Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu

   


Go Back   Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu > Eğitim Dünyası > Lise Ansiklopedisi > Biyoloji


Moleküler Biyoloji Evrime Ne Diyor?

Biyoloji


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 13 Kasım 2013   #1
Ne Mutlu Türküm Diyene
GROZNIE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 21 Nisan 2012
Alter: 31
Mesajlar: 3.862
Konular: 879
Rep Puanı: 235085
Rep Gücü: 3868
Rep Derecesi : GROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 375
Ettiği Teşekkürler: 275
Standart Moleküler Biyoloji Evrime Ne Diyor?

Dna gibi makromoleküllerin oluşması daha da ilginci oluşurken içinde bulunacağı canlının bütün bilgilerini taşıması evrim teorisini ret eden, teoriyi içinden çıkılması mümkün olmayan derin kuyulara atan bir gerçektir.

Fakat evrim teorisi taraftarları işlerine gelmeyen gerçekleri bilmezlikten, görmezlikten gelmekte ya da bu gerçekleri eğip, bükerek teori lehine yorumlamakta gayet ustadırlar.

Fakat maddeye indirgenemeyen bilginin maddeye dayanan varsayımlarla açıklanamayacağı ortadadır.

Ortadadır ama bu mantığa uygun olarak evrimciler gerçekte evrim teorisinin öngördüğü canlılığın oluşumu şemalarına tamamen ters düşen DNA veya protein dizilimi karşılaştırmalarının anatomi üzerine bina edilen sınıflandırma ile... örtüşmesinden (uyumundan) söz edebilmektedirler.

Evrim teorisi, 19. yüzyıldan bu yana, ufak tefek değişikliklere rağmen temelde aynı kalan bir hayat ağacı şemasını savunmaktadır. Bu şemanın canlıların evrimleşme süreçlerini ayrıntılarıyla gösterdiği iddia edilir.

Bu şema, canlıların anatomik benzerliklerine göre çıkarılmış, en çok benzer görülen canlılar birbirlerine en yakın evrimsel akrabalar olarak tanımlanmıştır.

Fakat bu tanımlama ardı önü düşünülmeden yapılmıştır. Nitekim gelişmeler bu tanımlamalar nedeniyle teoriyi çok güç durumlara düşürür.

Doğal olarak benzerlikler evrimin kanıtları ise benzersizliklerde anti evrimin (tersinimin) kanıtları olacaktır. Bu nedenle tersinim teorisinin kanıtları evrim teorisinin kanıtlarından çok daha bilimsel ve akılcıdır.

Fosil kayıtlarından gelen bilgiler çoğu kez bu şemaya uyum göstermese de, bazı noktalar karanlıkta bırakılarak, evrimcilerce öngörülen hayat ağacı şeması büyük ölçüde tamamlanmıştır denilebilir.

Fakat bir şeyi iddia etmek başka, bilimsel kanıtlar göstererek kanıtlamak başkadır. Şu canlı şu canlıya daha çok benziyor, o halde evrimsel akrabadırlar demekle o canlılar birbirlerinin evrimsel akrabası olmaz. Nitekim doğada bunun son derece çarpıcı örnekleri vardır.

Canlılık tarihinin belki de itiraz edilemeyen tek kanıtları olan fosiller evrim teorisinin bu varsayımlarını yalanlamakta, kesin bir dille ret etmektedir. (Fosiller bölümüne bakınız)

Dış görünüme ve fosillere dayanan bu şemanın test edilmesi ise, canlıların moleküler yapılarının (protein dizilimlerinin, DNA dizilimlerinin ve rRNA dizilimlerinin) birbirleriyle karşılaştırılması ile başlamıştır.

1970'lerde başlayan, ancak asıl olarak 90'lı yıllarda gelişen ve sekans (dizilim) analizi olarak bilinen yöntemlerle, farklı canlı türlerinin ortak proteinleri, ortak genleri veya ortak rRNA'ları (ribozomal RNA'ları) karşılaştırılmıştır.

