Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu

   


Go Back   Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu > Genel Sohbet ve Haber Bölümü > Serbest Bölüm

Serbest Bölüm Diğer Kategorilere Uymadığını Düşündüğünüz Her Konuda Yazabilirsiniz


Sonsuza dek çalışacak bir makine mümkün mü?

Serbest Bölüm


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 10 Kasım 2013   #1
MyHorsesYouToo
OConner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 06 Temmuz 2012
Bulunduğu yer: İstanbul
Alter: 19
Mesajlar: 1.795
Konular: 1205
Rep Puanı: 30960
Rep Gücü: 1801
Rep Derecesi : OConner has a reputation beyond reputeOConner has a reputation beyond reputeOConner has a reputation beyond reputeOConner has a reputation beyond reputeOConner has a reputation beyond reputeOConner has a reputation beyond reputeOConner has a reputation beyond reputeOConner has a reputation beyond reputeOConner has a reputation beyond reputeOConner has a reputation beyond reputeOConner has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 28
Ettiği Teşekkürler: 23
OConner isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Sonsuza dek çalışacak bir makine mümkün mü?

Dıştan enerji katkısı olmaksızın sonsuza dek çalışacak makineler insanlığın eski bir düşü... 19. yüzyıldan itibaren, bilimadamları bunun olanaksızlığını ortaya koydular.

Ama ya bir gün?

Sonsuza dek hiçbir şey sürmüyor. Er ya da geç, bir gün mutlaka sona eriyor.

Ne yakıt ya da pil, ne de insan veya hayvan enerjisine gerek duyan, kendi kendine dönüp duran bir makine müthiş bir buluş olurdu!.. Bir kez işletilir ve ilk itme sayesinde sonsuza dek çalışmasını sürdürürdü. Böyle bir makine, bitmez tükenmez bir enerji kaynağı yaratacağı için, insanları da çok mutlu ederdi. Ama ne yazık ki, gerçek yaşamda hiçbir hareket; hatta gezegenlerin ya da galaksilerinki bile sonsuza dek sürmüyor. Er ya da geç, bir gün mutlaka sona eriyor.

Durmanın başlıca sorumlusu: Sürtünme

Durmanın başlıca sorumlusu ise, hareket sırasında kaçınılmaz olarak gelişen sürtünmeler. Bu sürtünmelerdeki eğiklik; sözgelimi itilen bir salıncak, havayı çalkalıyor ve tespit noktalarının sıcaklığını yavaş yavaş, arttırıyor. Ve hareket enerjisi, enerjinin düzensiz bir biçimi olan ısıya dönüşüyor. Sonuçta da salıncak, "temel enerji"sini gitgide tüketiyor. Dıştan gelen bir katkı yoksa, hareket enerjisinin dağılması ısıyla dengeleniyor ve cisim mutlaka duruyor. Enerji kaçışlarına rağmen sürekli hareketi düşünmek, bir aracın benzin harcamadan ilerlemesini beklemeye benziyor. Dolayısıyla da, akla ters düşüyor...

Konuyla ilişkin ilk açıklamalar, 17. yüzyılda yapıldı

Sürtünmenin hareketi engellediği anlaşıldı. Şimdi, olayı daha iyi kavrayabilmek için bazı soruların yanıtlarına bir göz atalım...

Isı; enerjinin bir biçimi olduğuna göre, makineyi yeniden çalıştırmak üzere niçin geri alınmaz ve yararlı enerjiye dönüştürülmez? Başka bir deyişle, makine kaybettiği enerjinin yerine niçin ısıyı kullanamaz?

Ne yazık ki, bu olanaksızdır.

