Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu

   


Go Back   Forum Zero - Türkiyenin En İyi Online Oyun Forumu > Genel Sohbet ve Haber Bölümü > Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk > Atatürk Şiirleri & Mektupları


Ey Kahraman Türk Kadını ! Sen Yerde Sürünmeye Değil, Yükselmeye Layıksın!

Atatürk Şiirleri & Mektupları


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 15 Kasım 2013   #1
Ne Mutlu Türküm Diyene
GROZNIE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Profil Bilgileri
Üyelik tarihi: 21 Nisan 2012
Alter: 31
Mesajlar: 3.862
Konular: 879
Rep Puanı: 235085
Rep Gücü: 3868
Rep Derecesi : GROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond reputeGROZNIE has a reputation beyond repute
Aldığı Teşekkürler: 375
Ettiği Teşekkürler: 275
Standart Ey Kahraman Türk Kadını ! Sen Yerde Sürünmeye Değil, Yükselmeye Layıksın!

ATATÜRK VE TÜRK KADINI


Kadın hakları ve kadınların erkeklerle eşitliği konusunda geçen asırdan itibaren batı ülkelerinde ve toplumlarında yoğun mücadelelerin verildiği ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere' nin bu mücadelelerin en şiddetlilerini yaşadığı bilinmektedir. Ülkemizde, gerek Osmanlı İmparatorluğu ve gerek Cumhuriyet döneminde kadınlarımızın kendi hakları konusunda, batı ülkelerindekine benzer şekilde mücadele ettiklerini söylemek mümkün değildir. Ama biz kadınlara birçok batı ülkesinden daha evvel bu hak Atatürk tarafından verilmiş ve hatta adeta sunulmuştur. Cumhuriyet Dönemi ve Kadın Hakları teokratik bir devlet yapısının ve kadın haklarının kısıtlı olduğu bir toplum düzeninin olduğu Osmanlı İmparatorluğu' ndan, kadın-erkek eşitliğinin kabul edildiği modern Türkiye Cumhuriyeti' ne geçiş, bir çok devrimler ile mümkün olabilmiştir. Bu devrimler içinde, kadınların erkekler ile eşit toplumsal varlıklar olarak toplum içinde yerlerini almaları bir uygarlık aşamasıdır ve Atatürk Devrimleri' nin en önde gelenlerinden birisidir. 1926 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından kabulle yürürlüğe giren ve Türk kadınlarını 'şeriat' zincirinden kurtaran Medeni Kanun ile, Türk kadınına bin yıl evvel kaybettiği hakların iade edilmesinin temeli oluşmuştur. Artık kadın güçlenmeye, kişiliğini bulmaya başlamış ve erkeğinin yanında sosyal faaliyetlere katılmaya hazırdır. Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Haklarının Verilmesi Medeni Kanun ile erkeklerle eşit haklara sahip olan Türk kadınına, 3. TBMM tarafından 3 Nisan 1930' da kabul edilen bir yasa ile belediye seçimlerine katılma hakkı tanınmıştır. 1931 yılında da Türk kadını ilk kez tıp dünyasında varlığını göstermiş ve ilk kadın cerrahımız çalışmaya başlamıştır. 4 Mayıs 1931' de ilk toplantısını yapan IV. TBMM tarafından 26 EKim 1932' de kabul edilen bir yasa ile Türk kadınına muhtar, köy ihtiyar kurulu üyeliğine seçilme ve seçme hakkı tanınmış; ertesi yıl da, 8 Ekim 1934' de kabul edilen ve 5 Aralık 1934'de yürürlüğe giren bir başka yasa ile kadın-erkek eşitliği alanında bütün haklar, 'Kadınlara Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkı' nın tanınmasıyla verilmiş oluyordu. Atatürk' ün Kadın Hakları Konusundaki Görüşleri ve Gerçekleştirdikleri, bugün dünya aydınlarının ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı 'nın yaymaya çalıştığı kadın hakları ile ilgili görüşler, Atatürk tarafından çok önceleri dile getirilmiş ve çoğunlukla da uygulama alanına sokulmuştur. Atatürk, Cumhuriyet' in ilanından dokuz ay önce Şubat 1923 'de şöyle demiştir:



'Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir.'