Evrim teorisi savunucuları bu çalışmaların sonucunda teorilerine göre birbirlerine yakın akraba saydıkları canlıların molekül yapılarının, birbirine çok benzer çıkacağını ummuşlardır.

Ama sonuçlar onlar için tam bir hayal kırıklığı olmuştur.

Moleküler biyolojinin sonuçları, tek bir örnekten değil de farklı örneklerin bir arada incelenip topluca yorumlanmasıyla anlaşılabilir.

Bu toplu sonuçlar incelendiğinde ise, moleküler karşılaştırmaların benzer anatomi üzerinde bina edilen sınıflandırmaları altüst ettiği ortaya çıkmaktadır.

Proteinler, rRNA veya genler üzerindeki karşılaştırmalar, evrim teorisine göre birbirinin yakın akrabası sayılan canlılarda benzer olmaları gerektiği halde birbirinden çok uzak çıkmaktadır.

1996 yılında 88 proteinin dizilimi üzerinde yapılan karşılaştırmalar; tavşanları kemirgenler yerine primatlara yakın çıkarmıştır. Buna göre tavşanlar primatlara evrimsel yönden daha yakındırlar. Fakat evrim teorisi tavşanları benzerliklerini göz önüne alarak kemirgenler sınıfına koyar.

1998 yılında 19 farklı hayvan türünün 13 geni üzerinde yapılan analizler, denizkestanelerini (hiçbir evrimsel yakınlıkları iddia edilemeyen) kordalılar filumuna yakın göstermiştir.

1998 yılında 12 farklı protein temel alınarak yapılan karşılaştırmalar inekleri balinalara, atlardan daha yakın çıkarmıştır. Biyomoleküler benzerlikler göz önüne alındığında inekler balinalara atlardan daha yakın akrabadır. Fakat evrim teorisi ineklerle atları tetrapodlar sınıfına koyar.

Görüleceği gibi biyomoleküler benzerliklerin canlıların aynı hamurdan var edildiklerini kanıtlama dışında evrim yönünden herhangi bir anlam ifade etmez.

Illinois Üniversitesinden ünlü biyolog Carl Woese filogeni (evrimsel akrabalık) kavramının moleküler bulgular karşısında anlamını yitirdiğini şöyle kabul eder:

-Şimdiye kadar üretilen pek çok bireysel protein filogenilerinden hiçbir kapsamlı organizmal filogeni çıkmamıştır.

Filogenetik uygunsuzluklar, evrensel ağacın (evrimsel soyağacının) her yerinde görülebilir; köklerinden ana dallarına ve ana gruplamaları oluşturan grupların kendi aralarında.

= = =

Moleküler karşılaştırmalar evrim teorisini desteklemez. Pek çok bilim insanı bu fikirdedir.

1999 yılında Science dergisinde yayınlanan Elizabeth Pennisi imzalı makaleye Hayat Ağacını Yerinden Sökmenin Zamanı mı Geldi? başlığı atılmıştır.

Elizabeth Pennisi makalesinde, Darwinist biyologların evrim ağacını aydınlatmak için yürüttükleri genetik analiz ve karşılaştırmaların tam aksi yönde sonuç verdiği belirtilmekte, yeni verilerin evrimsel tabloyu kararttığı ifade etmekteydi.

Elizabeth Pennisi sözü geçen makalesini şunları yazarak devam ediyor.

-Bir yıl önce, bir düzineden fazla mikro organizmanın yeni dizinlenmiş genomlarını inceleyen biyologlar, bu bilgilerin yaşamın erken zamanlarının tarihi hakkındaki kabul edilmiş çizgileri destekleyeceğini ummuşlardı.

Ama gördükleri şey onları şaşkına düşürdü. O an mevcut olan genomların karşılaştırılması, yaşamın büyük gruplarının nasıl ortaya çıktığına dair tabloyu aydınlatmadığı gibi, onu daha da karışık hale getirdi. Ve şimdi, elde bulunan 8 yeni mikrobial dizilimle birlikte, durum daha da kafa karıştırıcı bir hal aldı...

