Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu

   


Go Back   Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu > Eğitim Dünyası > Lise Ansiklopedisi > İngilizce


Causatives (Ettirgen Yapı)

İngilizce


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 06 Şubat 2014   #1
Foxout - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 26 Nisan 2012
Mesajlar: 6.439
Konular: 4126
Rep Puanı: 104488
Rep Gücü: 6445
Rep Derecesi : Foxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 240
Ettiği Teşekkürler: 712
Standart Causatives (Ettirgen Yapı)

Causatives (Ettirgen Yapı)

Bir iş, sahibi tarafından başka bir kişi veya şeye yaptırılırsa, bu durumu açıklamak için ettirgen cümle gerektirir. Türkçede yaptırmak, ettirmek, çalıştırmak, koşturmak, götürtmek, getirtmek vs. şeklinde geçer. İngilizcede yaygın bir yapıdır. Her türlü geçişli veya geçişsiz fiilde ettirgen yapı ile kullanılabilir.
Ettirgen cümlelerde, bir işi başkasına yaptırtmak için bazı fiiller kullanırız. Bu amaçla kullanılan fiiller genellikle aşağıdakilerdir.
have, get, let, make, allow, permit require, motivate, convince, hire, assist, encourage, employ, force,
Bu fiiller, işi kendisinei yaptırttığımız kişiyi veya nesneyi ve mastar fiil (infinitive) kullanımını gerektirir.
Ancak, ettirgenlerin esas olarak üç fiili vardır. Bunlar “Have, Get, Make” fiillerdir. Ettirgen olarak kullanıldığı zaman bu fiillerin anlamları birbirine yakındır ama aynı değildir. Buna dördüncü olarak, let fiili de genellikle eklenir.
Ettirgenler farklı derecelerde de olsa, neden-sonuç ilişkisi anlatır.

1- Have:
Aşağıdaki şekillerde kullanılır.
Bir şeyi yaptırmak. Bu tür ettirgen cümlelerde işi yapan kişi önemli değildir. Dolayısıyla, işi yapan belli değildir. Sadece yapılan iş anlatılır.

subject =özne + have(had) + something(=bir iş, hareket) + done (fiilin üçüncü hali)

EXAMPLES (ÖRNEKLER)
- I had my hair cut. - Saçımı kestirdim. (Kimin kestiği beli değil)
- She will have her blood pressure examined. - O kan basıncını ölçtürecek. (Kimin ölçeceği belli değil).
- We had our cow slaughtered. - İneğimizi kestirdik. (Kimin kestiği belli değil)
- I had all the knives in the kitchen sharpened. (Mutfaktaki tüm bıçakları bileylettim.
- She got her piano tuned. (Piyanosunu ayarlattı.)
- We should have this text translated into English. (Bu metni İngilizce’ye tercüme ettirmeliyiz.)
- They had the ceiling whitewashed. (Tavanı badanalattılar.)
- Let us have this wood chopped up. (Bu tomruğu kestirelim.)
- The subscription should be renewed periodically. (Abonelik devrevi olarak yenilenmelidir.)

Birisine doğal görevi olan bir şeyi, zorlamaksızın yaptırdığımızda veya birisine herhangi bir konuda iş yapma sorumluluğunu yüklediğimizde kullanılır.
Yani,bir işin başkası vasıtasıyla yapıldığını, başarıldığını anlatır.
subject = özne + have(had) + somebody (birisi, bir kimse) + do + (fiilin mastar hali) + something

EXAMPLES (ÖRNEKLER)

- I will have the mechanic fix the car. (Tamirciye (özne = subject) arabamı (something = konu = theme) tamir ettireceğim.)

- He had everybody in the room keep quiet. (Odadaki herkesi susturdu.)
- The manager had all the staff work properly. (Yönetici herkesi düzgün çalıştırdı.)
- Please, have your secretary e-mail me the report. (Lütfen sekreterine raporu bana e-postalat.)


► Baskısız Önerileri anlatır.
- Why don’t you have this room painted yellow. (Bu odayı niye sarıya boyatmıyorsun.)
- Have your company audited. (Şirketini denetimden geçirt.)
- You should have your money invested in treasury bonds. (Paranı hazine bonosuna yatırmalısın).


