Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu

   


Go Back   Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu > Eğitim Dünyası > Lise Ansiklopedisi > Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi


Ahiret Günü, Ahiret gününe İman, Diriliş Günü, Tekrar Dirilişe İman

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 15 Kasım 2013   #1
Ne Mutlu Türküm Diyene
GROZNIE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 21 Nisan 2012
Alter: 31
Mesajlar: 3.862
Konular: 879
Rep Puanı: 235085
Rep Gücü: 3868
Rep Derecesi : GROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 375
Ettiği Teşekkürler: 275
Standart Ahiret Günü, Ahiret gününe İman, Diriliş Günü, Tekrar Dirilişe İman

Ahiret Günü, Ahiret gününe İman, Diriliş Günü, Tekrar Dirilişe İman
İnsan ruhu doğal olay ve olgulardan benzer şekilde etkilenir. Aynı duyguları yaşar. Örneğin deniz herkeste aynı veya benzer bir teselli ve huzur duygusu uyandırır. Dağlar insanlara ruhlarını ezen bir mehabet, üstünlük duygusu verir. Yüce Allah (c.c.) tüm evreni, dünyayı, içerisindekileri öncelikle iman esaslarını pekiştirmek, işlemek için yaratmıştır. Her şey, bir iman konusunu anlatmaktadır, ona açıklık getirmektedir. İlgili konuda bir kelime, cümle, paragraf, metin gibi işlev görürler. İmani konulara açıklık getirmeyen hiçbir şey yoktur. İnsanların icat ettikleri şeyler bile bunun gibidir. Onlar daha insanlar tarafından düşünülmeden, hayal edilmeden önce yüce Allah’ın (c.c.) dilemesinin mührüyle damgalanıp imani konulara açıklık getirmek gibi bir işlev için insanlar tarafından icat edilmelerine izin verildi.

Yüce Allah (c.c.) insanlara sadece gönderdiği peygamberlerle, indirdiği kitaplarla iman esaslarını duyurmamış, ayrıca evren kitabının da en temel konusunu bu teşkil etmiş, iman esasları evren kitabında pek çok olay ve olgu ile insan nefsine hitap etmektedir. Yüce Allah’ın (c.c.) tebliği olan Kuran-ı Kerim ve Hz. Rasulullah’ın (s.a.s) sünneti ve hadis-i şerifleri insanların akıllarına ve duygularına seslenmektedir. Onlara hidayet ve irşat vermektedir. Oysa insan nefsi bunlardan pek etkilenmez. Çünkü nefsin dili ve anlayışı farklıdır. Nefis yaşantılardan etkilenir ve mesaj alır. Bu açıdan doğal olgular ve olaylar da nefse hitap ederler. Yüce Allah (c.c.) insanların imana gelmesi için tüm evreni, pek çok olay ve olgusu buna birinci derecede hizmet etmektedir. Nefis dünya imtihanı gereği kâfir olarak yaratılmıştır. Hedefi içgüdülerini tatmin etmektir. Onda entelektüel bir zeka yoktur. O sadece insanı dünyaya, haramlara içgüdüleri ile bağlayan çok kuvvetli bir manyetizmadır. Onun etkisi altına giren insan hayvanlaşmakta, akıl ve mantığına uymayan işler yapabildiği gibi Allah’ın dinini de ayaklar altına alabilmektedir. Yüce Allah (c.c.) nefsin dizginini iman esasları dahilinde tutmak için evren kitabının ayetleri olan pek çok olay ve olgu yaratmıştır.

İnsan günahlara hiç bulaşmasa gerek kendi doğasındaki gerekse evren kitabındaki iman esaslarını işleyen olay ve olguların tesiri ile imana gelecek, bunun için peygamberlere ve ilahi kitaplara bile lüzum duymayacaktı. Fakat günahlar insanları asi kılmakta, imani esaslara karşı durmasına neden olmaktadır. İnsanların büyük kısmı günahları vicdani bir rahatsızlık duymadan işlemek için iç ve dış gözlerini bu imani esasları işleyen olay ve olgulara karşı kapatmaktadırlar. Bunları görmek, bunlar üzerinde düşünmek istememektedir.

Dış gözü herkes bilmektedir. İç göze ise basiret denir. Basiret bir uyanıklıktır. Dış gözde görmeyi sağlayan olgu nasıl ışıksa basirette de bunda nur rol oynar. Nur ise imanla elde edilen bir nimettir. Dolayısıyla basiret imanı olan kimsede görülen bir bakıştır. Onun içindir ki, peygamberimiz (s.a.s) şöyle diyor: ‘Müminin bakışından çekininiz, zira o Allah’ın nuru ile nazar eder.’ Bu hadis, basireti ne kadar da güzel tarif ediyor...