1824'te Fransız mühendis Sadi Carnot'nun gösterdiği gibi, ısının mekanik enerjiye dönüşmesi için, farklı sıcaklık dereceleri içeren iki kaynak gerekir. Ve ancak, ısı aktarımının, sıcak kaynaktan soğuk kaynağa yönelmesi halinde gerçekleşebilir. O zaman da, termik kalorinin bir kısmı, soğuk kaynağın derecesini kaçınılmaz olarak yükseltir. Başka bir deyişle, termik kalorinin bir kısmı, "ikinci termodinamik ilkesi"nde açıkça belirtildiği gibi, mutlaka "ısı biçiminde, kalır. Bu da, ısının tümünün neden yararlı enerjiye dönüştürülemediğini ve buradaki farkın niçin "ortadan kalkmadığı"nı açıklar. Gerçekten de ısı, enerjinin "niteliği kötü" ya da daha doğrusu "değer kaybına uğramış" biçimidir; çünkü asla kalorinin yüzde 100'ü kullanılmaz.

İşte bu yüzden de, termik enerjiyi kendi bütünlüğü içinde geri almak olanaksızdır. İdeali, ısınmayı önlemek, yani sürtünmeyi tümüyle orta*dan kaldırmaktır. Ancak o zaman geliştirilen hareket gerçekten sürekli olur, ama kullanılmaz.

Teoriye göre, yalnızca yararsız bir makine sürekli çalışabilir

Kuşkusuz, becerikli bir mucit, "ideal salıncak" gibi bir makine yapabilir. Ve mükemmel, ama hiçbir işe yaramayan sürekli salınımlarına bakakalır. Belki, yine de bir işte kullanmak için, hassas bir mekanizma yardımıyla, sözgelimi salıncağın her düşey geçişinde bir otomobili kaldırmasını sağlayabilir. Yararsız salınımları yararlı bir işe dönüştürmenin mutluluğunu yaşarken makine tükenir ve durur. O da makinesinin sürekli çalışmadığını fark ederek düş kırıklığına uğrar.

Örneğimizdeki salıncak, enerjisinin bir kısmıyla gerçekten bir iş yapar; otomobili bıraktığı sırada yükseklik kazanır. Bununla birlikte, git*gide daha az yükselir, yani yükseklik kaybeder. Enerji, yavaş yavaş salıncağın dışına kaçtığı için de hareket durmayla sonuçlanır. O zaman, enerji tümüyle "potansiyel enerji" biçiminde otomobilin "kullanma yetkisine girer. Yani, artık otomobil, salıncaktan aldığı enerjiyi geri verme durumunda bulunur. Bunun için de, tersine işleyen mekanizmayla, otomobilin düşmesi ve yeniden ilk yüksekliğine çıkması yeterli olur.

Enerji kaybetmeden bir iş yapmanın olanaksızlığı

Fizikte "birinci termodinamik ilkesi" diye adlandırılan kavramı oluşturur. Bu kavram, 1850'ye doğru iki fizikçi, İngiliz James P. Joule ile Alman Julius R. von Mayer, tarafından kesin şekilde ortaya kondu: Enerji çeşitli biçimlerde (elektrik, mekanik, ısı vb.) kendini gösteren bir büyüklüktür; ama "değer", yani niceliği daima korunur. Hiçbir şey, onu yoktan var edemez, vardan da yok edemez (enerjinin ko*runumu ilkesi).

Bu ilkeyi bilmeyen birtakım mucitler, yüzyıllar boyu, hem sonsuza dek çalışacak hem de kendi başına yükselmek için gerekli enerjiyi bulacak makineler yapmaya çalıştılar. Ama bu iki istek birbiriyle uyuşmaz. Gerçekten de, bir makine "sürekli" çalışmaz. Çalışsa bile, bir gün mutlaka durur; o zaman da, buna sürekli denemez.

Sürtünme sorunu çözmüş bir makine düşünelim...

Sürekli hareket araştırmasında, yararsız, ama sürtünme sorunu çözmüş bir makine düşünelim... Bir süperiletkende dolaşıp duran elektrik akımı, buna iyi bir örnek oluşturur. Elektronlar, daireler çizerek, süperiletkenin içinde yıllarca dönseler bile, bu hareket çok uzun bir sürede söz konusu durumunu koruyamaz.