Atatürk, çağdaş bir düşüncenin ürünü olan bu sözleriyle kadının toplumdaki yerini belirlemiştir. Atatürk' ün Türk kadınına beslediği sevgi ve saygı, Kurtuluş Savaşı' ndaki gözlemleri ile iyice perçinleşmiştir. 1923 yılında Konya' da yaptığı bir konuşmada, bu hissiyatını büyük bir içtenlikle dile getirir.

'Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.'



Atatürk 30 Mart 1923' de Vakit Gazetesi' nde yayınlanan bir beyanatında;

'İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin? '

Türkler tarih boyunca, babaerkil denilen aile yapısını gönüllerine yerleştirememişler ve benimseyememişlerdir. İşte Atatürk, milletin geçmişindeki ve özünde var olan fakat özlem haline getirilmiş bir hakkı, bir duyguyu devlet varlığına geçiren devrimci olmuştur.

'Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın'

diyerek, yaptıklarının gerekçesini az, öz ve muhteşem bir ifade ile belirtmiştir. Kadınların giysileri de Atatürk' ün üzerinde çok önemle durduğu bir başka konu olmuştur. Bu konuda Atatürk, 1 Eylül 1925' de İkdam Gazetesi' nde yayınlanan bir beyanatında şöyle dedi:

'Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başında bir bez, peştemal veya buna benzer birşeyler asararak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın manası neye delalet eder? Medeni bir millet anası, bir millet kızı için bu garip şekiller, bu vahşi vaziyet nedir? Bu hal milleti çok gülünç gösterir ve derhal düzeltilmesi lazımdır'.

1925 yılında İnebolu gezisinde Atatürk, örtünen kadınlarla ilgili şunları söyledi:

'Onlar yüzlerini cihana göstersinler ve gözleri ile cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak hiçbir şey yoktur. Önemli olarak şunu ihtar edeyim ki, bu halin muhafazasında inat ve taassup, hepimizi en az kurbanlık koyun olmak istidadından kurtaramaz..'

31 Temmuz 1932' de Türkiye güzeli Keriman Halis' in, Belçika' da yapılan yarışmada dünya güzeli seçilmesi üzerine Atatürk O'na 'Ece' ünvanını verir ve Türk kadınına şöyle seslenir:

'Şunu ilave edeyim ki! Türk ırkının dünyanın en güzel ırkı olduğunu tarihten bildiğim için, Türk kızlarından birisinin dünya güzeli seçilmiş olmasını çok tabii buldum. Fakat Türk gençlerine bu münasebetle şunu hatırlatmayı da lüzumlu görürüm: Övünç duyduğumuz tabii güzelliğinizi fenni tarzda muhafaza etmesini biliniz ve bu yolda uyanık olunuz ve bu gelişmelerin aralıksız gerçekleşmesini ihmal etmeyiniz. Bununla beraber, asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, analarınızın ve atalarınızın oldukları gibi, yüksek kültürde ve yüksek faziletle dünya birinciliğini elde tutmaktır.'

Atatürk, 18 Nisan 1935' de kendisinin himayesinde İstanbul' da toplanan ve aralarında ünlü nükleer fizikçi Madam Eve Curie' nin de bulunduğu, dünyanın dört bir yanından gelen kadınların katıldığı 'Milletlerarası İlk Kadın Kongresi' delegelerine şöyle seslenir:

'Türk kadınının dünya kadınlığına elini vererek, dünyanın barış ve güveni için çalışacağına emin olabilirsiniz.'

Ulu önder, Türk kadınlarının hiçbir alanda erkeklerden ve Avrupalı kadınlardan geri kalmayacakları yolundaki inancını da şu sözleriyle belirtmiştir:

'Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip, donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.'

Türk toplumunun gelişip yükselmesinde aile yapısının önemine inanan Atatürk, şöyle demektedir:

'Bu millet esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk milleti öyle analara sahiptir ki her bir devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha büyük nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir.'