Çoğu evrim teorisi taraftarı biyolog, yaşamın başlangıcını üç temel üzerinde bulabileceklerini düşünüyorlardı...

DNA dizilimleri, başka türlü genlerin karşılaştırılmasının yolunu açtığında, araştırmacılar basitçe bu ağaca (evrim ağacına) daha fazla detay ekleyeceklerini umuyorlardı. Ama hiçbir şey gerçekten bu kadar daha uzak olamazdı diyor Claire Fraser, Rockville Maryland'deki The Institute for Genomic Research'ün başkanı.

Aksine, (genetik) karşılaştırmalar, hem rRNA ağacıyla hem de birbirleriyle çelişki içinde bulunan pek çok farklı hayat ağacı versiyonu ortaya çıkardı.

Canlılık moleküler düzeyde incelendikçe, evrim teorisinin homoloji varsayımları birer birer çökmektedir.

Amerikalı moleküler biyolog Jonathan Wells, 2000 yılındaki durumu şöyle özetler:

-Farklı moleküller üzerine kurulu olan ağaçlardaki uyumsuzluklar ve moleküler analizler sonucunda ortaya çıkan garip sonuçlar, moleküler filogeniyi bir krize sürüklemiş durumdadır.

Sonuçta evrimcilerin en güvendikleri dağlara da kar yağmış görünüyor.

Canlılık? Bu Meçhul.

Yapılan bilimsel araştırmaların ulaştığı sonuç; bir kitabın selüloz ve mürekkepten meydana geldiği fakat selüloz ve mürekkep yığını olmadığı gibi canlılığında maddelerle ifade bulduğu fakat asla madde olmadığı, salt maddeyle ifade edilemeyeceğidir.

Selüloz ve mürekkeple ifade bulan kitaptaki anlam gibi canlılıkta biyomoleküllerle ifade bulur, eyleme geçer.

Bir bakıma vücut canlılığın içinde bulunmaya, eylem yapmaya uygun olarak tanzim edilmiş bir mekandır.

Bu tanzim edilme öylesine ince planlamalar, düzenler, sistemler, ayrıntılar ihtiva eder ki çok büyük bir ilmin ve kudretin eseri olmalıdır.

Bir canlı hücresi insanoğlunun tarihi boyunca karşılaştığı en kompleks yapıdır ve hala sırlarını yeterince çözebilmiş değiliz.

Bu nedenle bir canlı hücresinin rastlantılarla oluştuğu iddiası akıl, mantık ve bilimin inkârıyla eşdeğerdir.(Bilim ve canlı hücreleri bölümüne bakınız)

Canlı hücreleri ve evrim: Canlılar hücre denilen yapı taşlarından var edilmiştir. Bu yapı taşları iki çeşide ayrılmasına rağmen proteinler, aminoasitler gibi içsel malzemeleri aynıdır.

Belki de evrim teorisi savunucularının tüm canlıların tek bir ata hücreden evrimleşmiş zannetmelerinin en büyük nedeni budur. Doğal olarak bu yanlıştır.

Bu benzerlik sadece aynı malzemeden (doksan iki elementin en tanesinden ve bunların bileşiklerinden) var edilmeleri nedeniyledir.

Nitekim canlılarda kalp, beyin, göz, kulak gibi pek çok benzer organlar olduğu halde yapıları tamamen farklıdır ve türden türe geçiş mümkün değildir.

Ökaryot hücre - - prokaryot hücre

Görüleceği gibi iki hücre arasında rastlantılarla giderilemeyecek kadar derin farklılıklar vardır.

Her iki hücre türünün aynı dönemlerde öncesiz olarak ortaya çıkması evrim teorisinin açıklamaktan aciz kaldığı bu nedenle dinmeyen baş ağrılarından biridir.

ilk canlılığın nasıl ortaya çıktığı konusunda yapılan fosil araştırmalarında üç buçuk milyar yaşlarındaki kaya katmalarında tek hücreli canlı fosillerine rastlanmıştır.

