Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu

   


Go Back   Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu > Eğitim Dünyası > Genel Okul Ansiklopedisi

Genel Okul Ansiklopedisi Okul ile ilgili bazı elementler ve sorular, sorunlar


Bertolt Brecht Kimdir ?

Genel Okul Ansiklopedisi


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 14 Kasım 2013   #1
Foxout - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 26 Nisan 2012
Mesajlar: 6.439
Konular: 4126
Rep Puanı: 104488
Rep Gücü: 6445
Rep Derecesi : Foxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond reputeFoxout has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 240
Ettiği Teşekkürler: 712
Standart Bertolt Brecht Kimdir ?

Bertolt Brecht Kimdir ?


Asıl adı Eugen Bertolt Brecht (Doğum, 10 Şubat 1898 Augsburg - Ölüm, 14 Ağustos 1956 Berlin ADC) şair, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve kuramcısıdır. Başarılı oyunlarından başka kuramsal yazıları ve uygulamada getirdiği yeniliklerle de 20. yy tiyatrosuna yön vermiş öncülerdendir. Aristotelesçi olmayan Epik tiyatro anlayışıyla devrim yaratmış, çağdaş siyasal ve maddeci tiyatronun önde gelen temsilcilerinden olmuştur.
Zengin bir aileden gelen Brecht, Augsburglu bir kağıt fabrikası müdürünün oğluydu. İçinde doğup büyüdüğü Augsburg, Kaiser Wilhelm döneminin başlarında küçük sanayisi hızla gelişen tam bir burjuva kentiydi. 1914-15'te Augsburger Neueste Nachrichten adlı gazetede ilk şiir ve düzyazılarını yayınlayan Brecht, edebiyata ve tiyatroya ilgi duymasına karşın, 1917'de liseyi bitirdikten sonra Münih'te tıp okumaya başladı. I. Dünya Savaşı'nın son yılında, 1918 sonbaharında askere alındı ve Augsburg'daki askeri hastanede sağlık görevlisi oldu. Brecht'in hastanede tanık olduğu sefalet, ölümüne değin kararlı bir şekilde sürdüreceği savaş karşıtı tutumunun temelini oluşturdu. Aynı zamanda kişiliği de, belli başlı yönleriyle bu yıllarda belirginleşti.
Brecht ilk oyunu 'Baal'i 1918'de yazdı. 1919-1920'de Volkswille adlı Augsburg gazetesinin tiyatro eleştirmeni olarak acımasız yazılar kaleme aldı. 1919-23 arasında Münih'te tıp öğrenimini sürdürdü. Ama o günlerde daha çok yazarlar ve tiyatocularla ilişki kuruyordu; bir süre de ünlü kabare sanatçısı Karl Valentin'in yanında çalıştı. 1920-21'de Berlin tiyatro çevrelerinde tutunmaya çalıştıysa da başarı sağlayamadı. 1920'de annesinin ölümü üzerine tıp öğrenimini yarıda bıraktı, Münih'te yazarlıkla geçinmeye başladı. Tiyatro alanındaki ilk başarısını 'Trommeln in der Nacht' (1922; Geceyarısı Trampet Sesleri) oyunuyla kazandı. 1922'de Münih Oda Tiyatrosu'nda kendisinin sahneye koyduğu oyun, Kleist Ödülü'nü kazanmasını sağladı. Aynı yıl Marianne Zoff adlı bir tiyatro oyuncusuyla evlenen Brecht, 1923'te 'Im Dickicht der Stadte' (1921; Kentlerin Fundalığında), 1924'te 'Leben Eduards des Zweiten von England' (1924; İngiltere Kralı II. Edward'ın Yaşamı) adlı oyunlarının Münih Oda Tiyatrosu'nda sahnelenmesinden sonra, yazar Carl Zuckmeyer'le birlikte Max Reinhardt'dan aldığı öneri üzerine Berlin'e yerleşti. 1924'ten 1926'ya değin dramaturg olarak Max Reinhardt'ın yanında Deutsches Theater'de çalıştı. İlk evliliği başarılı olmamıştı. Daha sonra ilişki kurduğu, gene bir tiyatro oyuncusu olan Helena Weigel'den 1926'da bir oğlu oldu; 1928'de Weigel'le Brecht resmen evlendiler. Bu evlilik Brecht ölene değin sürdü.