Alman fizikçi Rudolf E.J. Clausius'un 19. yüzyıl sonundaki çalışmaları, enerjinin büyük bir şiddetle dağılmaya ve Evren'in "entropi"yi (içe kıvrılma) arttıran bu bozulma, yani "düzensizlik" yönünde evrilmeye göre düzenlenmiş olduğunu göstermişti. Clausius'a göre Evren "termik ölüm"üne doğru evrilmekteydi. Sıcaklık derecesinin her yerde aynı olması durumunda, hiçbir şey hareket etmeyecek; ister sürekli ister kesintili hiçbir hareket olmayacaktı.

Suya yayılan mürekkep, bardağın kenarında bir damla halinde yeniden toplanabilir mi?

Bu "tersinmezlik" (ters doğrultuda işleyememe) durumu, zamanın daima aynı yönde aktığını belirtir. Bununla birlikte, acaba, suya yayılan mürekkep, bardağın kenarında bir damla halinde yeniden toplanabilir mi? Sorunun yanıtı Clausius'a göre olumsuz, ünlü öğrencilerinden Avusturyalı fizikçi Ludwig Boltzman'a göre ise olumludur. Ama son derece düşük bir olasılık söz konusudur. 19. yüzyılın sonunun bir başka bilgini, Fransız matematikçi Henri Poincare'ye bakılırsa; bu olay, çok uzun bir süre beklendiği taktirde, kesinlikle meydana gelecektir. Ancak bu süre, Evren'in yaşını bile aşar.

Hareket sürekli olamaz; çünkü asla başlangıçtakinin aynı olamaz

Günümüzde, kaos kuramı, bekleme koşuluna karşın, mürekkep damlası oluşumunun sonsuz kez ortaya çıkacağını bize gösteriyor. Bu da beliren düzensizlikte, başlangıç barınağına geri dönüşlerle kendini gösteren gizli bir düzenin bulunduğu anlamına geliyor. Yani, "düzensizlik"te bir "düzen" vardır. Ama bu geri dönüşler kusursuz olmayacaktır. Damlada toplanan mürekkep molekülleri, ilk durumlarını tamamen koruyamazlar. O halde, ne kadar direnç gösterse de hareket sürekli olamaz; çünkü asla başlangıçtakinin aynı olamaz.

Ortaçağ'da batılılar, hayvanları sürekli işleyen makinelere (en azından canlıyken) benzetiyorlardı. Hayvanların "yeniden değer arttırma" gereksinimi duymadan çalışabilecekleri (araba çekmek gibi) düşünülüyordu. Hayvanlara benzeyen mekanik düzenekler yapma düşüncesi böylece doğdu.

Sürekli hareketi hedefleyen ilk makine

Ancak, sürekli hareketi hedefleyen ilk makine, 1150'ye doğru Hindistan'da gerçekleştirildi. Bu, kendi çevresindeki dönüşünden destek alan bir tekerlekti. Ağırlıklar, sol ve sağ bölüm arasında sabit bir dengesizlik oluşturacak şekilde dağıtılmıştı. Tekerleğin dönüşünü ise, söz konusu dengesizlik sağlıyordu. Buluş, kesinlikle tesadüfen ortaya çıkmamıştı. Sürekli hareket düşüncesi, Hindu felsefesindeki çevrimler kavramına, sonsuz dönüşe, yani reenkarnasyona (yeniden doğuş) dayanıyordu.

Araplar, sürekli hareket kavramını büyük bir hızla Avrupa'ya yaydılar. 1235'te Villard de Honnecourt, mimarlık kitabında pek çok tekerlekli "devridaim makinesi" modelinden söz etti. Yaklaşık aynı sıralarda, bir başka bilgin Pierre de Maricourt da, buna çok benzeyen bir makine çizdi. Tek farkı, hareket nedeni olarak ağırlık yerine mıknatıslığı göstermesiydi. Dengesiz tekerlek, yüzyıllar boyu sürekli hareketin ardında koşan bilginlerin temel şemasını oluşturdu. Ama bu düzeneklerin hiçbiri sürekli çalışmadı.