Ahret gününe iman, adeta dinin ruhudur. Kâfir ile mümini ayıran en önemli farktır. Mümin ahretten hiç şüphe etmez. Bütün hayatı o güne hazırlanmakla geçer. Kendisini dünyada bu nedenle bir yolcu olarak bilir, ebedi hayatını cennette geçirmek için Allah’ın emirlerine uyar ve peygamberimizin (s.a.s) sünnetine sarılır. Kâfirler ise ahreti adeta hiç hatırlamazlar. Hatırlamak da istemezler. Dünyaya taparlar. Bu dünyada ebedi yaşayacakmış gibi hareket ederler. Haram helal demeden günlerini nefsanî zevklerle geçirmek tek emelleridir.

Yüce Allah (c.c.) ahrete iman mevzusunu nefsin anlayacağı doğal olay ve olgularla işlemiştir. Bunlardan bazıları insan doğasında, bazıları da evren kitabında bulunmaktadır.

Uyku ve uyanıklık nefsin doğasında ölümü ve dirilişi temsil etmektedir. Her gün uyuyup uyandığımız için bunu doğal karşılamaktayız. Aslında ebedi yaşamda, cennette, cehennemde uyku olmadığına göre insanın uyuması ve uyanması aykırı bir olaydır. Yüce Allah’ın (c.c.) insanlara ahret gününü hatırlatmak için bir ayeti olarak görülmektedir. Bütün insanlar ahrette ebedi hayatlarını cennet ve cehennemde geçirdiklerinde hiç uyuyamayacakları için yüce Allah’ın (c.c.) rahmetiyle ahret gününü, tekrar dirilişi anımsayalım, üzerinde düşünelim diye dünyada iken uyku ve uyanıklığı her gün yarattığını anlayacaklardır. Nefis ister istemez uyuyup uyanmakla ölümü ve tekrar dirilişi kabul eder, onaylamak zorunda kalır: ’’Allah, ölümleri vaktinde canları alır; ölmeyeni de uykusunda (bir tür ölüme sokar). Böylece kendisi hakkında ölüm kararı olanın (ruhunu) tutar, diğerini ise kararlaştırılan vakte kadar salıverir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için ayetler vardır. (Zümer suresi, 42)’’ Peygamberimiz (s.a.s) yatmadan önce ‘‘Allah’ım Senin isminle ölüyor ve diriliyorum!’ Kalkarken bizi ölümümüzden sonra dirilten Allah’a hamd olsun!’’şeklinde dua ederdi.

Gece ve gündüz de ahreti hatırlatan birer ayettir. Gece ölümü, her doğan gün de yeniden dirilişi temsil etmektedir. Nefis gece olunca büzülür, evine veya güvenli bir yere sığınır. Gündüz olunca uyanır, kendisinden ve çevresinden emin olur. Hayata koşar. Gece gündüzün arka arkaya gelmesi nefse bir gün ölüp tekrar dirileceği konusunda bir ders verir. Nefis gece ve gündüz olguları karşısında ahret gününü ve tekrar dirilişi kabul eder, bu imani olgulara kolay kolay itiraz edemez. Hadis-i şeriflerden anlaşıldığı üzere cennet ve cehennemde gece ve gündüz yoktur. Demek ki yüce Allah (c.c.) lutfuyla bizlere ahret gününü ve tekrar dirilişi düşünelim, anlayalım diye gece ve gündüzü yaratıp arka arkaya getirmektedir.

Mevsimler de ahreti, dirilişi başka bir boyutta ders olarak işlerler. Sonbaharda tabiat yaşlılığı, kışta ölümü temsil ederken ilkbaharda, yazda dirilişi ve gençliği canlandırır. Bunlar nefse ahret gününü adeta ders olarak okuturlar. Bir insanın mevsimlere basiret gözü ile bakarak ahret gününe, tekrar dirilişe karşı kayıtsız olması mümkün değildir. Yüce Allah (c.c.) insanları ahret gününe adeta bütün tabiatla, mevsimlerle davet etmektedir. Tabiat bütün varlığıyla bu iman esasını, yani ahret gününe, tekrar dirilişe imanı insanda doğurmak, geliştirmek, pekiştirmek için yaratılmış gibidir. Daha doğrusu tabiatın ve mevsimlerin en birinci vazifesi ölümden sonra hayatın olduğunu bizlere hatırlatmak olarak görülmektedir.