ERKEN DÖNEM YAPITLARI
Brecht'in ilk dönem oyunları, dışavurumcu tiyatro anlayışı doğrultusundaydı. Henüz belirgin bir siyasal çizgisi olmayan bu yapıtlarda, Brecht'in daha sonra geliştireceği yeni tiyatro kuramının izleri de görülmüyordu. Ama orta sınıf kültürünü yakından tanıyan Brecht, daha bu ilk yapıtlarında bile burjuva değerlerine karşı çıkmıştı. Örneğin balad türündeki ilk şiirlerinde, burjuva değerlerine duyduğu tiksintiyi, toplum dışı kişilere beslediği yakınlığı dile getirmişti. İlk oyunu Baal'in kahramanı da bu türden ayyaş, serseri bir şairdi. Topluma uyum sağlayacağına ölmeyi yeğleyen, toplum dışı bir kişinin canlandırdığı oyun, arada şarkılarla bölünmüştü; art arda dizilmiş birbirinden bağımsız sahneleri ve genelde ağır basan lirik üslubuyla daha çok balad türüne yaklaşıyordu. 'Baal'de yer alan ve oyunun akışıyla doğrudan ilgili olmayan, kendi başlarına birer şiir niteliği taşıyan 'Choral vom grossen Ball' (Büyük Ball Korali) ve 'Ballade vom ertrunkenen Maedchen'ı, (Boğulan genç kız baladı) Brecht sonradan ilk dönem şiirlerini bir araya topladığı 'Hauspostille' (1927; Dua Kitabı) adlı kitabına aldı. Brecht 1926-27'den sonra diyalektik maddecilikle yakından ilgilendi. Bir yandan üniversitede Karl Korsch'un derslerine katılırken (1932-33) bir yandan da o yıllarda Berlin'de bulunan yönetmen Erwin Piscator'la birlikte çalıştı. Piscator'la yaptığı işbirliği, kafasında yeni bir sahneye koyma anlayışının, yeni bir dramaturji görüşünün belirginleşmesine yardımcı oldu. 1927'de yazdığı 'Mann ist Mann' (Adam Adamdır) bu doğrultudaki ilk oyunuydu. Burada ilk kez, daha sonraki oyunlarında sık sık karşılaşılacak olan 'parabol' (mesel) biçimini kullanmıştı.
Hmal Galy Gay'in bir gecede emperyalist bir askere dönüştürülmesini anlatan oyun, bir tez ve bu tezin doğrulanması biçiminde yazılmıştı. Brecht'in bundan sonraki yapıtı 'Dreigroschenoper' (1928; Üç Kuruşluk Opera, 1964), ona dünya çapında ün sağladı. Oyunda, yeni geliştirmekte olduğu epik tiyatro anlayışı doğrultusunda, izleyicilerin kendilerini oyuna kaptıramamalarını ve olaylar karşısında eleştirel bir tutum alarak kapitalist burjuva düzeninin gerçeklerini anlamalarını amaçlıyordu. 18. Yüzyıl İngiliz yazarı John Gay'in 'The Beggar's Operası'nın (Dilenci Operası) bir uyarlaması olan oyun, apaçık bir toplumsal eleştiri getiriyorsa da, siyasal eğiliminde henüz bir bütünlük yoktu. Brecht, ancak ilerde yazacağı 'Dreigroschenroman'da (1934; Beş Paralık Roman, 1972) devrimci eğilimlerini daha belirgin bir biçimde ortaya koyacaktı. Berlin'deki 'SchiffbauerdammTiyatrosu'nun açılış oyunu olarak seçilen 'Üç Kuruluşluk Opera', Brecht'in yönetmenlik yapmasının yanısıra, ilk kez sahneye çıkan Lotte Lenya (Kurt Weil'in karısı) ve Ernst Busch gibi oyuncularıyla da büyük ilgi topladı.
'Aufstieg und Fall der Stadt Mahagonny'de (1928; Mahagonny Kentinin Yükselişi ve Düşüşü) 'Üç Kuruşluk Opera' gibi, Brecht'le besteci Kurt Weil'ın işbirliği sonucunda ortaya çıkmış başarılı bir müzikli oyundu. Bu ikinci operasında Brecht, artık görüşlerini somutlaştırarak kapitalist toplumun olumsuz bir ütopyasını sergiliyordu. Her iki oyunun ulaştığı başarı da, Kurt Weil'ın, bütün opera ve senfonilerine karşı olan halka yakın ve caz öğeleriyle karışmış 'karşıt-müzik'inin etkisi de büyüktü.