Leonardo da Vinci denemesi

17. yüzyılın başında, Leonardo da Vinci, yarısı suya daldırılan bir tekerlekle konuya yenilik getirdi. Ancak deney, ötekilerden daha inandırı*cı olmadı. Çağının her zaman ötesinde olan İtalyan bilgin, bunun üzerine sürekli hareket olasılığından kuşkulanmaya başladı. 17. ve 18. yüzyıllar arasında yapılan deneyler suya yönelikti. Temel şemada, sıvının düşüşü çarklı bir tekerleği harekete geçiriyor; bu da bir Arşimet vidasını çalıştırıyordu. Arşimet vidasının işi, tekrar aşağı düşmesi için suyu yukarı çıkartmaktı. Bu amaçla yaylar, sarkaçlar, mıknatıslar; hatta suyun çok ince kılcal borularda yükselmesinden bile yararlanıldı.

Ama bu sistemlerin hiçbirisi işlemedi

1775'te Fransız bilgin Laplace'ın etkisiyle, Kraliyet Bilimler Akademisi, sürekli hareket sağladığı öne sürülen hiçbir devridaim makinesini artık incelemeyeceğini ilan etti. Karar, sürekli hareketin bilimsel yönden çürütülmesine değil, deneylere (çalışmadığı için) dayanıyordu.

Sürekli hareket düşüncesi, 1800'e doğru sert bir darbe yedi

Fransız bilgin Lavoisier, insanlarla hayvanların, nefes alırken ve hareket ederken, besinlerden alınan enerjiyi yavaş yavaş yaktıklarını gösterdi. Ve böylece sürekli hareket eden hayvan-makine düşüncesi de kesin olarak çöktü. Buna karşın, bazı araştırmacılar, konuyu savunmaya devam ettiler. Yine 1800'e doğru, İtalyan fizikçi A.Volta elektrik pilini icat ettiği zaman, icadın yıpratmayacağı (kullanılsa bile) ve hiç durmadan enerji verebileceği sanıldı. Gerçek böyle çıkmayınca da bir yapım hatası üstünde duruldu. Pil ya da dinamoyla sürekli hareket sağlama ümidi, 1850'de Joule'ün, enerjinin karşı konmaz bir şekilde ısıya dönüştüğünü göstermesiyle ciddi olarak yıkıldı.

Termodinamik ilkeleri ile sürekli hareketin olanaksızlığı keşfedildi ama.

Ancak, bu noktada olaya bir başka açıdan da bakmak gerek... Yüzyıllar boyunca bu tür makineler yapma uğrunda harcanan emekler tümden boşa çıkmadı. Makinelerin çalışmadığı görülünce, bilginler "neden" aramaya yöneldiler ve sonunda da termodinamik ilkeleri ile sürekli hareketin olanaksızlığını keşfettiler.

Kapıdan kovulan sürekli hareket düşüncesi, radyoaktivite ile bacadan girdi

19. yüzyılın sonunda işin tümüyle kapandığı düşünülüyordu. Ama, kapıdan kovulan sürekli hareket düşüncesi, 1895'te radyoaktivitenin keşfiyle bacadan giriverdi. Ve ışının, enerjisini nereden aldığı sorusu gündeme geldi. Görünüşe bakılırsa hiçbir yerden almıyordu. Kimi araştırmacılar, uranyumla çalışan devridaim makineleri tasarladılar. Ama, hemen ardından Einstein, kütlenin bir enerji biçimi (e=m.c2) olduğunu gösterdi. Radyoaktif bir cisimden salınan enerji, daha önceden cismin içinde kütle biçiminde bulunuyordu ve sonra ışına dönüşüyordu. Başka bir deyişle, ne var oluyor ne de yok oluyordu; yalnızca biçim değiştiriyordu. Bu durum çerçevesinde, radyoaktivite termodinamik ilkeleriyle çelişmez ve hiçbir şekilde de sürekli hareketi doğuramazdı.

Olsun, hala ümidim var.