Fakat aynı dönemlerde (ilk canlı hücresi ile çok hücrelilerin ortaya çıktığı dönem= yaklaşık üç milyar yıl) ortaya çıkmış ve yaşamış bu canlı hücreleri yapı olarak birbirlerinden tamamen farklı iki türdür ve günümüzdekilerle aynıdır. Herhangi bir değişim geçirmemişlerdir.

Yukarıdaki resimde de görüleceği gibi evrimleşme yönünden de öncelerinde herhangi bir canlı bulunmadığından şu hücre şundan evrimleşmiştir diye iddia edilememektedir.

Evrim teorisi savunucularının bu konuda teorileri paralelindeki tek savunuları daha ilkel kabul ettikleri prokaryot hücrelerin bir araya gelerek (birbirlerini yutma yöntemiyle) ökaryot hücreleri meydana getirdiği yönündeki varsayımlarıdır.

Fakat prokaryot ve ökaryot hücreler arasında öylesine derin benzersizlikler vardır ki böyle bir oluşum mümkün görünmemektedir.

Nitekim böyle bir oluşumun gerçekleştiği konusunda her hangi bir bilimsel bulguda yoktur.

Bir bakıma evrim teorisi canlılık konusundaki daha ilk adımda içinden çıkamadığı, teorinin paralelinde yanıtlayamadığı büyük bir problem ile karşı karşıyadır.

Bu arada ister prokaryot isterse ökaryot olsun tüm canlı hücrelerinin insanoğlunun bu zamana kadar rastladığı hala sırlarını çözemediği en kompleks yapılar olduklarını da bir kez daha hatırlatalım.

Evrimi bu gerçeği göz önüne alarak bir kez daha sorgulayalım

Mikroorganizmalar nedir? Ne değildir?

Mikroorganizmalar eserimizin en önemli bölümlerinden biridir. Evrim teorisine göre en ilkel canlı olması gereken bu tek hücreliler gerçekte birer yaratılış harikasıdırlar.

Mikroorganizma Yunanca mikrós küçük ve organismós canlı anlamındaki kelimelerin birleşmesinden meydana gelmiştir. Genelde mikrop kelimesiyle ifade bulan, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük organizmalardır.

10,000 kez büyütülmüş bir Escherichia coli bakteri kümesi

Tek hücreli mikroorganizmalar, yeryüzünde yaklaşık olarak 3-4 milyar yıl önce oluşmuş ilk canlı biçimleridir.

Evrim teorisine göre daha sonraki evrim süreci yavaştı ve yaklaşık olarak 3 milyar yıl boyunca Kambriyen öncesi devirde tüm canlılar mikroskobikti. Dünya tarihinin büyük bir kısmında tek canlı biçimi mikroorganizmalardı.

Trias döneminden beri mikroorganizmaların morfolojilerinin çok az değiştiğini gösterecek şekilde 220 milyon yıllık bir kehribarın içinde bakteri, algler ve mantarlar bulunmuştur.

Yaklaşık üç buçuk milyar yıldan beri var olan mikroorganizmaların bu süreç içinde neden değişmediklerini ya da çok az değiştiklerinin açıklamasını evrim teorisi ortaya koyamamaktadır.

Evrim teorisi ortaya koyamamaktadır ama bu gerçek tersinim teorisi öngörüleriyle tamamen uyuşur.

Yine evrim teorisinin varsayımına göre birçok mikroorganizma, hızlıca yenilenebilir ve bakteriler gibi mikroplar, çok farklı türler arasında, konjugasyon, transformasyon ve transdüksiyon ile serbestçe gen transferi yapabilir.