► Kaza ve doğal afetlerde have kullanılır.

- He had his son drown away by the flood. (Oğlunu sele kaptırdı.)
- I had my car crashed into the wall. (Arabamı duvara toslattım.)
- You had your nose broken in a fight. (Burnunu bİr dövüşte kırdırdın.)


► İnsanlarla ilgili sorumluluk ifade eder.
- He had his best friend hit by strangers. (En iyi arkadaşını yabancılara dövdürdü.)
- I’m having her educated in best schools. (Onu en iyi okullarda okuttuyorum.)
- I wil have all my assets insured. (Bütün varlığımı sigorta ettireceğim.)


► Başarı ifadelerinde, öğretme, ikna etme veya cesaretlendirmede
- He had me driving in a week. (Bana sürücülüğü bir haftada öğretti.)
- They had the people in the party dancing. (Partideki herkedsi dans ettirdiler.)
- She had all the family talking to one another. (Ailede herkesi birbiriyle barıştırdı.)
- The doctor had the patient walking in only a week. (Doctor sadece bir hafta içinde hastayı yürüttü.)

► Kararlılık gösterirken
- I won’t have this class used as a meeting-place. (Bu sınıfı toplantı yeri olarak kullandırmayacağım.)
- You won’t have me do the same mistake again. (Beni bir daha ayni hatayı yaparken görmeyeceksin.)
- From now on, I won’t have anybody talk to me this way. (Kimseyi kendime böyle konuşturmam).


Bir olayı yaşamak, deneyim geçirmek anlamında kullanılır.Genellikle olay tatsız bir olaydır.

- I had my wallet stolen. (Cüzdanımı çaldırdım.)
- We had our luggages examined in customs. (Bavullarımız gümrükte incelendi.)
- They had their lives saved by the government. (Hayatlarını devlete kurtartılar.)

► Soru cümleleri
- When do they have their shoes polished? (Ayakkabılarını ne zaman cilalatırlar?)
- Did you have your shirt ironed? (Gömleğin mi ütülettinmi?)
- Where shall I have my suit dry-cleaned? (Elbisemi nerede kuru temizleteceğim?)


2- Make
Birisine bir işi zorlayarak yaptırmak. Bunda neden-sonuç ilişkisi çok barizdir.
Eş anlamlı fiiller = force = compell = oblige = zorlamak, mecbur etmek
subject = özne + make(made) + somebody + do + something.

EXAMPLES (ÖRNEKLER)

- I made my students come to class in time. (Öğrencilerimi sınıfa zamanında getirttim.) ( Onları zamanında gelmeye zorladım)


- He made me go home. (Beni eve göndertti.)

- She always makes me cry. (O beni hep ağlatır.)
- The colonell made his army marsh in the rain. (Albay ordusunu yağmurda yürüttü.)
- We make our children speak gently. (Çocuklarımızı güzel konuştururuz.)
- If you don’t do your job, l’ll make you do it. (İşini yapmazsan, ben sana yaptıracağım.)
- Noone can make me work if I don’t want to. (Ben istemediğim takdirde kimse beni çalıştıramaz.)
- He made her apologise for her mistake. (Hatasından dolayı ona özür dilettiler.)
- He made them lose their temper. (Onlara kontrollerini kaybettirdi.)
- The police inspector made the killer confess the crime. (Polis müfettişi caniye suçunu itiraf ettirdi.)
- The lieutenant made the soldiers destroy the enemy. (Teğmen askerlerine düşmanını imha ettirdi.)
- He can’t make his wife make tea. (Karısına çay yaptıramıyor.)


3- Get :
Have ile make arasında bir yerdedir. Uygulamada çok kez have ile ayni anlamda kullanılır. Ama “get” daha sınırlayıcı ve güçlüdür. Get daha çağdaş İngilizcedir.
Bir işi başkasına onu ikna yaptırdığımızda kullanırız. Bazen başarı halini de ima eder.
Subject=Özne + get +somebody + to do something + V1 = fiilin birinci hali
EXAMPLES (ÖRNEKLER)

- I got her to tell me he truth. (Bana gerçeği anlattırdım.) = (bana gerçeği anlatmaya onu ikna ettim.)