Bilimadamlarına göre bu olgu, sürekli hareketin olanaksızlığım kanıtlar. Gerçek böyle... Ama, mitler hala aklımızı kurcalamaya devam ediyor...

Calud'un "Kitab-ül Hiyel"deki devridaim makinesinin çizimi...

Bu aygıt, basit olarak sekiz kollu bir çarktı. Kollardan her birinin ucunda, tam ortasında ki mil etrafında dönen birer çubuk bulunuyordu. Çubukların bir uçlarında ağırlık vardı, diğer uçları ise eğilip bükülmez bir telle göbekteki sabit raya bağlıydı. Öyle ki teller, uçlarındaki tekerlekler sayesinde bu ray üzerinde kolayca kayabiliyorlardı. Ancak ray, çarkın göbeğinin tam ortasında değildi, işte, tekerleğin dengelenmesini de bu sağlıyordu. Çünkü rayın bakışımsız olması, ona bağlı olan çubukların çark döndükçe itilmesine ve çekilmesine, böylece kolların ağırlık merkezinin sürekli değişmesine neden oluyordu...

Calud, demiri ateşle ve balyoz darbeleriyle yola sokarak güç bela çarkı yaptı. Millerini yağladıktan sonra ona bitimsiz hareketini başlatacak ilk fiskeyi vurdu. Çark uzun süre döndü, fakat çok geçmeden yavaşlamaya başladı. Devridaim makinesi durduğunda, iktidar tutkunu bu mucit, başarısızlığını bir tesviye hatasına bağlıyordu...

Parlak projeler ve ünlü üçkağıtçılar

Sürekli hareket inancından yararlanmaya kalkan sayısız şarlatan çıktı.

1775'te, Kari Elias Bessler, Rus Çarı'nın da yakından ilgilendiği bir devridaim tekerleği yaptı. Gerçekte ise, düzenek yan odada bulunan bir kişinin elle yönettiği bir iple harekete geçiyordu.

Aynı şekilde, 1856'da Willis'in tekerleği, bir kaidede saklanan ve içinde sıkıştırılmış hava bulunan bir kap tarafından çalıştırılıyordu.

Ama en ünlü şarlatan John Keely idi. 1875'te, suyu, kuvvetli bir basınç altında sürekli olarak buhara çeviren bir makine icat etti. Ölü*münden sonra, mahzeninde, sıkıştırılmış hava ikmali yapan 3 tonluk bir depo bulundu!

Bu tür makinelerle uğraşan pek çok iyi niyetli insan da çıktı. Yakın yıllarda, ABD'de mahkemeler, makinesini onaylamadığı gerekçesiyle patent bürosuna dava açan bir mucidin şikayetini reddettiler. Oysa 1972 yılında, aynı büro, çalışma sistemi "ikinci termodinamik" ilkesine uymayan bir makineye patent vermişti!




Üye Profil Bilgileri



KARAKARTAL!
OConner isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
HTC M8, Sense 6.0 ile çalışacak Foxout Bilişim Haberleri 0 01 Kasım 2013 17:15
NFS: Rivals, 30 FPS ile Çalışacak Byfeel Oyun Haberleri 0 25 Ağustos 2013 18:04
Bu makine çok farklı! Dexter Bilim ve Teknoloji 0 05 Temmuz 2013 21:23
Tahkim’den sonra bu kulübe el koymazsanız sonsuza dek susunuz RememberMe Fenerbahçe 0 28 Haziran 2013 10:43
Dev Makine 240 Tekerlekli Taşıyıcı ile Götürülüyor CrayzTurk Güncel Haberler 0 04 Mayıs 2013 19:05

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:57.

Sistem Bilgileri Bilinmesi Gerekenler
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.1.0 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd. Runs best on HiVelocity Hosting.
Lütfen Sorunlarınızı Buradan Bize Bildiriniz.

Sitedeki Tüm Paylaşımların Sorumlulukları Paylaşım Sahiplerine Aittir.
Soru Ve Sorunlarınız İçin Lütfen İletişim Bölümünü Kullanınız
Tema Tasarımı ForumZero.Net - Foxin


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736