Brecht, bütün dünya gibi Almanya'yı da sarsan Büyük Bunalım'ın etkisi altında, ekonomik ve toplumsal sorunlara ancak Marksist öğretinin çözüm getirebileceği inancıyla, 1930'dan başlayarak bir dizi 'öğretici oyun' (Lehrstück) yazdı. Kuru, kışkırtıcı, akılcı bir üslubu benimsediği ve soyut bir dil kullandığı bu yapıtlarında artık Weil'ın ince alaylı, yergici müziğinin yerini de Eisler'in müziği almıştı. En önemlileri 'Die Massnahme' (1930; Önlem), 'Die Ausnahme und die Regel' (1930; Kuralla Kural Dışı, 1962) ve 'Der Jasager und der Neinsager' (1930; Evet-Diyenlerle Hayır-Diyenler, 1970) olan bu oyunlarda Brecht, doğru olanı göstermek yerine, çeşitli olasılıkları deneme yolunu seçmişti. Ama kısa sürede bu tür soyut tartışmalardan uzaklaştı ve siyasal tutumunu doğrudan ortaya koyduğu bir yolda yürümeye başladı. Böylece, her ikisinin müziklerini de Eisler'in yaptığı iki oyunla, 'Die heilige Johanna der Schlachthöfe' (1929-30; Jeanne d'Arc Duruşması) ve Maksim Gorki'nin romanından uyarladığı 'Mutter' (1932; Ana) ile birlikte Brecht'in öğretici oyunları da yeni bir aşamaya giriyordu.
Brecht artık sorunları soyut düzeyde ele almıyordu; eylem iki insanın yazgısı çevresinde gelişiyordu. Almanya'nın o yıllarda iyice bozulan siyasal dengesi, yalnız düşünce düzeyinde mücadele vermenin anlamsızlığını ortaya koymuştu. Berlin Radyosunda ancak bir kez radyo oyunu olarak yayınlanabilen 'Jeanne d'Arc'ın ardından Brecht'in senaryosunu yazdığı, yönetmenliğini S. Dudow'un yaptığı 'Die kuhle Wampe' (1932) adlı film de yasaklandı. 1933'teki Reichstag (Parlemento) yangınından hemen sonra da Brecht, ailesi ve birkaç arkadaşıyla birlikte Almanya'dan ayrılmak zorunda kaldı.
SÜRGÜN YILLARI
Kısa bir süre İsviçre'de yazar Kurt Klaeber'in yanında bulunduktan sonra Danimarka'ya geçti ve 1939'a değin Svendborg yakınlarında yaşadı. Orada geçirdiği günler, yaratıcılığı açısından çok verimli oldu. Bir dizi şiirin yanı sıra, en önemli oyunları da bu yılların ürünüydü. Brecht 1935'te Moskova'ya, ardından 'Ana'nın New York'ta sahnelenmesi nedeniyle kısa bir süre için ABD'ye gitti. Yine aynı yıl içinde Willi Bredel ve Lion Feuchtwanger'le birlikte Moskova'da 'Das Wort' adlı bir dergi çıkarttı. 1937'de İspanya İç Savaşı ile ilgili olarak Paris'te toplanan Uluslararası Yazarlar Kongresi'ne katıldı. Nisan 1939'da Hitler'in Danimarka'yı işgalinden az önce İsveç üzerinden Finlandiya'ya geçti, 1941'de de Moskova ve Vladivostok üzerinden ABD'ye gitti.
Hollywood yakınlarındaki Santa Monica'ya yerleşen Brecht orada L. Feuchtwagner, A. Huxley, W.H. Auden, H. Eisler, P. Dessau, H.H. Mann ve E. Piscator'la buluştu. Charlie Chaplin'le dostluk kurdu. Chaplin'in pandomime dayalı gösteri sanatı, onun tiyatro anlayışı üzerinde çok etkili oldu. Film çalışmaları da yapan Brecht'in yalnızca bir tek senaryosu, Fritz Lang'la birlikte hazırladıları 'Hangmen Also Die' (Cellatlar da Ölür) 1934'te filme çekildi. Bunun dışında oyunları pek tutulmadı. Tiyatro anlayışı, Broadway oyunlarıyla koşullanmış Amerikan seyircisine ters gelmişti. 1947'de Washington'daki, Amerika'ya Karşı Etkinlikleri Soruşturma Komitesi tarafından Kominist Parti'yle ilişkileri konusunda sorguya çekilen Brecht, bir yıl sonra ABD'den ayrıldı.
