Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu

   


Go Back   Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu > Genel Sohbet ve Haber Bölümü > Serbest Bölüm

Serbest Bölüm Diğer Kategorilere Uymadığını Düşündüğünüz Her Konuda Yazabilirsiniz


Gregor Ve Gri Kehanet

Serbest Bölüm


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 14 Haziran 2013   #1
Banned
Avatar Yok
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 25 Mayıs 2013
Bulunduğu yer: Ev
Alter: 23
Mesajlar: 3
Konular: 1390
Rep Puanı: 36984
Rep Gücü: 0
Rep Derecesi : Thor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 168
Ettiği Teşekkürler: 387
Standart Gregor Ve Gri Kehanet

TUTKUNU OLDUĞUNUZ AÇLIK OYUNLARI SERİSİNİN YAZARI SUZANNE COLLINS’TEN RENKLİ YENİ BİR DÜNYA! YERALTI GÜNLÜKLERİ SİZİ SOLUKSUZ TAKİP EDECEĞİNİZ BİR DÜNYAYA DAVET EDİYOR.

Yazın başıdır ve on bir yaşındaki Gregor dışında herkes yaz kampındadır. Gregor, babasının New York’taki evlerinden çıkıp kaybolmasından beri küçük kız kardeşlerine bakmaktadır. Özellikle de iki yaşındaki kardeşi Bot’a. Evlerinin bodrumunda çamaşır yıkarken, Bot bir hava boşluğunun içine düşüp kaybolur ve Gregor da onun arkasından gider. Artık Yeraltı’ndadırlar ve onları bambaşka bir dünya beklemektedir…

“Fantastik hayranları ve fantastik edebiyata yeni başlayanlar için muhteşem bir macera.”
-School Library Journal
“Collins, ustalıkla seçilmiş kelimelerle muhteşem bir dünya inşa ederek büyük bir iş çıkarmış. Oradan gitmek için sabırsızlanan Gregor’un tersine, okuyucular Yeraltı’nı oldukça fantastik ve etkileyici bulacak.”
-Publishers Weekly

“Muhteşem bir roman, iyi yazılmış, akıcı, hareketli bir fantastik… Özellikle genç fantastik hayranlarını büyüleyecek.”
-Booklist

“Gregor’un ilgi çekici macerası, dev karafatmalar, binek yarasalar ve eflatun gözlü insanların yaşadığı garip bir yeraltı dünyasında geçiyor. Yaratık tasvirleri canlı ve konu oldukça sürükleyici… Harika.”
-Kirkus Reviews

“Duygusal karakterler, yaratıcı araçlar ve alışılmışın dışında bir mekân; tam da genç fantastik okurlarının gönlüne göre.”
-Voya

BÖLÜM

1

Gregor alnını perdeye o kadar uzun süre bastırmıştı ki, kaşlarının üstündeki küçük pürüzleri hissedebiliyordu. Parmaklarını pürüzlerin üzerinde dolaştırdı ve ilkel bir mağara adamı çığlığı atma dürtüsüne direndi. Göğsünde, gerçekten acil sopanız olmadan urun dişli bir kaplanla karşılaştığınız ya da Buz Devri sırasında ateşinizin söndüğü zamanlarda olduğu gibi durumlar için saklanmış uzun, gırtlaksı bir haykırış toplanıyordu. Hafif bir hayal kırıklığı sesiyle başını perdeye tekrar sertçe vurmadan Önce ağzını açıp derin bir nefes alacak kadar ileri gitmişti. “Ergh.”

Hem ne anlamı vardı ki zaten? Bu hiçbir şeyi değiştirmeyecekti. Ne sıcağı, ne can sıkıntısını, ne de önünde uzanan sonsuz yaz tatilini.

Onu biraz oyalaması için iki yaşındaki kız kardeşi Bot’u uyandırmayı düşündü ama bundan vazgeçti. En azından o, yedi yaşındaki kız kardeşi Lizzie ve büyükanneleriyle paylaştığı klimalı yatak odasında serindi. Orası evdeki tek klimalı odaydı. Gerçekten çok sıcak gecelerde Gregor ve annesi yere yorgan serip orada uyuyordu, ama beş kişiyle oda serin değil, sadece ılık oluyordu.

Gregor buzluktan aldığı bir parça buzla yüzünü ovdu. Bir sokak köpeğinin dolup taşmış bir çöp tenekesini kokladığı avluya baktı. Köpek, patilerini tenekenin kenarına koydu ve çöp tenekesini devirerek çöpleri kaldırıma yaydı. Gregor’un gözüne duvarın dibinde seğirten belli belirsiz iki tane gölge ilişti ve suratını buruşturdu. Sıçanlar. Onlara asla, gerçekten alışamamıştı.