Türk kadını, yüzyıllardır özlemini çektiği haklarına sahip olmada; en azimli, inançlı ve güçlü desteği Atatürk' ten almış ve çağdaş ülke kadınlarının önüne geçmiştir. Örneğin; İtalya' da kadınlar ancak 1948 yılında seçimlere girebilmişler. Japon kadınları ise seçim haklarını ancak 1950 yılında alabilmiştir. Medeni Kanun' ları aldığımız İsviçre' de ise, kadınlar haklarını 1971 yılına kadar alamazken, çağdaşlamada örnek aldığımız İsveç ve Danimarka gibi ülkelerde de durum farklı değilken, Türk kadınına 1935 yılında seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Bu vesile ile bakın Atatürk nasıl seslenir:



'Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasi hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir. Türk kadını, evdeki medeni mevkiini selahiyetle işgal etmiş, iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler göstermiştir. Siyasi hayatla, Belediye seçimleriyle tecrübe kazanan Türk kadını bu sefer de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medeni memleketlerin birçoğunda, kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu selahiyet ve lihakatle kullancaktır.'

Atatürk hayatta iken yapılan son seçim olan, 1935 yılı seçimlerinde ilk kez seçilme hakkını da kullanan Türk kadını, TBMM' ne onsekiz kadın milletvekili ile girmiştir. Bu onsekiz Türk kadının yüce meclisin çalışmalarına ne ölçüde katkıda bulundukları ve kararlarında ne denli etkili oldukları meclis tutanakları ile sabittir. Ayrıca kişisel tutumları da övünç vesilesi ve geleceğe olan inançları kuvvetlendirici mahiyette olmuştur. Atatürk' ün, çağı ve değişeni değil, değişecek zamanı milletine göstermesi, kadın hakları ve kadın-erkek eşitliği konularında, 'BM İnsan Hakları Evrensel Bildirisi', 'İnsan Hakları Sözleşmesi' gibi konular, daha insanlık tarihinin ufkunda bile görünmemişken Türk Kadınına, haklarını vermesinin değeri daha iyi anlaşılır. Bağımsızlık mücadelesi yapan ülkeler nasıl Atatürk' ü örnek bir lider almışlarsa, kadın hakları uğruna uğraş ve savaş verenler de, onu bir devrimci olarak aynı şekilde örnek almak durumundadırlar. Çünkü bütün insanlık tarihi boyunca, tarihin hiçbir döneminde, hiçbir lider kadın hakları konusunda Atatürk kadar önsezili ve öngörüşlü olmamış, onun kadar uğraş ve savaş vermemiştir. Ne mutlu bir Atatürk yetiştiren Türk kadınına, ne mutlu O'na sahip olan Türk milletine...

Amiral (e) Çetinkaya APATAY Atatürk Türkiye'sinin Türk Kadını'na Kazancı Kitap Ticaret A.Ş. 1996



DÜNYA ÜZERİNDE GÖRDÜĞÜMÜZ HER ŞEY
KADINLARIN ESERİDİR.
Ay bize bir tarafı ile görünürmüş. Bu görünen tarafın özelliklerini de gökyüzü bilginleri ilim gözlüğü ve teknik araçlarla görürlermiş. Ayın diğer tarafı ile onun özellikleri bilginlerin bile meçhulü imiş. Büyük adam Atatürk için de hal böyledir.

Büyük Atatürk’ün zamanında yaşamış olanların saadetine, insanlık her zaman saygı duyacaktır. Onu görmüş, onun teneffüs ettiği havayı teneffüs etmiş olanlar,“tarihin çok büyük bir devrini yaşamış insanlar” diye anılacaklardır. Ve nesiller değiştikçe yeni zamanlar, yeni medeniyetler, yeni fikirler doğdukça Atatürk daha çok büyüyecek, zaman onun “ölmezlik” ruhunu insanlığa daha iyi anlatabilecektir.

Şüphesiz Atatürk’e dair pek çok eser neşredilmiştir. Fakat şu da muhakkaktır ki pek çok doküman hala hatırlarda yaşamakta ellerde muhafıza edilmektedir. Bütün bunları bugün ortaya koymazsak zaman onları değiştirebilir.

O, tam manasıyla ve her alanda bir devrimci idi. Onun içindir ki Atatürk’ü bütün yönleri ile belirleyebilecek bir eser ancak Atatürk’ün bütün cephelerini aydınlatacak dokümanların bir araya toplanması ile vücuda gelebilecektir.

Atatürk Türk kadınına çok büyük önem verirdi. Çünkü onun da anası bir kadındı. Bu ana; oğluna daha beşik çocuğu iken vatan ve millet sevgisini telkin eden ninnilerden başlamış onu her çağında aynı akidelerle büyütmüş, köyde, şehirde tahsile sevk etmiş, ilim ve irfan aşılamıştı. Yetişen, mevkiini bulan halaskar oğlunu o, Mustafa kemal yapmıştır.