Brecht'in Almanya dışında geçirdiği 1933-47 arasındaki dönem yaratıcılık bakımından çok verimli oldu. Bu onun edebiyat yaşamının üçüncü evresidir. Şiirlerinin bir bölümü, yeni tiyatro kuramı doğrultusundaki en ünlü beş oyunu, başlıca kuramsal denemeleri hep bu yılların ürünüdür. Danimarka'da kaldığı yıllarda yazdığı, daha çok siyasal içerikli şiirleri 'Die Svendborger Gedichte' (1939; Svendborg Şiirleri) adıyla yayımlandı. Kısa taşlamalar biçimindeki bu yeni şiirlerinde Brecht, uyumsuz iki durumu ya da imgeyi karşı karşıya getirerek okurda yadırgatıcı bir etki uyandırmak, onu düşündürerek belli bir durumdaki çelişkiyi belirtmek istemişti. Bu, onun yalnız şiirde değil, oyunlarında ve düzyazılarında da kullandığı temel yöntemdi. 'Schneider von Ulm' (Ulm Terzisi) 'An die Nachgeborenen' (Gelecek Kuşaklara) 'Fragen eines lesenden Arbeiters' (Okuyan Bir İşçinin Soruları) bu tür şiirlerinin en tanınmışlarıdır.
O dönemin gelişen toplumsal ve siyasal olayları, Brecht'in oyunlarında da siyasal kaygının ağır basmasına yol açtı. Aynı yıllarda yazdığı 'Die Rundköpfe und die Spitzköpfe' (1933; Tak-Tik), 'Furcht und Elend des Dritten Reiches' (1938; Hitler Rejiminin Korku ve Sefaleti), Hitler'in güçlenerek yönetimi ele geçirmesini Amerikan gangster çevrelerine uyarladığı 'Der aufhaltsame Aufstieg des Arturo Ui' (1941; Arturo Ui'nin Engellenebilir Yükselişi, 1971), hep bu kaygının belirgin olduğu, mesel biçiminde yazılmış oyunlarındandı. 1938-39'un iki önemli oyunundan biri, savaşla hesaplaşma amacı taşıyan ve 1920'lerdeki öğretici oyunlarından ayrı düşünülemeyen 'Das Verhör des Lukullus'du. (1939; Lukullus'un Mahkum Edilişi) Yapıt daha sonra, Paul Dessau'nun müziği eşliğinde Berlin Operası'nda sahnelendi. Aynı dönemin savaş karşıtı ikinci önemli yapıtı ise İsveç'te tamamlanan ve müziğini gene Paul Dessau'nun yaptığı 'Mutter Courage und ihre Kinder'di. (1938; Cesaret Ana ve Çocukları, 1967). Otuz Yıl Savaşları'nı konu alan oyunda, savaş alanlarında gezerek ticaret yapan, ekmeğini çıkarmaya çalıştığı savaşa kazanç getirecek bir 'iş' gözüyle bakan Cesaret Ana'nın bu uğurda iki oğlunu kaybetmesi anlatılıyor ve savaştan karlı çıkanların küçük insanlar olmadıkları sergileniyordu. Gene 1938'de Danimarka'da yazdığı 'Galileo Galilei' adlı oyununda Brecht, Galilei'yi örnek alarak, bilim adamının, kendisine uygulanan baskılar karşısındaki tutumunu irdelemişti. Oyunu, Hitler Almanyası'ndan kaçtıktan sonra Danimarka'da ilk kez kaleme alışı, uranyum atomunun Alman fizikçilerce parçalandığı haberi ile aynı günlere rastlamıştı. Bilim adamının tek amacının bütün engellere karşın bilime hizmet olduğunu savunan Brecht, oyunun bu ilk biçimde Galilei'yi bir kahraman olarak göstermişti. Amacı, aynı yıllarda Almanya'da uygulanan baskı karşısında yılmayarak yurt içinde ya da dışında, zor koşullar altında çalışmalarını sürdüren sanatçıları destelemekti. Oyun 1934'de ABD''e sahnelenmek üzere İngilizceye çevrildi. Joseph