmesi gibi parçalar ve kısımları takip etmektedir. Bu müslüman Türk kahramanının en müthiş düşmanı mecusilerin reisi olan kahraman Er Yulay’dır ki Manas osız, ancak oburluğu yüzünden yiyip içip sızdığı zamanlarda mağlup edebilir. Destan Manas’ın oğlu semerleyin moreolarıyla devam eder. Manas Destanı dil bakımından bugünkü Kırgız Türkçe’sinin özelliklerini taşımaktadır. Bu çok büyük Türk destan bugün Kırgızlar arasında aslından birşeyler kaybetmiş nazım muzikisi bakımından bozulmuşda olsa mısralarında canlı, ateşli, yurdunu, ulusunu Hakanını seven ve öven bir milletin engin millet peliği yaşamakta ve böyle bir milletin islam dinini kabul edişiyle zenginleşen ahlaki ruhu dile getirilmektedir. Destan’da Yakıp Han’ın (Çakıp Han) oğlu Er Manas’ın doğuşu şöyle anlatılır.
Yedi torun başında Bu Çırıçı’da bir ağlanım olsa
Yetkin doğan Boyun Han Cizmesi gümüş civili, mavi pabuçlu
Boyun Hanın oğlu Noygutt’u yecesine bozup yense
Gayretlu doğan kara Han Kuşbaşı eğeli, mavi halatlı
Kara Hanın oğlu Hakatlileri yecesine başup yense
Gayretlü doğan Yakıp Han, Yaralı esekli, delikalanlı
Güngör Yuva Teepsinde Sartları yecesine bassa
Almatı (suyunun) ağzında …
Yerleşip yatan Yakıp Han Yakıp Hanın bu çırçı Hatundan
Aydar Hanın kızı Çırıçı’yı Bir erkek çocuğu oldu
Almış da Yakıp Han Pamuk gibi ap akdı
(şöyle söyledi Ve kemikler bakır gibiydi
Ak boz kısrak kesitrdi
Yakıp Han, doğan oğlunun
-Dört Peygamber karaya-
Adını Manas koydurdu.

Manas kesikte yatıp söyledi Bu Yakıp Bey çağırdı
“Ak sakallı babacığım Yakıp Han” “Bayın oğlu Bokoy Han”
Ben müslüman yolunu açacağım Beri gel, yanıma el
Kafirlerin mallasını saçacağım Başım üstüne söz diyeceğim
Hepsini kovacağım. Benim manas adlı tayım
… At bineceğim, yol gideceğim diyor
Yakıp Han bu sözleri duyanda Uzağa seferim var diyor
Alabaşlı yürük çakın atı İşte bu Manas oğluma
Yakası altın, bakır yeni Aş pişirip, ateş yakıp
Sece gözlü ak zırhı aldı Yanına yoldaş ol Bokoy
Altında süs yaptırdı Görmediğin göster Bokoy
Gümüşte süs döktürdü Bilmediğin öğret Bokoy.
Zırhı giydikten sonra

Manas’ın destanda Bilgi Kağan’ın hitabesini andıran bir başka övülüşü de söylenir.
“Yoksulları bey etmiş
Çıplaklar giydirmiş
Aç olanı doyurmuş
Arıklar semirimiş”
Kırgızlar arasında hala yaşayan eski Türk geleneklerini, Kırgızlara ait ahlak ve adetleri aile hayatını, bu kavimin dünya ve hayat görüşünü kuvvetle yansıtan Manas destanında ayrıca Oğuz Destanı’ndaki Kara Han’ın Ay Han’ın ve bizzat Oğuz Han’ın isimlerde geçmektedir. Yine Manas destanı tıpkı eski Türk destanlarında olduğu gibi at ve silah hakkında zengin motiflere sahiptir. Destanda yabancı kültürler altında kalan Türklere kardeş gözüyle bakılmaması sert kelimesiyle anılan çiftçi ve şehirlilere kıymet verilmeyişi de onun dikkate değer taraflarındandır. Er Manas ve Türk topluluk ruhu mutaasıp değildir. Müslümanlık milli ahlaki bir iman olarak benim sermiştir. 7’li hece vezniyle söylenilen bu destan yarım kafiyeleri ve aliterasyonlarıyla eski milli nazmımızdan işler taşır. Manas destanı söyleyenlere manascıl denir. sözlü gelenekle yaşarken Rodloff 19 000 dizesini Kırgızların ağzından toplayarak Almanca çevirisiyle birlikte 1885jk’te yayımlamıştır. 1917 – 24 yılları arasında deleme çalışmaları ile de destanın bütünü 400 bin dizeyi bulmuştur. Bu şekli ile Manas Destanı dünyanın en uzun destandır.



Üye Profil Bilgileri

RevalatioN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28 Mart 2014   #2
GulmezBeat23 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 19 Aralık 2013
Bulunduğu yer: Elazığ
Alter: 23
Mesajlar: 351
Konular: 16
Rep Puanı: 2782
Rep Gücü: 355
Rep Derecesi : GulmezBeat23 has a reputation beyond reputeGulmezBeat23 has a reputation beyond reputeGulmezBeat23 has a reputation beyond reputeGulmezBeat23 has a reputation beyond reputeGulmezBeat23 has a reputation beyond reputeGulmezBeat23 has a reputation beyond reputeGulmezBeat23 has a reputation beyond reputeGulmezBeat23 has a reputation beyond reputeGulmezBeat23 has a reputation beyond reputeGulmezBeat23 has a reputation beyond reputeGulmezBeat23 has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 5
Ettiği Teşekkürler: 25
Standart Cevap: Destanlar (Tanımı,Özellikleri,Türk ve Diğer Milletleri Destanları…)

Teşekkürler.



Üye Profil Bilgileri
Yeni Geldim.
GulmezBeat23 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Vali'den 'marjinal' tanımı: Sayıları çok fazla olmayan Thor Güncel Haberler 0 14 Eylül 2013 12:51
Şnasızlıkın Tanımı Diye Buna Denir Foxout Forum Oyunları 141 26 Mayıs 2013 03:35
Lig Destanları -Fake Out berk569 League Of Legends 0 08 Mayıs 2013 11:47
Türk Kızlarının Özellikleri SansarSalvo Komik Yazılar & Fıkralar 0 08 Ocak 2013 14:06
Üçgenin tanımı onurqq Komik Yazılar & Fıkralar 0 20 Aralık 2012 21:09

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:32.

Sistem Bilgileri Bilinmesi Gerekenler
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.1.0 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd. Runs best on HiVelocity Hosting.
Lütfen Sorunlarınızı Buradan Bize Bildiriniz.

Sitedeki Tüm Paylaşımların Sorumlulukları Paylaşım Sahiplerine Aittir.
Soru Ve Sorunlarınız İçin Lütfen İletişim Bölümünü Kullanınız
Tema Tasarımı ForumZero.Net - Foxin


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736