Evrim teorisine göre yüksek bir mutasyon oranı ve gen çeşitlemesinin birçok başka yoluyla bitiştirilmiş olan bu yatay gen transferi, mikroorganizmaların hızla, yeni ortamlarda yaşayabilmelerine ve ortam baskılarına karşı direnmelerine (doğal seçilim yoluyla) evrim ile olanak sağlamaktadır.

Bu konuda tersinim teorisinin görüşü ise biraz daha farklıdır.

Mikroorganizmalar kısa sürede çok fazla sayıda üreyebilen canlılardır.

Çeşitlenme ise üreme süresi, sayısı ve zamanla doğru orantılı olduğundan bu minik canlılar 3.5 milyar yıllık zaman diliminde (bakterilerin ortama uyum meziyetlerinin genişliği ve derinliği dikkate alındığında) inanılmaz sayıda (muhtemelen katrilyonlarca) çeşitlenmiş olmalıdırlar.

Her bakteri kümesinde de bu çeşitlilikten az yada çok sayıda bakteri bulunur. Ortama uyum sağlayamayanlar ölür, uyum sağlayanlar ise yaşar ve ürerler.

Evrimciler bu süreci (üstatlarının uzun süreçler isteyen kademeli evrim varsayımını dikkate almadan ya da yok sayarak) hızlı evrim olarak nitelendirirler. Bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç kazanmalarını (gerçekte direnç kazanma söz konusu değildir. O antibiyotiğe dirençli bakteri çeşidinin yaşamaya devam etmesi ve üremesidir) hızlı evrim olarak nitelerler. (Bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç kazanmaları bölümüne bakınız)

= = =

Mikroorganizmalar çok çeşitlidir.

Bu tanımlama bakterileri, mantarları, arkeaları, protistleri, yeşil algler denen mikroskobik bitkileri; plankton, planarya ve Amoeba gibi mikro hayvanları da içine almaktadır.

Kimi bilim insanları virüsleri mikroorganizmaların içine dahil etse de virüsler yapı farklılıkları nedeniyle canlı olmayan olarak da kabul edilmekte, bu sınıflandırmanın dışında tutulmaktadır.

Virüslerin canlı olmayan olarak tanıtılması evrim teorisine uygundur. Bunun nedeni de virüslerle diğer mikroorganizmalar arasındaki bu yapı farklılıklarının evrim teorisiyle açıklanması mümkün olmayan bir başka sorun olmasıdır.

Virüslerin canlılar aleminden ayrı tutulması bu sorunu çözmeyeceği açıktır.

Mikroorganizmaların büyük kısmı tek hücreli olsa da, bu hepsine genellenemez. Çünkü bazı çok hücreli organizmalar mikroskobik olurken bazı tek hücreli Thiomargarita Namibiensis gibileri çıplak gözle görülebildiğinden mikroskobik değildir.

Mikroorganizmalar, biyosfer'in akarsu olan her yerinde, aynı zamanda okyanus tabanındaki sıcak su kaynaklarında, atmosferin üst tabakalarında ve yer kabuğunun iç kısımlarındaki kayaların derinliklerinde yaşamaktadır.

Mikroorganizmaların en olmayacak yerlerde yaşama becerisi genelde bir evrim olarak yorumlanırsa da doğru değildir.

Çünkü söz konusu mikro organik canlılar sadece çeşitlenmiş türsel bir değişim oluşmamış, diğer ifade ile bir başka tür canlıya dönüşmemişlerdir.

Mikroorganizmalar, saprotrof olarak iş gördükleri için ekosistemlerin besin çemberinde çok önemlidirler.

Bazı mikroorganizmalar azot tutabildikleri için, azot döngüsünün en değerli parçalarıdır.

Son çalışmalar havadaki mikroorganizmaların yağış ve havanın oluşumunda etkili olabileceğini göstermektedir.

Mikroplardan aynı zamanda biyoteknoloji ile hem geleneksel besin ve yiyecek hazırlama yöntemlerinde hem de genetik mühendisliğine dayalı modern teknolojilerde yararlanılmaktadır.