Bunun dışında avlu boştu. Avlu genellikle top oynayan, ip atlayan ya da gıcırtılı tırmanma demirlerinden sarkan çocuklarla dolu olurdu. Ama bu sabah otobüs kampa doğru yola çıkmıştı ve dört ile on dört yaşlan arasındaki bütün çocuklar o otobüsteydi. Biri hariç,

“Üzgünüm, bebeğim, gidemezsin,” demişti annesi ona, birkaç hatta önce. Gerçekten üzgündü de, bunu yüz ifadesinden anlayabilmişti. “Ben işteyken birisinin Bot’a bakması gerekiyor ve ikimiz de bunu artık büyükannenin yapamayacağını biliyoruz.”

Elbette biliyordu. Geçen seneden beri büyükannesi gerçekliğe bir girip bir çıkıyordu. Bir an aklı başındayken, bir an sonra ona Simon diyordu. Simon kimdi? Hiçbir fikri yoktu. Birkaç yıl önce durum daha farklıydı. O zamanlar annesi yalnızca yan zamanlı çalışıyor, lisede fen öğretmeni olan babasıysa yazlan çalışmıyordu. Bot’la o ilgilenebilirdi. Ama babasının bir gece aniden ortadan kaybolmasının ardından, Gregor’un aile içindeki rolü değişmişti. En büyük çocuk oydu, bu yüzden üzerine pek çok sorumluluk almıştı. Kız kardeşlerine bakmak bunun büyük bir kısmını oluşturuyordu.

Bu yüzden Gregor’un tek söylediği, “Sorun değil, anne. Zaten kamp çocuklar için,” olmuştu. On bir yaşında, kamp tarzı şeylerle ilgilenmeyi bıraktığını göstermek için omuzlarını silkmişti. Ama yine de bu, annesinin daha da üzgün görünmesine yol açmıştı.

“Lizzie’nin de seninle birlikte evde kalmasını ister misin? Sana arkadaşlık etmesi için?” diye sormuştu annesi.

Bu öneri karşısında Lizzie’nin yüzünden bir korku ifadesi geçmişti. Gregor teklifi reddetmemiş olsaydı kız büyük olasılıkla gözyaşlarına boğulacaktı. “Yok, bırak gitsin. Bot’la başa çıkarım.”

İşte buradaydı. Başa çıkamıyordu. Bütün yazı, iki yaşında bir çocuk ve ona başka birisinin adıyla seslenen büyükannesiyle bir arada geçirmekle başa çıkamıyordu.

Büyükannesinin, yatak odasından, “Simon!” diye seslendiğini duydu. Gregor kafasını iki yana salladı, ama hafifçe gülümsemeden de edemedi,

“Geliyorum, büyükanne!” diye seslendi ve buzun geri kalanını katır kutur yedi.

Öğleden sonra güneşi, güneşliklerin içinden geçmeye çalışırken odayı altın rengi bir parıltıyla doldurmuştu. Büyükannesi, üstünde ince pamuklu bir yorganla yatıyordu. Yorgandaki her yama, yıllar boyunca kendine diktiği elbiselerin parçalarından oluşmaktaydı. Daha aklı başında zamanlarında, Gregor’la yorgan hakkında etraflıca konuşurdu. “Şu benekli olan, on bir yaşında kuzinim Lucy’nin mezuniyetinde giydiğimden; şu limon sarısı, bayramlıklarımdan biriydi ve şu beyaz olan da gelinliğimin kenarından; yalan söylemiyorum.”

Ama bu, aklının başında olduğu bir zaman değildi. “Simon,” dedi büyükannesi, onu görünce rahatlayan bir yüz ifadesiyle. “Sefertasını unuttuğunu sandım. Çift sürerken acıkırsın.”

Büyükannesi Virginia’daki bir çiftlikte büyümüştü ve New York’a, büyükbabasıyla evlendiğinde gelmişti. Buna hiç alışamamıştı. Gregor bazen kadının zihninde de olsa, o çiftliğe geri dönebilmesine içten içe seviniyordu. Birazcık da kıskanıyordu. Sürekli evde oturmak hiç eğlenceli değildi. Şimdiye kadar otobüs büyük olasılıkla kampa varmıştı ve Lizzie ile diğer çocuklar…

“Ge go!” diye tiz bir bağırış duyuldu. Karyolanın kenarından kıvırcık saçlı bir baş çıktı. “Çıka’ beni!” Bot, oyuncak köpeğin kuyruğunun ıslak ucunu ağzına tıkıp kollarını ona doğru kaldırdı. Gregor kardeşini havaya kaldırıp göbeğine bir öpücük kondurdu. Kız kıkırdadı ve köpek yere düştü. Gregor köpeği alması için kardeşini yere indirdi.