Losey yönetmenliği yapacak, Charles Loughton da Galilei rolünü oynayacaktı. Brecht bunun üzerine oyunu bir kez daha ele aldı. 1947''e Hollywood'da sahnelenerek olumlu eleştiriler alan oyunun'Das Leben des Galilei' (Galilie, 1963 / Galile'nin Yaşamı, 1983) adlı bu ikinci biçiminde, o arada atom bombasının Hiroşima'da kullanılmasının doğurduğu korkunç sonuçları yaşamış olan Brecht için artık önemli olan, ne olursa olsun bilime hizmet değil, bilim adamının insanlık karşısında taşıdığı sorumluluktu. Buluşlarının egemen güçlerin (Kilisenin) eline geçmesinde bir sakınca görmeyen, onların insanlığın yararına kullanılıp kullanılmadığını düşünmeyen Galilei'yi Brecht bu kez kendi zevkleri ve korkuları uğruna insanlığı satan bir bilim adamı olarak yargılıyordu.
Brecht'in sürgün yıllarında ortaya çıkan bir başka önemli oyunu da, genç bir mesel biçiminde olan 'Der gute Mensch von Sezuan'dı. (1953; Sezuan'in İyi İnsanı, 1957, 1975) Dünyanın yeterince iyi olup olmadığını araştırmak için yeryüzüne gelen üç Tanrı oyunun sonunda, dünyayı değiştirmek zorunda kalmamak için, bu sefalet ve yoksulluğun ortasında insanoğlunun iyi olamayacağını görmezden geliyorlardı. Brecht, içinde yaşanan düzende, hem iyi insan olmanın, hem de insan onuruna yaraşır bir biçimde yaşamanın olanaksızlığını sergiliyordu.
Geçmişteki dogmatik öğretici tiyatrosunun yerini, artık oyunun sonunu açık bırakarak izleyiciye belirli sorular yönelten ve onu belirli düşünceler yönünde harekete geçiren bir tiyatro almıştı. Bu oyundaki, kişiliğin ikiye bölünmesini Brecht, daha önceki yıllarda yazdığı 'Die sieben Todsünden' (1933; Anna'nın Yedi Ana Günahı) adlı bale oyununda da kullanmış, insanlığı koruyan güçsüz ve yoksul Anna II'nin karşısına, ekonomik açıdan başarılı, ama insan olarak çökmüş Anna I'i koymuştu. Brecht'in iki ayrı kişiliğin bölünmesini kullandığı başka bir oyunu da, ilk kez 1940'da Finlandiya'dayken kaleme aldığı, daha sonra 1948'de ABD'de büyük ölçüde değiştirerek yeniden yazdığı 'Herr Puntilla und seinKnecht Matti'ydi. (Bay Puntilla ile Uşağı Matii, 1965). Efendi-uşak ilişkisinin işlendiği bu kaba güldürüde, çevresini acımasızca sömüren çiftlik sahibi Bay Puntilla, içki içtiğinde insancıl bir kişiliğe bürünüyordu.
Brecht gene ABD yıllarında Lion Feuctwanger'le birlikte yazdığı 'Die Gesichte der Simone Machard' (1943; Simone Machard'ı' Görüleri) adlı oyununda Alman birliklerinin Fransa'ya girmesinden hemen önce, Jeanne d'Arc'ın görevini yüklendiğini düşleyen bir kızın dış düşmanla birlikte, ülkenin çıkarlarını gözetmeyen kendi yurttaşlarına karşı da direnişini anlattı. 'Schweik im zweiten Veltkrieg' (1944; Şvayk Hitler'e Karşı, 1982)adlı oyunda ise Schweyk'in daha değişik bir direniş biçimi vardı. Bu yapıtta Haşek'in romanından yola çıkan Brecht, eline olanak geçince sabotajlar düzenleyen ya da ordudan kaçan, işine gelince de saflığa vuran, yöneticileri şaşkına çevirip alaya alan aşırı kurnaz bir tip canlandırmıştı.