Mustafa Kemal, Atatürk olduktan sonra unutmadığı en önemli şey her zaman o kadının yani anasının o mübarek elini büyük bir saygı ile öpmekti. Sonra anasının karşısında o büyük adam küçülür, Mustafa, hatta Mustafacık olurdu. Konuşmaları, latifeleri pek içten kaynayan sevgilerinin maskeleri idi.

İşte Gazinin kadınlar hakkındaki görüşleri anası ile başlamış ve tüm Türk kadınları hakkındaki görüşleri ile devam etmiştir. “Kadınlarımız haddi zatında hayatı içtimaiye de erkeklerimizle her vakit yan yana yaşadılar. Bugün değil, eskiden beri, uzun zamanlardan beri kadınlarımız erkeklerle baş başa, hayatı cidalde, hayatı ziraatta, hayatı maişette, erkeklerimizden yarım adım geri kalmayarak yürüdüler. Belki erkeklerimizin memleketi istila eden düşmana karşı süngüleriyle, düşmanın süngülerine göğüslerini germekle düşman karşısında ispatı vücut ettiler. Fakat erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun hayat menbalarını kadınlarımız işletmiştir. Memleketin esbabı mencudiyetini hazırlayan kadınlarımız olmuş ve kadınlarımız olmaktadır. Kimse inkar edemez ki, bu harpte ve ondan önceki harplerde milletin kabiliyeti ve hayatiyesini tutan hep kadınlarımızdır. Çift süren, tarlayı eken, ormandan odunu, keresteyi getiren mahsulleri pazara götürerek para kazanan, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber sırtiyle, kağnısiyle, kucağındaki yavrusiyle yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip, cephenin mühimmiyatını taşıyan hep onlar, hep o ulvi, o fedakar, o ilahi Anadolu kadınları olmuştur. Hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük kalpli kadınlarımıza şükran ve minnetle ebediyen taziz ve takdiz edelim.” Diyen Gazi Mustafa Kemal kadınlara verdiği önemi bu kısa söyleşisinde büyük bir önemle vurgulamıştır.

Atatürk’ün söyleşisinde de vurguladığı gibi Türk ulusunun bu tarihi dönemecinden dönmesini sağlayan en önemli unsur kadınlarımız olmuşlar. Ancak 5 Aralık 1934 tarihinde TBMM’den çıkan ve 11 Aralık 1934 tarihli 2877 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2598 sayılı kanun ile Türk kadını tam 50 yıl önce seçme ve seçilme hakkına kavuşmuştu. Cumhuriyetimizin kurucusu, eşsiz insan Atatürk’ün önderliğinde Malatya milletvekili İsmet İnönü ve 191arkadaşının girişimi ile Türk kadını bu hakkı gelişmiş veya gelişmemiş birçok ülkeden çok önce elde etmiştir. Nitekim demokrasi ile yönetilen ve kendilerini uygar olarak niteleyen bazı milletlerin kadınları bile, siyasal haklarını Türk kadınlarından çok sonra alabilmişlerdir.

İşte Türk kadınının bu hakkı, çabasız elde ettiği yönünde birçok görüş ortaya atılmıştır. Acaba bu görüşler geçerli midir! Kanımca geçerli değildir. Çünkü bu hak Türk kadınının yüzyıllardan beri toplum içerisinde yüklendiği sorumluluklarından kaynaklanmıştır. Gerçekten, tarih boyunca Türk kadını Türk erkeği ile yan yana, omuz omuza, yürek yüreğe vatanın ve milletin kurtulması ve mutlak ilerlemesi için sürekli çalışmıştır.

Cumhuriyetin ilanının ilk seneleriydi. Ankara’da bir balo veriliyordu. Atatürk’ün de şereflendirdiği baloda bir aralık milletvekillerinden birinin partneri ile hiç alakadar olmadığı ve başka kadınlarla dans ettiğini gören Atatürk, ona bir ders vermeye karar verdi. Bu milletvekili partneri ile kıyas edilemeyecek kadar yakışıklı ve alımlı, partneri ise şişman, çirkin giyimli bir kadın idi. Atatürk bu durumdan hiç de hoşnut olmamıştı. Gülümseyen kaşları bir anda çatıldı.