- They got everybody to help the poor. (Herkesi fakirlere yardım ettirdiler.)
- He always gets his daughter to clean the mess. (Pisliği daima kızına temizletir.)
- I got my friend to write an essay for me. (Arkadaşıma bir makale yazdırdım.)
- She got her husband to buy precious jewellery. (Kocasına pahali mücevherler aldırttı.)
- Get this work done. (Bu işi yaptırt.) = (Zorlamaya yakın bir ikna)

► İşi yapanın önemsiz olduğu durumlarda “get” kullanılabilir.
Bu tür kullanımda, have ile bir farkı yoktur. İkisi de birbiri yerine geçebilir. Konuşma dilinde “get something done” daha yaygındır.
Subject = özne + get + something + done = V3

EXAMPLES (ÖRNEKLER)

- I wİll get all the machinary oiled. (Bütün makineleri yağlatacağım.)

- Big companies get market surveys done for their products. (Büyük şirketler ürünleri için pazar araştırması yaptırırlar.)

► Birisini, aldatarak bir iş yaptırdığımızda da "get" kullanılabilir.

EXAMPLES (ÖRNEKLER)
- Somehow I got my son to take the bitter medicİne. (Bir şekilde oğluma acı ilacı içirdim.)
- He is trying to get me to believe his lias. (Beni yalanlarına inandırmaya çalışıyor.)
- The boss got the staff to agree to a low increase in salaries. (Patron alışanlara düşük bir maaş zammını kabul ettirdi.)


4- LET
İzin vermek, müsaade etrmek, salmak anlamına gelir. Birisine bir şey yapması için izin vermeyi anlatır.
Let + somebody + do + something

EXAMPLES (ÖRNEKLER)

- The guard let noone enter the area. (Muhafız kimseyi alana sokmadı.)

- I won’t let anybody drive my brand-new car. (Yepyeni arabamı kimseye kullandırtmam.)
- Her father didn’t let her go to the party. (Babası partiye gitmesine izin vermedi.)
My boss let me take a day off. (Patronum bir gün izinli olmama müsaade etti.)


5- ETTİRGENLERİN AKTİF-PASİF YAPI İÇİNDE KULLANIMI
Ettirgenlerin aktif ve pasif cümlelerin Türkçe tercümeleri farksızdır. Sadece aktif cümlelerde özne önemliyken, pasif cümlelerde yapılan iş ön plana çıkar.
♦ Present Tense:
Aktif : I have the barber cut my hair every month. (Berbere saçımı her ay kestiririm.)
Pasif : I have my hair cut by the barber every month. (Saçımı berbere her ay kestiririm.)
Aktif : I get my staff to prepare yearly plans. (Elemanlarıma yıllık planlar hazırlatırım.)
Pasif : I get yearly plans prepared by my staff. (Yıllık planları elemanlarıma hazırlatırım.)
Aktif : He always makes me yell at them. (Beni kendilerine bağırttı.)
Pasif : I am always made to yell at them. (Onlara hep bağırtıldım.)
Aktif Soru : Do you make your children obey you? (Çocuklarını sana itaat ettirir misin ?)
Pasif Soru : Is she made to speak up? (Yüksek sesle konuşturuluyor mu?)


Present Perfect Tense:
Aktif : I’ve had the servant open all the windows. (Hizmetçiye bütün camları açtırdım.)
Pasif : I’ve had all the windows opened by the servant. (Bütün camları hizmetçiye açtırdım.)
Aktif : She has got me to adore her. (Beni kendine taptırdı.)
Pasif : I’ve been got (gotten) to adore her. (Ben ona taptırıldım.)
Aktif : You have made me to believe his lias. (Beni onun yalanlarına inandırdın.)
Pasif : I’ve been made to believe his lias. (Ben onun yalanlarına inandırıldım.)
Aktif Soru : Why have you made them to speak so bluntly? (Neden onları çok açık konuşturdun?)
Pasif Soru : Where has she been made to sit? (Nereye oturtuldu? = Onu nereye oturttular?)