“Şapkanı al!” dedi, kendini hâlâ Virginia’da sanan büyükannesi.

Gregor dikkatini vermesi için büyükannesinin elini tuttu, “içecek soğuk bir şeyler ister misin büyükanne? Kök birasına ne dersin?”

Kadın güldü. “Kök birası mı? Ne o, yoksa bugün doğum günüm mü?”

Böyle bir şeye nasıl yanıt verirdiniz?

Gregor kadının elini sıkıp Bot’u kucağına aldı. “Hemen dönerim,” dedi yüksek sesle.

Büyükannesi hâlâ kendi kendine gülüyordu. “Kök birası!” dedi kadın ve gözlerini sildi.

Mutfağa giden Gregor, bir bardağa buz gibi bir kök birası doldurdu ve Bor’a bir şişe süt hazırladı.

“Soğuk,” dedi kız neşeyle, şişeyi yüzüne bastırarak.

“Evet, güzel ve soğuk, Bot,” dedi Gregor.

Kapıya vurulması onu yerinden sıçrattı. Gözetleme deliği en az kırk yıldır işe yaramıyordu. “Kim o?” diye seslendi.

“Bayan Cormaci, tatlım. Annene saat dörtte büyükannene uğrayacağımı söylemiştim!” diye cevapladı bir ses kapının arkasından. Gregor bir anda, ilgilenmesi gereken bir yığın çamaşır olduğunu hatırladı, iyi, en azından evden çıkmış olurdu.

Kapıyı açınca Bayan Cormaci’yi sıcaktan bitkin bir halde buldu. “Merhaba! Korkunç, değil mi? Sıcağı memnuniyetle karşılamadığımı söylemeliyim!” Eski bir bandanayla yüzünü silerek içeri daldı. “Ah, harika, bana mı?” dedi kadın ve Gregor yanıt veremeden, çölde kaybolmuş gibi kök birasını bir dikişte midesine indirdi.

“Tabii ki,” diye mırıldandı Gregor, başka bîr tane doldurmak için mutfağa giderek. Bayan Cormaci’yi gerçekten önemsemezdi ama bugün, onu görmek neredeyse bir rahatlama olmuştu. Harika, bugün tatilin ilk günü ve beti çamaşırhaneye gitmeye çayı alıyorum, diye düşündü Gregor. Eylüle kadar muhtemelen kendimden geçmiş olurum.

Bayan Cormaci tekrar doldurulması için bardağım uzattı. “Eee, tarotuna bakmama ne zaman izin vereceksin, bayım? Bu konuda yeteneğim olduğunu biliyorsun,” dedi kadın. Bayan Cormaci, insanlara postayla tarot falına bakma karşılığında on dolar alıyordu. “Sana ücretsiz,” derdi sürekli Gregor’a. Gregor bu teklifi asla kabul etmemişti, çünkü Bayan Cormaci’nin ona, kendisinin soracağından fazla soru soracağına dair gizli bir kuşkusu vardı. Yanıtlayamayacağı sorular. Babası hakkında sorular.

Çamaşırlar hakkında bir şeyler geveledi ve onları toparlamak için, seğirterek uzaklaştı. Bayan Cormaci’yi tanıdığı kadarıyla, kadın muhtemelen cebinde bir deste tarot kartı bulunduruyordu.

Çamaşır odasına inen Gregor, çamaşırları elinden geldiğince ayırdı. Beyazlar, siyahlar, renkliler… Bot’un siyah beyaz çizgili şortlarını ne yapması gerekiyordu? Yanlış karar olduğunu hissetmesine karşın, onları siyahların arasına attı.

Kıyafetlerinin çoğu kötü çamaşır tercihlerinden değil, eski olmalarından ötürü neredeyse grimsiydi zaten. Gregor’un şortlarının hepsi, kışlık pantolonlarının dizden aşağısının kesilmesinden oluşuyordu ve geçen seneden üzerine uyan sadece birkaç tişörtü vardı ama bütün bir yaz evde kapalı kalacaksa, bunun ne önemi vardı ki?

“Top!” diye bağırdı Bot, sıkıntıyla. “Top!”

Gregor kolunu kurutucuların arasına soktu ve Bor’un, peşinden koştuğu eski tenis topunu çıkardı. Üzerindeki toz topağı aldı ve topu odanın diğer tarafına fırlattı. Bot, topun ardından bir köpek yavrusu gibi koştu.