Bir aralık Atatürk büyük bir ciddiyetle bu milletvekilinin partnerinin yanına gitti ve onu dansa davet etti. Şişman kadın büyük bir memnuniyetle kalktı ve dansa başladılar. Bütün gözler onlara takılmıştı… Tabi bu durumu
yakışıklı milletvekili de görmüş ve bu hareketin kendisine matuf olduğunu anlayabilmişti. Atatürk bir aralık: “çok güzel dans ediyorsunuz” ve “çok hafifsiniz” gibi kadını yatıştırıcı sözler sarfetti.
Kadın da bundan çok memnun oldu. Milletvekili
ise bu durumdan çok utandı ve hemen diğer kadınlarla ilişiğini kesip kendi karısı ile dans etmeye başladı. İşte Atatürk kadınlara verdiği değeri milletvekiline verdiği bu ceza ile tüm Türk toplumuna daha fazla anlamalarını sağladı.

“Modern demokraside ferdi hürriyet, hususi bir değer ve ehemmiyet kazanmıştır. Artık ferdi hürriyetlerde devletin ve hiç kimsenin karışması mevzuu bahis bile olamaz.” diyen gazi yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti’nin artık modern bir demokrasi devleti olduğunu vurgulamıştır. “Kadınlarımız her millette olduğu gibi bizim milletimizde de ne kadar yüksek ehemmiyeti olduğunu söylemeğe lüzum yoktur. Bizim milletimizde kadın bu ehemmiyeti eskiden beri hakikaten en ulvi derecede ihraz eylemiştir. Büyük atalarımız ve onların anaları tarihin vukuatın şahadetiyle sabittir ki cidden yüksek faziletler göstermişlerdir… işte böyle demokratik
bir toplumu ehemmiyetlerini ulvi derecede
sergileyen kadınlarımız, analarımız sayesinde kavuşmuş bulunuyoruz…” diyen Mustafa Kemal Atatürk kadınlarımızın birer mücevher kadar değerli şahsiyet olduklarını ve içerisinde bulunduğumuz demokratik toplum yapımızı da onlar sayesinde kazandığımızı çok güzel bir şekilde vurgulamıştır.

Kurtuluş savaşı iki yıl önce bitmiş, kadınlar erkeklerin yanında kendilerini siper ederek Türk topraklarını en iyi şekilde savunmuşlardır. İşte tam bu zamanlar savaştan sonra Anadolu da yaşanan acıları ve eziyetleri gazetesinde köşe etmek isteyen bir İngiliz gazetecinin kalemini eline alması ile şu yazılar dökülür kağıda: “Atatürk’ün güzel vatanında bulunduğum günlerde bu kar ve güneş ülkesi Türkiye’nin güzelliklerine, görkemli Anadolu yaylalarına, ve tarihsel olayların tanığı uçsuz bucaksız yollarına hayran oldum. Fakat beni bunlardan daha çok duygulandıran başka güzellikler de keşfettim. Bunlar: Türk ulusunun ruh enginliği, kadınlarının derin, manevi zenginlikleri, ulusun var olma iradesi, ve fedakarlığın büyüğü olan kadınlardır…” işte bu durum Türk kadının sadece Türk ulusunda değil, neredeyse tüm dünya ülkelerinde saygın bir yerinin olduğunun göstergesidir. Elbette bu saygın ve gösterişten uzak köşe Kurtuluş Savaşında, Türk kadının aldığı engin başarı sayesinde kazanılmıştır. Türk kadını Türk ulusunun gururlarıdır.