Brecht, epik tiyatro kuramı doğrultusundaki önemli oyunlarından biri olan 'Der Kaukassische Kreidekreis'ı (1948; Kafkas Tebeşir Dairesi, 1963, 1980) ABD'de bulunduğu yıllarda yazdı. Oyunda ortaya atılan sorun, toprağın tapulu sahibine mi, yoksa onu en iyi şekilde işleyene mi ait olduğuydu. Brecht buna örnek olarak bir çocuğun, kendisini zor zamanlarda terk eden gerçek annesine mi yoksa onu alıp her türlü güçlüğe göğüs gererek büyüten kadına mı ait olması gerektiğini irdeliyor ve ünlü tebeşir dairesi deneyi ile her şeyin onu en iyi değerlendirene verilmesi gerektiğini savunuyordu. Oyunda bu deneyi gerçekleştiren Azdak, Brecht'in ölümsüz oyun kahramanlarından biri oldu.
DÜZYAZI ÇALIŞMALARI
Brecht'in tiyatro alanında epik öğelerden yararlanmasına karşın, epik türdeki tiyatro dışı yapıtları fazla yankı uyandırmadı. Örneğin Beş Paralık Romanı, Üç Kuruşluk Operası'nın başarısına ulaşamadı, 'Die Geschafte des Herrn Julias Caesar' (Bay Jülius Caesar'ın İşleri, 1972) ve 1937'de yazmaya başladığı 'Tui' adlı iki romanı tamamlanmadan kaldı, ancak ölümünden sonra yayımlandı. 'Kalendergeschichten' (1949; Takvim Öyküleri) adını taşıyan kısa öyküleri ile 1930-56 arasında yazdığı ve birer aforizma niteliğindeki 'Geschichten vom Herrn Keuner' ise (Bay Keuner'in Öyküleri) daha başarılı oldu.
Brecht'in oyunlarını ve kuramsal tiyatro yazılarını içeren ilk toplu yayın olan 15 kitaplık 'Versuche' (Denemeler) 1930'da yayımlanmaya başlamış, bir süre ara verildikten sonra 1957'de tamamlanmıştır. 'Gesammelte Werke' (Toplu Yapıtları) ise 1967 ve 1976'da 20 cilt olarak yayımlanmıştır. Türkiye'de de tek tek oyun çevirilerinin yanı sıra, şiirlerinden yapılmış seçmeler 'Öğrenmenin Övgüsü' (1966), 'Halkın Ekmeği' (1972, 1985), 'Yarının Büyüklerine Şiirler' (1976), 'Makinaların Türküsü' (1979), 'Karanlık Zamanlar' (1980), 'Aşk Şiirleri' (1983), 'Tiyatro Şiirleri' (1987) gibi adlarla çıkmıştır. Düşünce, tiyatro ve edebiyat kuramı konularındaki çeşitli yazıları ise 'Bir Derleme Bir Oyun (1963), 'Epik Tiyatro Üzerine' (1964, 1981), 'İki Mültecinin Konuşmaları' (1975), 'Sosyalist Gerçekçilik ve Toplum' (1976), 'Hurda Alımı ve Sosyalist Açıdan Bir Sanat Kuramı' (1977), 'Sinema Yazıları' (1977), 'Me-Ti: Tarihte Diyalektik' (1977), 'Deneysel Tiyatro' (1981), adları altında Türkçeye çevrilmiştir. Türkiye'de Brecht üzerine yayımlanan kitaplar şunlardır: Özdemir Nutku/Türkiye'de Brecht (1976), Walter Benjamin/Brecht'ı Anlamak (1984), Marianne Kesting/Tarihte ve Çağımızda Epik Tiyatro (1985) ve Brecht (1985; Yaşam öyküsü)



Foxout isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
G-man Kimdir ? Warpath Half Life Serisi 4 13 Aralık 2015 19:23
Baybars Kimdir ? Foxout Genel Okul Ansiklopedisi 0 14 Kasım 2013 17:02
Bakunin Kimdir ? Foxout Genel Okul Ansiklopedisi 0 13 Kasım 2013 20:03
Ali Nar Kimdir ? Foxout Genel Okul Ansiklopedisi 0 13 Kasım 2013 18:40
YouSeN Kimdir? YouSeN Tanışma Alanı 17 30 Ağustos 2013 05:33

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:28.

Sistem Bilgileri Bilinmesi Gerekenler
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.1.0 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd. Runs best on HiVelocity Hosting.
Lütfen Sorunlarınızı Buradan Bize Bildiriniz.

Sitedeki Tüm Paylaşımların Sorumlulukları Paylaşım Sahiplerine Aittir.
Soru Ve Sorunlarınız İçin Lütfen İletişim Bölümünü Kullanınız
Tema Tasarımı ForumZero.Net - Foxin


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736