Past Tense
Aktif : I had the students read many books. (Öğrencilere birçok kitap okuttum.)
Pasif : I had many books read by the students. (Birçok kitabı öğrencilere okuttum.)
Aktif : I got my assistant to do the job. (Asistanıma işi yaptırdım.)
Pasif : I got the job done (by my assistant) (İşi asistanıma yaptırdım. = İşin asistanım tarafımdan yapılmasını sağladım.)
Aktif : He made me go crazy. (Beni çılgına çevirdi.)
Pasif : I was made to go crazy. (Ben çılgına döndürüldüm.)
Aktif Soru : Who made you wear that weird hat? (Kim sana o tuhaf şapkayı giydirdi?)
Aktif Soru : Did you get him to speak in front of the audience. (Onu seyirciler önünde konuşturdunmu?)
Pasif Soru : Was he made to read the whole text? (Ona tüm metin okutturuldu mu?)


Future Tense
Aktif : I’ll have the shoeman mend my shoes. (Ayakkabıcıya ayakkabılarımı tamir ettireceğim.)
Pasif : I’ll have my shoes mended by the shoeman. (Ayakkabılarımı ayakkabıcıya tamir ettireceğim.)
Aktif : He will get the tailor to make him a suıit. (Terziye elbise yaptırtacak.)
Pasif : He will get a suit made (by the tailor). (Bir elbise diktirecek.)
Aktif : She will make me sing a song for her. (Beni kendisi için şarkı söyletecek.)
Pasif : I will be made to sing a song for her. (Onun için şarkı söylettirileceğim.)
Aktif : I am going to make you tremble. (Seni titreteceğim.)
Pasif : You are going to be made tremble. (Sen titretileceksin.)
Aktif Soru : Will you make your children shout and cry in front of the guests. (Çocuklarını misafirlerin önünde bağırtıp çağırtacak mısın?)
Pasif Soru : Will your children be made to shout and cry in front of the guests? (Çocukların misafirlerin önünde bağırtıp çağırtılacak mı?)

Dikkat : Ettirgenlerde soru cümlesi; "do, does, did" gibi “do” yardımcı fiiliyle yapılır.

6- Let

Present Tense
Aktif : The lecturer lets the students ask him questions. (Konuşmacı, talebelerin kendisine soru sormasına izin veriyor.)
Pasif : The students are let to ask questions. (Talebelerin soru sormasına izin veriliyor.)
Aktif : You should let the boys talk to each other. (Çocukların biribiriyle konuşmasına izin vermelisin.)
Pasif : The boys should be let to talk to each other. (Çocukların birbiriyle konuşmasına izin verilmeli.)
Soru : Would you please let me say what I’d like to say? (Söylemek istediğimi söylememe izin verirmisiniz?)


Present Continous Tense
Aktif : They are not letting me in. (Beni içeri sokmuyorlar.)
Pasif : I’m not let in. (Ben içeri sokulmuyorum.)
Aktif : The manager is not letting the staff read newspapers during work hours. (Müdür mesai saatleri dahilinde gazete okunmasına müsaade etmiyor.9
Pasif : The staff are not being allowed to read newspapers during work hours. (Elemanların mesai saatleri dahilinde gazete okumalarınaına izin verilmiyor.)


Present Perfect Tense:
Aktif : We haven’t let the youngsters to be disrespectfull to elderly. = Gençlerin büyüklere karşı saygızız davranmasına izin vermedik.
Pasif : The youngsters haven’t been allowed to be disrespectfull to elderly. = Gençlerin büyüklere karşı saygısız davranmasına müsaade edilmedi.
Aktif Soru : Have they let you to borrow books from the library? = Kütüphaneden kitap ödünç almana müsaaade ettilermi?


Past Tense
Aktif : The English teacher didn’t let the children misprounce English words. (İngilizce hocası çocukların İngilizce kelimeleri yanlış telaffuz etmesine izin vermedi.)
Pasif : The children were not allowed to misprounce English words. (Çocukların İngilizce kelimeleri yanlış telaffuz etmesine izin verilmedi.)
Aktif : The doctor let the patients eat nothing but vegetables. (Doktor hastaların sadece sebze yemelerine izin verdi.)
Pasif: The patients were let to eat nothing but vegetables. (Hastaların (doktor tarafından) sadece sebze yemelerine izin verildi.)
Aktif Soru : Did she let her neighbores make a party yesterday? (Dün komşuların parti yapmasına izin verdi mi?)