“Bu ne pislik,” diye düşündü Gregor, hafifçe gülerek. “Bu ne nemli, berbat, can sıkıcı bir pislik!” öğle yemeği olarak yediği yumurta salatasının ve çikolatalı pudingin kalıntıları hâlâ Bot’un yüzünde ve üzerinde görülebiliyordu. Ellerini, Gregor’un belki bir kum püskürtücünün çıkarabileceğini düşündüğü keçeli kalemlerle mora boyamıştı ve bezi dizlerinin arasından sarkıyordu. Hava, ona şort giydirmek için çok sıcaktı.

Bot, topla beraber geri geldi; kurutucunun fanı buklelerini havalandırıyordu. Topu uzatırken terli yüzü neşeyle parlıyordu. “Seni bu kadar mutlu eden şey ne. Bot?” diye sordu Gregor.

“Top!” dedi küçük kız ve çabuk olması için başım kasten sertçe Gregor’un dizine vurdu. Gregor, topu çamaşır makineleriyle kurutucuların arasındaki koridora fırlattı. Bot topun peşinden fırladı. Oyun devam ederken, Gregor kendini Bot’un topuyla olduğundaki kadar mutlu hissettiği son seferi hatırlamaya çalıştı. Geçen birkaç yıl içinde, kendini iyi hissettiği zamanlar olmuştu. Şehrin ortaokulunun müzik grubu, Carnegie

Hall’da çalmıştı. Oldukça güzeldi. Hatta Gregor saksafonuyla kısa bir solo bile atmışa. Müzik yaptığında her şey daha iyiydi; notalar onu tamamen başka bir dünyaya taşıyor gibiydi.

Ayrıca koşu pisti de iyiydi. Zihnini iyice boşaltana kadar bedenini zorladıkça zorlamak…

Ama kendine karşı dürüst olması gerekirse, Gregor gerçek mutluluğu hissetmesinin üzerinden yıllar geçtiğini biliyordu. Tam olarak iki yıl, yedi ay ve on Uf gün, diye düşündü. Hesabını tutmaya çalışmıyordu; ama yine de rakamlar zihninde otomatik olarak atıyordu. İçinde, babasının tam olarak ne kadar zamandır kayıp olduğunu tutan bir sayaç vardı sanki.

Bot mutlu olabilirdi. Bu olay olduğunda o henüz doğmamıştı bile. Lizzie ise sadece dört yaşındaydı. Ama Gregor sekiz yaşındaydı ve hiçbir şeyi kaçırmamıştı; babasının bir anda ortadan kaybolduğu gerçeğinden neredeyse sıkılmış gibi davranan polisi çılgınca aram alan gibi. Açıkça evden kaçtığını düşünüyorlardı. Başka bir kadınla kaçmış olabileceğini bile ima etmişlerdi.

Bu doğru değildi. Gregor’un bildiği bir şey varsa, o da babasının annesini sevdiğiydi; onu ve Lizzie’yi sevdiği, Bot’u seveceğiydi….



Thor isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 16 Haziran 2013   #2
/HaKaN\
Dexter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 01 Nisan 2013
Bulunduğu yer: 3-8
Mesajlar: 1.525
Konular: 352
Rep Puanı: 2002
Rep Gücü: 1530
Rep Derecesi : Dexter has a reputation beyond reputeDexter has a reputation beyond reputeDexter has a reputation beyond reputeDexter has a reputation beyond reputeDexter has a reputation beyond reputeDexter has a reputation beyond reputeDexter has a reputation beyond reputeDexter has a reputation beyond reputeDexter has a reputation beyond reputeDexter has a reputation beyond reputeDexter has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 24
Ettiği Teşekkürler: 16
Standart Cevap: Gregor Ve Gri Kehanet

teşekkürler.



Üye Profil Bilgileri











[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Dexter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 16 Haziran 2013   #3
Banned
Avatar Yok
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 25 Mayıs 2013
Bulunduğu yer: Ev
Alter: 23
Mesajlar: 3
Konular: 1390
Rep Puanı: 36984
Rep Gücü: 0
Rep Derecesi : Thor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond reputeThor has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 168
Ettiği Teşekkürler: 387
Standart Cevap: Gregor Ve Gri Kehanet

SmartPeople Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
teşekkürler.
Bu kitabı konu olsun diye yazmadım.Bu seri çok sarıyor.Ö.d



Thor isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mc Gregor gazetecilere ateş püskürdü! AnoNyMouS13 Beşiktaş 1 23 Nisan 2013 17:58

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:15.

Sistem Bilgileri Bilinmesi Gerekenler
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.1.0 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd. Runs best on HiVelocity Hosting.
Lütfen Sorunlarınızı Buradan Bize Bildiriniz.

Sitedeki Tüm Paylaşımların Sorumlulukları Paylaşım Sahiplerine Aittir.
Soru Ve Sorunlarınız İçin Lütfen İletişim Bölümünü Kullanınız
Tema Tasarımı ForumZero.Net - Foxin


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736