Türk kadınları tarihleri boyunca yaptıkları gibi liderlerin ve savaşanların gerisinde yürüdüler. Sessiz ancak heyecan verici kahraman örnekleri sergilediler. Sefaletten zayıflamış omuzları üzerinde veya kağnılarda cepheye silah ve cephane taşıdılar. Düşmanın işgal etmiş olduğu bölgelerde büyük acılar çektiler, tecavüze uğradılar, ölüleri için ağladılar. Gazi Mustafa Kemal de o zamanlar bu durumun farkındaydı. Bu nedenle 1923’te Türk kadınının sosyal durumundaki değişikliği gerçekleştirmek için ulus içinde bir hareket başlattı.
Çünkü bu iş sadece kadına uygun ve doğru bir ka nun çıkartma işi değildi. Burada asıl olan şey halkın
bu alandaki inanışlarının değiştirilmesi gerektiğine halkı inandırabilmekti. Mustafa Kemal bu konuda halka şöyle seslenmektedir: “Türk kadınının en büyük görevi analıktır. İlk terbiye verilen yerin ana kucağı olduğu düşünülürse bu görevin önemi gereği gibi anlaşılır. Ulusumuz kuvvetli bir millet olmaya azmetmiştir. Bu günün gereklerinden biri de kadınlarımızın (analarımızın) her alanda yükseltilmelerini sağlamaktır. Ancak kadınlarımız eğer milletin hakiki anası olmak istiyorlarsa erkeklerimizden ziyade münevver ve fazilet kar olmaya çalışmalıdırlar.” İşte bu seslenme ile Atatürk Türk kadınının devletin hakiki anası olması için erkeklerden daha çok sorumluluklar üstlenmeleri gerektiğini büyük bir dikkatle vurgulamıştır.

Bu gün Birleşmiş Milletlerin Anayasasında: “İnsanın ana haklarına, kişinin haysiyet ve değerlerine, erkek ve kadınlar için olduğu gibi büyük, küçük milletler için de hak eşitliği” prensibi kabul edilmiştir. Bu prensip milletler için uygulanması istenen bir ideal olup, insan cemiyetlerinin bugün erişmeyi öngördüğü kurallardır.

20. yüzyılın kadın hakları için öngördüğü bu hakeşitliği tabi ki her ülkede tam anlamıyla uygulanmakta değildir. Uygulandığı gün bu bir ideal olmaktan çıkacaktır. Dünya nüfusunun yarısından fazlası kadındır.

Bu da çok büyük bir güçtür dünya üzerindeki kadınları yok sayarsak dünyanın gücünün de yarısından fazlasının alınmış olmasına neden oluruz. Bu insan gücünün (dünya üzerindeki kadınları gücü) ekonomik ve kültürel alanlarda bu günkü bilgilere sahip olarak verimli bir halde olması dünya uygarlığına yarar sağlar. Ancak bu yarar için kadının da yasalar karşısında eşit olması hakkı gerekir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti kanunları karşısında erkek ve kadın ayrılığı yoktur. Eşit hak ve görevlerle Türk vatandaşı vardır. Bu durum bu zamana kadar çeşitli bölgelerde çeşitli medeniyetler kurmuş olan tüm Türk devletleri açısından böyle olmuştur. Yani kurulan Tüm Türk devletlerinin törelerine göre kadın, kısmen eşit hak ve özgürlüklere sahip olmuştur. Örneğin hakan ve hatun milleti beraber temsil eder, onları beraber yönetirdi. Yalnız hakanın ağzından çıkan değil, hatunun ağzından çıkan da yasa ve yönetim olarak kabul edilirdi.

Sonuç olarak Gazi hiçbir zaman kadındır, erkektir diye ayrım yapmamış, her zaman Türk askerine hizmet eden kadınlarımızı ulusun göz bebeği olarak kabul etmiştir. Ve bunu: “Kahraman Türk kadını sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlarımız üstünde göklere yükselmeye layıksın” sözcükleri en iyi şekilde vurgulamaktadır…



Üye Profil Bilgileri
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli- Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber…
GROZNIE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türk her yerde Türkkk GROZNIE DarkOrbit Ekran Görüntüleri ve Videolar 31 27 Ocak 2017 01:51
Kahraman Türk: Kürşad ALL STAR Serbest Bölüm 2 01 Mayıs 2013 02:54
kahraman türk kadınları ALL STAR Serbest Bölüm 0 30 Nisan 2013 20:18
Rusya bu Türk kadını konuşuyor mehmedcan Güncel Haberler 0 23 Ocak 2013 17:18
Kadını Bırak ATAK T-129 Komik Yazılar & Fıkralar 0 03 Ocak 2013 12:22

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:59.

Sistem Bilgileri Bilinmesi Gerekenler
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.1.0 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd. Runs best on HiVelocity Hosting.
Lütfen Sorunlarınızı Buradan Bize Bildiriniz.

Sitedeki Tüm Paylaşımların Sorumlulukları Paylaşım Sahiplerine Aittir.
Soru Ve Sorunlarınız İçin Lütfen İletişim Bölümünü Kullanınız
Tema Tasarımı ForumZero.Net - Foxin


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736