Ölümden sonra diriliş hususunda müminlerin şüphe duymaları söz konusu olamaz. Ama kalplerinin bu hususta mutmain olmalarını isteyebilirler. Nitekim Hz. İbrahim (a.s.) şu ayet-i kerime ile yüce Allah’tan (c.c.) böyle bir istekte bulunmuştur: ‘’Bir vakit de İbrahim: ‘Ya Rabbi, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster!’ demişti. Allah: ‘İnanmadın mı?’ buyurdu. İbrahim: ‘İnandım, fakat kalbimin iyice yatışması için...’ dedi. Allah: ‘Öyle ise kuşlardan dördünü tut, onları kendine alıştır, iyice tanıdıktan sonra her dağ başına onlardan birer parça dağıt. Sonra da çağır onları, koşa koşa gelsinler sana. Bil ki Allah gerçekten güçlüdür ve hikmet sahibidir! (Bakara suresi, 260)’’

Bu ayeti okuyunca ben kendi kendime böyle ahret günü ve yeniden diriliş hususunda her müminin kalbi yüce Allah’tan mutamainlik duygusu için istekte bulunabilir diye düşündüm. Gerçi Hz. İbrahim’e (a.s) verilen bu lutfun Kuran-ı Kerim’de zikredilmesi, bizler için de bu konuda ayrıca bir mutmainlik duygusu doğurmaktadır. Yalnız Hz. İbrahim (a.s) aynel-yakin (yaşarcasına) bir şekilde bu olaya şahit olmuştu. Bizler ise Kuran-ı Kerim’in bu lutfuyla ilmel-yakin (kesin bir bilgiyle bilircesine) bir şekilde olaya şahit olmaktayız. Arada elbette fark vardır. Yüce Allah’ın (c.c.) diğer müminlere bu konuda lütufkar olmaması düşünülemez. İşte şu ayetler bu lutuflara hizmet etmektedir. Zira yüce Allah (c.c.) bu ayetlerde ahret gününe, tekrar dirilişe inanmayan kimselerden ziyade müminlerin kalplerinin mutmain olmaları için gözlerini tabiata ve mevsimlere çevirmektedir:
‘‘Allah’ın rahmetinin eserlerine bir bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl da diriltiyor. Bunları yapan şüphesiz ölüleri de diriltir. O her şeye kadirdir. (Rum suresi, 50)’’
‘‘O’nun ayetlerinden birisi de şudur: Sen toprağı boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine bir su indirdiğimiz zaman titreşir ve kabarır. Onu dirilten Allah, ölüleri de elbette diriltir. O, her şeye gücü yetendir. (Fussilet suresi, 39)’’

Gerçekten insan tabiata ve mevsimlere yukarıdaki ayetlerin gözlüğü ile bakınca Hz. İbrahim Aleyhisselam’ın yukarıdaki ayette yaşadığı mucize cinsinden büyük bir mucizeye tanık olur. Özellikle ilkbahar mevsiminde tabiat adeta yeniden dirilişin bir gösteri alanı gibidir. Zaten yukarıdaki ayetler kafirler için sadece bir benzetmedir. Onları ikna sadedinde söylenildiğini pek sanmıyorum. Çünkü ilkbahar mevsimindeki tabiatın dirilişinin ahret günüyle, tekrar dirilişle karşılaştırılması, onlara hiç bir şey ifade etmez. Onlar büyük bir ihtimalle şöyle düşüneceklerdir: Dirilen tabiat tohum, kök gibi bir sebebe bağlı olarak ilkbaharda yeşilleniyor. Oysa insan öldüğünde tamamen çürümekte, geriye görünüşte böyle bir şey bırakmamaktadır. Gerçi peygamberimiz (s.a.s) bir hadis-i şerifte insanın kuyruk sokumunda bulunan zerre kadar küçük olan bir kemik parçasının asla çürümediğini, yanmakla ve yakılmakla yok edilemeyeceğini, tekrar dirilişin bununla gerçekleşeceğini belirtmiştir. Bir mümin için böyle bir sebebe bile ihtiyaç yoktur. Bu hadis onların imanlarındaki yakinliği artırmaz bile. Yüce Allah’ın ‘Ol!’ emri ile her insan, maddi bir sebep olmadan diriltilebilir. Yoktan ilk yaratılışı gerçekleştiren yüce Allah’ın (c.c.) ölümden sonra aynı kişileri yeniden yaratması için bir zorluk ve engel söz konusu değildir. Yüce Allah’ın ikinci kez yaratmak için insanın kuyruk sokumundaki zerre kadar küçük olan kemiğe hiç ihtiyacı yoktur. O sebepsiz de yaratabilir.

Yukarıdaki ayetler, mümin insanların ahrete gününe ve tekrar dirilişe iman hususunda mutamin olmalarını sağlama yanında bu konuda kuşkusu olan insanların imanlarını da elbette takviye etmektedir.