Futıre Tense
Aktif :They won’t let you do whatever you like. (Her istediğini yapmana izin vermeyecekler.)
Pasif : You won’t be allowed to do whatever you like. (Her istediğini yapmana izin verilmeyecek.)
Soru : Will they be let (allowed) to work on their own way. (Kendi tarzlarında çalışmalarına izin verilecekmi?)

Dikkat : Örneklerde görüldüğü üzere, çok kez pasif yapıda let yerine allow = izin vermek, müsaade etmek kullanılır.


7- DOUBLE CAUSATIVES (ÇİFT ETTİRGENLER)
- The coach made his players make the fans go crazy. (Koç oyuncularına taraftarları çıldırttı. = Koç oyuncuları vasıtasıyla (by means of his players) taraftarları çıldırttı)
- The leader made his followers make the society uneasy. (Lider takipçilerine toplumu rahatsız ettirdi.) = (Lider taraftarları vasıtasıyla toplumu rahatsız etti.)
- I had my student make his friend apologize. (Talebeme arkadaşından özür dilettim.) = (Talebem vasıtasıyla arkadaşına özür dilettirdim.)
The host had his guests let their spouses dance with others. (Ev sahibi, misafirlerini eşlerinin başkalarıyla dansetmesine izin verdirdi.)


8- ÜÇLÜ ETTİRGENLER

- The ambitious woman made his lover make all his friends have their new positions checked. (İhtiraslı kadın aşığına tüm arkadaşlarının yeni durumlarını gözden geçirtti.)
- The shepherd made the watchdogs make the cattle make the wolves stay far away. (Çoban, çoban köpekleri vasıtasıyla, sürüye kurtları uzakta durdurttu.)



Üye Profil Bilgileri
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Foxout isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Foxout Üyesine Bu Mesaj İçin Teşekkür Edenler.
brazzershesap  (27 Nisan 2014)
Alt 27 Nisan 2014   #2
Avatar Yok
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 27 Nisan 2014
Bulunduğu yer: Zonguldak
Alter: 22
Mesajlar: 39
Konular: 15
Rep Puanı: 10
Rep Gücü: 43
Rep Derecesi : brazzershesap is on a distinguished road
Aldığı Teşekkürler: 0
Ettiği Teşekkürler: 23
Standart Cevap: Causatives (Ettirgen Yapı)

Teşekkür ederim .



brazzershesap isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08 Temmuz 2015   #3
Avatar Yok
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 08 Temmuz 2015
Alter: 25
Mesajlar: 23
Konular: 1
Rep Puanı: 10
Rep Gücü: 26
Rep Derecesi : unc01 is on a distinguished road
Aldığı Teşekkürler: 0
Ettiği Teşekkürler: 0
Standart Cevap: Causatives (Ettirgen Yapı)

emegine saglık



unc01 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Şubat 2016   #4
Avatar Yok
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 11 Şubat 2016
Mesajlar: 22
Konular: 0
Rep Puanı: 10
Rep Gücü: 24
Rep Derecesi : mariskart is on a distinguished road
Aldığı Teşekkürler: 0
Ettiği Teşekkürler: 8
Standart Cevap: Causatives (Ettirgen Yapı)

Ellerin dert görmesin



mariskart isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Şiirde Yapı OConner Türk Edebiyatı 3 28 Temmuz 2016 12:51
Öğretici Metinlerde Yapı (Plan) OConner Türk Edebiyatı 1 28 Mart 2014 21:42
Kütüphane'nin İlginç Dış Yapı Malzemesi Deniz Serbest Bölüm 2 24 Haziran 2013 14:57
Trabzonspor'da alt yapı revizyonu! ALL STAR Spor Dünyası 0 31 Mayıs 2013 18:28
Alt yapı :D Byfeel Komik Resimler 0 10 Kasım 2012 23:49

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:25.

Sistem Bilgileri Bilinmesi Gerekenler
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.1.0 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd. Runs best on HiVelocity Hosting.
Lütfen Sorunlarınızı Buradan Bize Bildiriniz.

Sitedeki Tüm Paylaşımların Sorumlulukları Paylaşım Sahiplerine Aittir.
Soru Ve Sorunlarınız İçin Lütfen İletişim Bölümünü Kullanınız
Tema Tasarımı ForumZero.Net - Foxin


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736