Ancak patojenik mikroorganizmalar zararlıdır çünkü onlar milyonlarca insan, hayvan ve bitkinin ölümüne neden olacak şekilde diğer organizmalara girer, onların içinde çoğalırlar.

= = =

Tarihçesi: Mikroorganizmalar hakkında ilk fikirler Romalı akademisyen Marcus Terentius Varro'nun MÖ 1. yüzyılda yayınlanan ve içinde çiftlikleri bataklık yanında kurulmaması ikazı barındıran Tarım Üzerine adlı kitabında yer almaktadır:

-Ve çünkü gözle görülemeyen havada yüzen ve ağız ve burun yoluyla vücuda giren ve ciddi hastalıklara yol açan çok hızlı hareket eden tehlikeli yaratıklar vardır.

Bu ifade, eski zamanlarda insanların, hastalıkların gözle görülemeyen canlılar tarafından bulaştırılabilme olasılığının farkında olduklarını göstermektedir.

İbn-i Sina, El-Kanun fi't-Tıb isimli eserinde vücut salgılarının enfekte olmadan önce vücut dışından kirli organizmalar tarafından kirletildiğini ifade etmiştir.

İbn-i Sina aynı zamanda tüberküloz ve diğer hastalıkların bulaşıcı olabileceğini savundu, bunların enfeksiyöz hastalık olduğunu söyledi ve yayılmalarını engellemek için karantina uygulattı.

Büyük Veba Salgını 14. yüzyıl'da Endülüs'e ulaşınca Ibn Khatima, bulaşıcı hastalıkların insan vücuduna giren küçük canlılar tarafından yayıldığını yazdı.

Daha sonra 1546'da, Girolamo Fracastoro salgın hastalıkların, enfeksiyonu doğrudan veya dolaylı temas veya bazen çok uzun mesafelerde temas olmaksızın ileten taşınabilir tohum benzeri yapılar ile meydana getirildiğini ileri sürdü.

Mikroorganizmaların varlığına dair tüm bu erken döneme ait iddialar doğal olarak tartışmaya açıktı ve veriye veya bilimsel araştırmaya dayanmıyordu.

Mikroorganizmaların varlığı kanıtlanamamış, gözlemlenememiş ve 17.yüzyılın sonuna mikroskop bulununcaya kadar doğru ve açık bir biçimde tanımlanamamıştır.



Üye Profil Bilgileri
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli- Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber…
GROZNIE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Nisan 2014   #2
Avatar Yok
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 26 Nisan 2014
Alter: 27
Mesajlar: 23
Konular: 7
Rep Puanı: 10
Rep Gücü: 27
Rep Derecesi : HasinErkek is on a distinguished road
Aldığı Teşekkürler: 1
Ettiği Teşekkürler: 0
Standart Cevap: Moleküler Biyoloji Evrime Ne Diyor?

teşekkürler



HasinErkek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Biyoloji bilimindeki gelişmelerin insanlığa katkıları GROZNIE Biyoloji 0 11 Kasım 2013 15:38
Moleküler Biyoloji Nedir? OConner Biyoloji 0 01 Kasım 2013 20:06
Biyoloji Nedir? Çalışma Alanları. İlkeleri. İnsanlığa Katkısı vs. Thor Biyoloji 0 22 Ekim 2013 21:08
Anneniz Ne diyor? Regoan Komik Yazılar & Fıkralar 0 27 Aralık 2012 18:53
Anneniz Ne Diyor? kasttas Komik Yazılar & Fıkralar 0 19 Aralık 2012 02:27

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:02.

Sistem Bilgileri Bilinmesi Gerekenler
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.1.0 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd. Runs best on HiVelocity Hosting.
Lütfen Sorunlarınızı Buradan Bize Bildiriniz.

Sitedeki Tüm Paylaşımların Sorumlulukları Paylaşım Sahiplerine Aittir.
Soru Ve Sorunlarınız İçin Lütfen İletişim Bölümünü Kullanınız
Tema Tasarımı ForumZero.Net - Foxin


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736