İnsanların böyle bir amaçla bahar mevsimlerinde kır gezisi yapmaları onların ahret gününe, tekrar dirilişe imanlarını güçlendireceği kesindir. Ben 21 Martta çeşitli ulusların düzenlediği Nevruz kutlamalarına hep bu gözle bakıyorum. Bunun eski bir hak dinin kalıntısına ve bozulmuş şekline ait bir bayram kutlaması olduğunu düşünüyorum. Bugün ateş üzerinde atlamalarıyla amacından saptırılmış ve bozulmuş bir hal alan Nevruz kutlamaları, ilgili hak dinin sağlam olduğu zamanlarda yukarıdaki ayetin işaret ettiği gibi din adamlarının insanları tabiata davet ederek onlara ahret gününe, tekrar dirilişe dair vaazları ile geçtiğini, bunun ardından özellikle fakirlerin doyurulduğu bir bayramın kutlandığını düşünmekteyim. Televizyonda Kazakistan’daki Nevruz kutlamalarında bunu biraz daha açık bir surette seyrettim, bu konudaki kanaatim daha bir pekişti. Orada Nevruz kutlamalarına özellikle halk ozanları (ki eski devirde bunlar din adamları idi) etkin bir şekilde katıldıkları gibi özellikle yemek ve eğlence törenleri de dikkat çekiciydi. Konunun bu yönü ile araştırılması büyük bir önem arz etmektedir. Şuna eminim ki, insanlar eski devirlerde kendi başlarına bir bayram uyduramazlardı. Bayramlar dinin bağrından çıkardı. Bu açıdan bir kaç ulusun bugün eski bir gelenek olarak kutladıkları Nevruzun geçmişte bir hak dinin bayramı olduğu bence gayet açıktır.

Elbette Nevruzun bir hak dinin kalıntısı olduğu kanıtlansa bile bu hiç bir zaman gerçek bir dini bayram olacağı anlamına gelmez. Yüce Allah (c.c.) İslam dininde kutlanacak dini bayramları belirlemiştir. Bunda artma ve eksilme yapılamaz. Ama Nevruzun bir hak dinin kalıntısı olduğu anlaşılırsa bu insanların tabiata daha anlamlı bakmalarını sağlayacaktır. Zaten geleneksel olarak bazı yörelerimizde çok etkin bir şekilde kutlanan ve devlet tarafından da ülke genelinde kutlanması için çeşitli şekillerde teşvik edilen Nevruz, güzelce biçimlendirilip anlamlandırılabilirse salt bir eğlence olayı değil de yukarıda sunduğumuz ayetlerin tefekkürüne bir zemin de teşkil edebilcektir. Belki din adamlarının daveti ve onların ahreti, tekrar dirilişi konu alan konuşmaları ile daha anlamlı kılınabilecektir. İnsanların yiyeceklerini paylaştığı, beraberce yeyip içip eğlendikleri anlamlı bir birlikteliğe dönüşebilecektir.

Ahrete imanda insan doğasından gelen şu olgu da çok önemlidir: Yüce Allah (c.c.) insanlar için açlık, susuzluk içgüdülerini tatmin için dünyada sayısız yiyecek ve içecek yaratmıştır. Öyle ki dünya çok zengin bir sofra gibi insanın bu iki içgüdüsüne hizmet etmektedir. Cinsellik içgüdüsü için de karşı cinsler yaratılmıştır. İnsanın içindeki ebedi yaşam arzusu ise boş yere yaratılmış olamaz. Hiç bir insan ölümü gönül hoşluğu ile kabul etmemeketdir. Ölümden sonraki hayata olan ihtiyaç, temel içgüdülerin enerjisinden daha bir güçlü olarak her insanda vardır. Elbette yüce Allah (c.c.), insanın fıtratında böyle bir kavurucu istek yarattığına göre ahret günü, tekrar diriliş de haktır. Bu olgu bir düşünce egzersizi olmaktan ziyade nefsin diline ve anlayışına daha uygundur.

Yüce Allah (c.c.) bütün iman esaslarına rızası dahilinde gereği şekilde iman etmeyi, son nefeste imanla gitmeyi nasip eylesin. Amin.



Üye Profil Bilgileri
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli- Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber…
GROZNIE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İman azalıp çoğalmaz TreecKo Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 0 08 Kasım 2013 19:21
İman nedir? TreecKo Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 0 08 Kasım 2013 19:16
Dünya ahiret bacımsın :d Forum Zero Komik Resimler 0 14 Şubat 2013 16:42
Dünyada Ahiret Görülür mü Aliaena Serbest Bölüm 0 23 Ocak 2013 12:49
Lütfen yeni keyler buraya....günü gününe... desparo Forum Çöplüğü 3 05 Mart 2012 19:19

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:16.

Sistem Bilgileri Bilinmesi Gerekenler
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.1.0 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd. Runs best on HiVelocity Hosting.
Lütfen Sorunlarınızı Buradan Bize Bildiriniz.

Sitedeki Tüm Paylaşımların Sorumlulukları Paylaşım Sahiplerine Aittir.
Soru Ve Sorunlarınız İçin Lütfen İletişim Bölümünü Kullanınız
Tema Tasarımı ForumZero.Net - Foxin


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736